10 Mayıs 2010 Pazartesi
DÜNYADA LİBERAL ÖNDERLER
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
DÜNYANIN SOLU: SOLCU ÖNDERLER
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRK SOLU
Siyasetçi-İdeolog
Mustafa Suphi (1883-1921): 1920’de Türkiye Komünist Partisi’ni kuran Suphi, Bilimsel Sosyalizm’in evrimi konusunda önde gelen teorisyenlerdendir.
Mehmet Ali Aybar (1908-1995): 1962’de Türkiye İşçi Partisi’nin başkanı ve ardından Sosyalist Devrim Partisi’nin kurucusu olan Aybar, güleryüzlü sosyalizm ilkesi ile ulusa özgü sosyalizm fikrinin savunucularındandır.
Behice Boran (1910-1987): Aybar’ın ardından TİP’in genel başkanı olan Boran, SSCB’nin Çekoslovakya’yı işgalini destekleyen grupta yer aldı. Sosyalizme geçişten önce ayrı bir aşamanın gereksizliğini savunarak sosyalist devrim görüşünü ortaya koydu.
Mihri Belli (1915- ): TKP yöneticiliği yapan Belli, Türkiye Emekçi Partisi ile Özgürlükçü Demokrasi Partisi’nin kurucularındandır. Türkiye’deki koşulların yetersiz olduğu gerekçesiyle sosyalist devrimden önce demokratik devrimi öngören Milli Demokratik Devrim fikrinin teorisyenlerindendir.
Doğan Avcıoğlu (1926-1983): Sol Kemalizmin ve Milli Demokratik Devrim fikrinin öncü teorisyenlerinden olan Avcıoğlu, devrimin ancak ordu gibi bir unsur tarafından gerçekleştirilebileceği teziyle 9 Mart 1971’de başarısızlıkla sonuçlanan bir darbe planladı.
Hikmet Kıvılcımlı (1902-1971): Milli Demokratik Devrim’in teorisyenlerinden olan Kıvılcımlı, Marksist klasikleri Türkçe’ye ilk çeviren ve Türk solunun en özgün ideologlarındandır.
Doğu Perinçek (1942-) Mao çizgisinde olan ve 1970’lerden bu yana pek çok parti kuran Perinçek, bugün ulusal solun önde gelen temsilcisidir.
Siyasetçi
Bülent Ecevit (1925- ): 1970’lerin başında “ortanın solu” doktrinini benimseyen Ecevit, 1980’lerle birlikte Marksist kökenli olmayan ulusal ve demokratik sola dönüş yaptı.
Edebiyatçı
Nazım Hikmet (1902-1963): Solun en büyük edebiyatçılarından olan Hikmet, 1951’de T.C. yurttaşlığından çıkarıldı.
Atilla İlhan (1925- ): Şair, romancı ve eleştirmen İlhan, orta yolu savunan sol Kemalistlerdendir.
Edebiyatçı-İdeolog
Kemal Tahir (1903-1973) Marksist tarih anlayışına alternatif, yerel ve özgün bakış açısıyla çok önemli bir katkı sağlayan Tahir, tarihsel roman geleneğinin de önde gelen temsilcilerindendir. Osmanlı tarihine yaptığı vurguyla Marksistleri bu konu üzerinde araştırmaya yönlendirdi.
İdeolog-Akademisyen
İdris Küçükömer (1925 –1987): Türkiye’nin gelmiş geçmiş en özgün ve en ilginç sol ideologlardan olan Küçükömer, Kemal Tahir ile aynı çizgidedir. Türkiye’de “sol” olarak sunulan kesimin her türlü ilerlemeye engel olduğu yönündeki iddiası büyük tepki topladı. 1960’larda Türkiye İşçi Partisi’nde aktif siyaset yapmıştır.
Sadun Aren (1922- ) Keynesyen iktisadı Türkiye’ye getiren bilim adamı olan TİP milletvekili Aren, Aybar’a karşı Behice Boran ile aynı safta durdu.
Halil Berktay (1948- ): Türkiye’de Maocu hareketin ve 80’li yıllarda “piyasa sosyalizmi”nin ideologlarındandır.
Şevket Süreyya Aydemir (1897-1974): Kadro Hareketi’nin öncülerinden olan ve tarihçi kimliğiyle ön plana çıkan Aydemir, tek parti döneminde komünizme yakın ekonomik ilerleme programlarını ortaya attı ve “sürekli devrim” tezine yakın bir duruş sergiledi.
Niyazi Berkes (1908- ): Batı’nın analiz sistemini Türkiye’ye uyarlayan sosyal bilimlerin öncülerindendir.
İdeolog
Zekeriya & Sabiha Sertel (1890-1980) & (1895-1968): Sol ideologlardan olan Serteller, Tan gazetesinin sahipleridir.
Eylemciler
Deniz Gezmiş (1947-1972) – Mahir Çayan (1945-1972) – Yusuf Aslan (1947-1972) – Hüseyin İnan (1949-1972) – İbrahim Kaypakkaya (1949-1973): Silahlı propaganda yapan devrimci gençlik hareketinin simgelerindendir.
Tamer Akçam: Dev-Genç’in bölünmesinin ardından Sovyet çizgisini takip eden Dev-Yol örgütünün lideri oldu.
Dursun Karataş: Dev-Genç’in bölünmesinin ardından 1994’te DHKP-C adını alacak olan Dev-Sol’un lideri oldu.
RAKAMLARLA TÜRKİYE'DE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
2007 GENEL SEÇİM SONUÇLARI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
ASKERÎ DARBELERE KARŞI İRADE-İ MİLLET
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRKİYE'DE ÖZELLEŞTİRMELER
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRKİYE'DE SENDİKALAŞMA VE KONFEDERASYONLAR
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRKİYE'DE ALEVİ ÖRGÜTLENMELERİ
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRKİYE'DE KILIK-KIYAFET MÜCADELESİ
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
LAİKLİK MUAMMASI: ZAMANA, MEKANA VE MUHATABA GÖRE LAİKLİK TANIMLARI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRKİYE'NİN CUMHURBAŞKANLARI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
1808'DEN 1982'YE ANAYASA TECRÜBEMİZ
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
PKK VE PKK İLE MÜCADELE KRONOLOJİSİ
ANAYASA MAHKEMESİ'NDE KAPATMA DAVASI AÇILAN SİYASİ PARTİLER
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
2007 SENESİNE GİRERKEN AHVAL-İ DÜNYA
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
NÜKLEER SİLAHLANMA YARIŞI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
Hazırlayan: Z. Tuba Kor
BM BARIŞI KORUMA MİSYONLARI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
BM Barış Güçlerine En Fazla Asker Gönderen Ülkeler (Mart 2006 itibarıyla)
Bangladeş 10.255
Pakistan 9.638
Hindistan 9.061
Ürdün 3.723
Nepal 3.498
Etiyopya 2.772
Gana 2.584
Uruguay 2.567
Nijerya 2.456
Güney Afrika Cumhuriyeti 2.046
Senegal 1.884
Fas 1.578
Brezilya 1.268
Çin 1.137
Sri Lanka 1.013
Mısır 939
Arjantin 906
Kenya 815
Polonya 712
Namibia 659
AB üyesi 21 ülke 3.901
ABD 340
BM Barış Gücüne En Fazla Malî Destekte Bulunan Ülkeler (Ocak 2006 itibarıyla)
ABD %27
Japonya %19
Almanya %9
İngiltere %7
İtalya %5
Kanada %3
İspanya %3
Çin %2
Hollanda %2
Avustralya %2
Kore Cumhuriyeti %1
Rusya %1
İsviçre %1
Belçika %1
İsveç %1
Avusturya %1
Danimarka %1
Norveç %1
Finlandiya %1
BM BARIŞI KORUMA MİSYONLARI
1948’den itibaren BM barışı koruma misyonlarının sayısı: 60
Mevcut misyonlar: 15
Barış Harekâtı Departmanı’nca yönetilen ve desteklenen mevcut misyonlar: 18
Personel sayısı
Üniformalı personel: 62.811 asker, 7.242 polis ve 2.671 askerî gözlemci olmak üzere toplam 72.724
Uluslararası sivil personel: 4.517
Yerli sivil personel: 8.654
BM gönüllüleri: 1.812
Toplam personel sayısı: 90.263
1948’den bu yana barış misyonlarına asker yollayan ülke sayısı: 109
1948’den bu yana barış misyonlarında verilen toplam kayıp: 2.272
Maliyet
1948’den bu yana barış misyonlarının toplam maliyeti: Yaklaşık 41 milyar dolar
1 Temmuz 2006 – 30 Haziran 2007 dönemi için ayrılan pay: Yaklaşık 4,75 milyar dolar
(30 Haziran 2006 itibarıyla)
1950'LERDEN BUGÜNE AMERİKAN MÜDAHALELERİ
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİNDE YAŞANAN KRİZLER
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
RAKAMLARLA DÜNYA GIDA KRİZİ
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
KÜRESEL FİNANS KRİZLERİ VE SONUÇLARI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
AMERİKAN TARİHİNDE İZ BIRAKAN BAŞKANLAR VE İCRAATLARI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
İç politika
• Louisiana bölgesini Fransa’dan satın alarak ABD topraklarını iki misline çıkardı.
Eyaletlerin güçlendirilmesi temel ilkesinden hareketle federal bürokrasiyi azalttı, orduyu küçülttü.
• Köle ithal etmeyi yasakladı (1808).
Andrew Jackson
7. ABD başkanı (1829-37) Elit kesimden olmayan ilk başkan. Demokrat Parti’nin kurucusu.
İç politika
• ABD’yi liberal kapitalizme yöneltti.
• Bütün beyaz erkekler seçmen olarak oy kullanma hakkına kavuştu.
• 1830’da bütün yerli kabilelerin Mississippi Nehri’nin batısına sürülmesini kabul etti; yerlilerin dörtte birinden fazlası yollarda hayatını kaybetti.
KUZEY IRAK'TA SİYASİ TABLO
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
ARAP-İSRAİL SAVAŞLARI VE BARIŞLARI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
DEMOKRASİ ORTADOĞU'NUN NERESİNDE?
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
İSRAİL'İN FİLİSTİN'DEKİ KATLİAMLARI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
5 Mayıs 2010 Çarşamba
2009 YEREL SEÇİM SONUÇLARI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
YAKIN ÇEVRESİNİN GÖZÜYLE MUSTAFA KEMAL
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
YAKIN ÇEVRESİNİN GÖZÜYLE MUSTAFA KEMAL
Can Dündar, çok ses getiren belgeselinde statükonun gerektirdiği,
statükocuların ise kızdığı bir Mustafa portresi ortaya koydu:
İlahlaştırılmamış, daha insani ve hataları sevimlileştirilmiş bir Mustafa...
Biz de Dündar’ın bıraktığı yerden devam etmek istedik ve Mustafa Kemal’in yakın
çevresinden, silah ve siyaset arkadaşlarının kaleminden methü senalar ile resmî
tarihin üstünü örttüğü unsurları derledik, işte size yakın çevresinin gözünden
Mustafa Kemal Atatürk!
Yürekten Sesler
Atatürk’ün tapkınıyız. Her şey (O)’dur. Her yerde (O) var.
Her gökte (O) eser. Her enginde (O) çağlar. Biz (O)yuz. (O) biz.
…
Görünmezi görür! Bilinmezi bilir. Duyulmazı duyar! Sezilmesi
sezer, ezilmesi ezer!
Hep, her (O) dur!
Her şeyde Atatürk!
…
Ah! Atatürk! Atatürk! En büyüksün, en büyük!
Bir dizginsiz at gibi, bırak beni koşayım!
Gösterdiğin kırana coşayım, ulaşayım!
Varsın! Teksin! Yaratansın!
Sana bağlanmayanlar utansın!
…
Beni sen yaratmadın balçıktan kerpiçten!
Beni benden yarattın, kendini bana kattın Atam.
Atam, Atatürk!
En büyüksün, en büyük!
Aka Gündüz, Ulus, 4 Ocak 1934
Bizim Mevlut
Gök kubbenin altında birden dize gelerek...
Gel ey 19 Mayıs, eşsiz sabah, merhaba!
Ey Samsun’da karaya çıkan ilâh, merhaba!
…
Doğuran bu gün, bir gün: doğuracak muttasıl.
Her Türkün tevellüdü 19 Mayıs asıl...
Gün geldi, güneş battı, yıldızlar söndü, yandı:
Ne bahtımız ağardı ne şevkimiz uyandı;
Neden sonra... Ne yıldız ne gün ne hilâl gibi
“İlk çamurdan beden! üflenen ruh” dediler...
“Son tufanda Türklüğü kurtaran Nuh” dediler...
Ne ilk ruhu anarım, ne de Nuh’u tanırım:
Neyin eşi deseler “Gazi”yi kıskanırım:
Mikyas tanımıyorum efsane mazi gibi.
Behçet Kemal Çağlar
Atatürk’e Tekbir
Atatürk ekber! Atatürk ekber! Ancak O var: Atatürk!
Evliya odur, peygamber odur, sanatkâr Atatürk.
Talihe hâkim, zekâya önder, doğma serdar Atatürk.
Bunları geçti insan büyüğü: Kendi kadar Atatürk!
Atatürk ekber! Atatürk ekber. Bizde O var: Atatürk!
Ne evliya, ne de peygamber... Halkına yar Atatürk!
Betin, 1950
Çankaya
...
Ne örümcek ne yosun
Ne mucize, ne füsun
Kâbe arabın olsun
Bize Çankaya yeter
Kemalettin Kamu
“Atatürk, seni sevmek milli bir ibadettir!”
Celal Bayar (1953, Atatürk’ün naşı Anıtkabir’e nakledilirken söylenmiştir.)
“Sohbetinin tatlılığı benzersiz denilebilecek bir şef’ti ve onun
yanında daima bilimsel, toplumsal ve yararlı bir konu üzerinde konuşulurdu.
Kendisi cisimleşmiş bir bilgelik ve incelikti. Toplumsal davranışlarda
terbiyenin Atatürk’teki kadar soylusunu başka ölümlülerde gördüğümü
hatırlamıyorum...
…Atatürk’ün askerlik işlerindeki çalışması biçimi, her ölümlünün akıl erdiremeyeceği bir güç ve büyüklük ölçüsü gösterirdi. Yirmi dört saat, kırk sekiz saat, hatta gerekirse yetmiş ve daha fazla saat aynı masanın başında oturarak, asla uyku belirtisi göstermeksizin çalışır ve yanındakileri de çalıştırırdı. Bu olağanüstü, insanüstü denebilecek bir çalışma biçimidir ki Atatürk’ten başkasında hatta yarı derecesinde eşiyle karşılaşılabileceğini tasarlayamıyoruz.”
Yunus Nadi, “Atatürk’ün nitelikleri”, Cumhuriyet gazetesi, 14-21 Kasım 1938.
“Mustafa Kemal kendi çoğunluğunu, yavaş yavaş ve yerine göre, ya sevilmesine, ya sayılmasına, ya korkulmasına, inanılmasına veya arkasından gidilmekten başka çare olmıyacağı kaderciliğine dayanarak yaratacaktı. Bu çoğunluk yine de çok uzun yıllar sun’î ve eğreti olmaktan çıkmıyacaktı.”
Falih Rıfkı Atay, Çankaya: Atatürk Devri Hatıraları (1.
Cilt), Dünya Yayınları, 1958, s.256.
“Türk’e ait herşeyin içinde O vardı: O’nun gölgesi meydanları
dolduruyor. O’nun karaltısı dağbaşlarını tutuyor. O’nun bakışı en uzak dalların
ucuna, en geniş ovaların sonuna, içimiz kadar kapalı ve kuytu köşe bucaklara
uzanıyordu. Kımıldıyan, fırlıyan, sıçrayan herşeyde O’nun şimşeğinden bir çizgi
vardı. Her ev, her gün, kendi aile reisinden bir haber bekler gibi O’ndan bir
işaret almaya alışmıştı. Kara haberden sonra, hem de nasıl, her şey birdenbire
söndü: nasıl, nasıl... Sanki O’nsuz dağlar karardı. O’nsuz dallar kurudu. O’nsuz
mesafe bomboş kaldı.”
Peyami Safa, “Atatürk’ümüz”, Cumhuriyet gazetesi, 11 Kasım 1938.
“...o, yiğitlerin en yiğidi, dâhilerin en dâhisi, inkılâpçıların en inkılâpçısı ve devlet adamlarının en mükemmeli idi. Harp dehâlarından bahsedilirken daima, en belirli bir örnek olarak ileriye sürülen Napoleon Bonaparte’ın askerî hayatının birçok zaferlerle dolu olduğu kadar, bir sürü mağlûbiyetlerle de yüklü bulunduğunu bilmeyen kimse yoktur. Buna karşı tarih Mustafa Kemal’in tek bir mağlûbiyetini, tek bir hatasını kaydetmemektedir.”
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk, İstanbul: Birikim
Yayınları, 1981, s.37-38.
“Atatürk’ün sefahetlerinde, Atatürk’ün kötü iptilâlarında bile
Homerik bir destan rüzgârı vardı. İçki sofrasında elini her kadehine uzatışı,
Tanrılar Tanrısı Zeus’ün altın kupalar içinde kevser şarabı dağıtışını
andırırdı ve riyaset ettiği cümbüşler, gerek Çankaya köşkünün samimî havası,
gerek Dolmabahçe sarayının ihtişamlı dekoru içinde ve gerekse herhangi bir dost
evinin mütevazı çatısı altında olsun; daima Olempus tepesindeki “bezm’ler gibi
zaman ve mekân mikyasının dışına taşardı. Bilmiyoruz, Mevlânâ’yı kendinden
geçiren şarkılar ve rakslar ne cinstendi? Fakat, Atatürk’ün her biri bir mistik
tarikatin “âyin”inden farksız muhabbet meclislerinden ruhlarımız “cuşiş”
denilen halin en yüksek mertebesine ermiş olarak çıkardık.”
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk, İstanbul: Birikim Yayınları, 1981, s 121-122.
“Son seneleri Atatürk’ün çok zor olmuştu. Gece alkol tesiri ile alınan teşebbüsleri ertesi gün daima iptal etmek bir eski âdetimiz idi. Son seneler bu âdet kalkmağa başladı. Hele nihayete doğru (1936-37 vuzuh ile hatırladığım seneler) gece arzu veya teşebbüs ettiği bir işi ertesi gün tamamen sakin ve tamam iken de iltizam (ile) takip etmeğe başladı. Sıhhatında ve alkolün tesiratında bu tebeddülü fark ettiğim andan itibaren korkum çok arttı.
Son seneler hükümet azasının ayrı ayrı kendisine çok bağlı olmasını düşünüyordu. Bunun için iptidai usuller kullanmak istedi. Hulasa, Eylül 1937 kavgası oldu. Bu kavgada haksızlık, esasında Atatürk’ündü. Tatbikatta idaresizlik ve haksızlık ikimiz arasında bana düştü.”
İsmet İnönü, Hatıralar-II, Ankara: Bilgi Yayınevi, 1987. s.321.
“Sükûn ve istikrar Gazi için yabancı bir âlemdir. Onun hep coşkun, kendi içine sığmayan, taşan ruhu durmadan hareket ister. Kendisiyle geceleri gündüz yapmış olanlar bilirler ki o durmaksızın yer, durmaksızın içer, durmaksızın söyler ve durmaksızın kavga arar... Pek kısa süren bu dinlenme zamanı geçer geçmez ve henüz yatakta iken bile fışkırma ve taşma hareketleri başlar. Nasıl ki tam bu sırada kadınlara seçme ve seçilme selâhiyetinin verilmesi de böyle oldu ve derhal etrafta kasideler, medihnameler (övmeler), şarkılar yazıldı. Hakikatte ve memleketin şartlarına göre bu hareket veren ve alan için sadece bir gösterişten ibaret sayılabilir. Nasıl ki birisi verilmiş olan hakların hepsinin hava olduğunu biliyor, diğeri halk denilen şeyin sabun köpüğünden başka bir şey olmadığını pekâlâ biliyor!”
Ahmet Ağaoğlu, Serbest Fırka Hatıraları (3. baskı), İstanbul: İletişim Yayınları, 1994, s.46-47.
“Kendisini hilâfet ve saltanat makamına lâyık gören ve bu hususlarda teşebbüslerde de bulunan din ve namus lehinde türlü sözler söyleyen ve hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığımla lâtife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık teklifimi hoş görmeyen M. Kemal Paşa, benim hayretle baktığımı görünce şu izahatı verdi:
- Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar.
Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din
ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle
kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay
ve çabuk olur.”
Kazım Karabettir Anlatıyor, (yayına hazırlayan Uğur Mumcu), İstanbul: Tekin Yayınevi, 1990, s.83-84.
“İstiklâl Harbi nasıl başladı? Nasıl bir seyir takip etti? Bugünkü
durum nedir? istikbal için planımız ne olmalıdır? Artık kimseyi
ilgilendirmiyordu. Biricik düşünce Gazi’nin teveccühünü kazanmak ve mebus olmak
ve memleketin nimetlerinden istifade edebilmekte idi...
İstiklâl Harbinin fedakâr ve feragatli arkadaşlarıyla Gazinin
arasına her gün yeni simalar giriyor ve yerleşiyordu. Ve artık İstiklâl Harbi’ndeki
gibi fikir sahipleri ile iş birliğinden ziyade mutavaat ve alkışa hazır bir
zümreye roller verilmeye hazırlık görünüyordu.”
Kazım Karabettir Anlatıyor, (yayına hazırlayan Uğur Mumcu), İstanbul: Tekin Yayınevi, 1990, s.83.
“Bu reformların ilki ve en gösterişlisi 1925’te yasalaşan “Şapka Kanunu” denilenidir. Kanun onu izleyen diğerlerine kıyasla da ayrıca en abes ve en sathi olanıdır. Fakat dış görünüşte bile olsa, bir gecede bir değişimi gerçekleştiren sadece o’dur. Gerçekleştirilme tarzı tamamıyla anti-batılı olmakla birlikte, kanun Türklere bir haftada (...) Avrupai şapkaları giydirmiş ve onları batılılara benzetmiştir... Türk’e muayyen bir başlık giyip “medenileşme”sini yahut asılarak idam edileceğini ya da hapsedileceğini söylemek, en azından saçmalıktır... bireylerin muhalefeti, şapka giymeye itirazdan ziyade yaralanmış bir izzeti nefse işaret ediyordu.”
Halide Edip Adıvar, “Türkiye’de Diktatörlük ve Reformlar”, (çev. Mehmet Özden) Türkiye Günlüğü, no. 37, Kasım-Aralık 1995, s.19-120.
“Atatürk babamı Dolmabahçe’ye sofrasına dâvet etti... Bir aralık Akın Gazeteleri’ni çıkarın diye emir verdi. Gelen gazetelerden makalelerimi birer birer okuttu, her makalede ne demek istediğimi sordu. Bütün bu yazıların içtimaî tenkitler olduğunu, cemiyetimizin kusurlarını ve iyi taraflarını göstermekten ibaret bulunduğunu anlattım... Atatürk birdenbire, “anlaşılıyor, diye bağırdı... hem Darülfünun’da hocalık, hem muhaliflik olmaz.”...
Bir kaç hafta sonra Akın gazetesi kapandı. Bir müddet daha geçince Darülfünun ıslahatı sırasında babamın kürsüsünü de elinden aldılar.”
Samet Ağaoğlu, Babamın Arkadaşları, İstanbul: Nebioğlu Yayınevi, s.136-138.
“Atatürk’ün vefat ettiği gün Dolmabahçe Sarayının içi adeta bir ibret manzarası gösteriyordu. Bizler üzüntümüzden kahrolurken, aziz arkadaşımız Salih Bozok kanlar içinde yatarken, Saray aniden boşalıvermiş, birkaç arkadaş acımızla ve derdimizle baş başa kalmıştık...
Aziz Atatürk ölüm döşeğinde, sakin ve hareketsiz, çenesi bağlanmış
yatıyordu. O’nu böylece bırakıp Saray’ı terk edenler, açılacak olan yeni döneme
göre durumlarını sağlamlaştırmaya koşuyor ve bununla uğraşıyorlardı.
Ankara’da Cumhurbaşkanı seçimi, yeni Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nun
atanması telaşı vardı. Bütün Cumhurbaşkanlığı memurları hemen Ankara’ya
çağrılmışlar, zavallı Hasan Rıza Soyak yapayalnız bırakılmıştı. Saray’ı ne
arayan, ne soran kalmıştı.
Bu acı manzara karşısında isyan etmemek mümkün değildi.”
Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları (6. baskı), (yayına hazırlayan Hulusi Turgut), İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlan, 2005, s.661.
TÜRKİYE'NİN SINIR KOMŞULARIYLA İLİŞKİLERİ
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRKİYE'NİN KARA SINIRLARI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
MEDENİYETLER İTTİFAKI GİRİŞİMİ
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRKİYE'DEKİ KÜRT SİYASİ ÖRGÜTLENMELERİ
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Erol Polat
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
KÖY KORUCULUĞU VE KORUCULAR
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK SİNEMASI
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
FARKLI DİNLERDE ORUÇ İBADETİ
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRKİYE'DE SİYASAL ŞİDDET
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Erol Polat
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRK MEDYASINDAN KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ...
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Erol Polat
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
TÜRKİYE'DE İŞÇİLER VE SOSYAL GÜVENLİK
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE-IMF İLİŞKİLERİ
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Erol Polat
NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.







































