Katar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Katar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2010 Çarşamba

RAKAMLARLA ARAP BİRLİĞİ VE TÜRKİYE-ARAP BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ

ANLAYIŞ DERGİSİ, Eylül 2008, Sayı: 64, sf. 48-49.
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu



NOT: Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
 
 
 
 
RAKAMLARLA ARAP BİRLİĞİ ve TÜRKİYE-ARAP BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ


Bahreyn
1971’de İngiltere’den bağımsızlığını kazandı ve Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 718.306
GSYH: 19,7 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 27.746 dolar
Dış borç: 7,9 milyar dolar
İhracat: 13,4 milyar dolar
İthalat: 9,9 milyar dolar
Türkiye-Bahreyn dış ticaret hacmi: 2001’de 26; 2007’de 196 milyon dolar
Diğer: Dışişleri bakanlıkları arasında siyasi danışma mekanizması var.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)
1971’de İngiltere’den bağımsızlığını kazandı ve Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 4.621.399
GSYH: 192,6 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 43.339 dolar
Dış borç: 57,5 milyar dolar
İhracat: 156,6 milyar dolar
İthalat: 101,6 milyar dolar
Türkiye-BAE dış ticaret hacmi: 2000’de 356; 2007’de 3.711 milyon dolar
Yatırımlar: BAE’den Türkiye’ye doğrudan yatırım 2006’da 1,5 milyar dolardı. Halen 4,4 milyar YTL’lik BAE sermayesiyle 52 firma Türkiye’de faaliyette. Türk müteahhitlerin BAE’de üstelendikleri projelerin değeri ise 3 milyar dolardan fazla.

Cezayir
1962’de Fransa’dan bağımsızlığını kazandı ve Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 33.769.669
GSYH: 131,6 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 3.945 dolar
Dış borç: 4,4 milyar dolar
İhracat: 59,5 milyar dolar
İthalat: 27,5 milyar dolar
Türkiye-Cezayir dış ticaret hacmi: 2000’de 1.576; 2007’de 3.340 milyon dolar
Yatırımlar: 1995-2007 arasında 36 Türk müteahhitlik firması 1,9 milyar dolar tutarında 79 proje üstlendi.

Cibuti
1977’de Fransa’dan bağımsızlığını kazandı ve Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 506.221
GSYH: 841 milyon dolar
Kişi başı milli gelir: 1.694 dolar
Dış borç: 428 milyon dolar (2006)
İhracat: 340 milyon dolar (2006)
İthalat: 1,6 milyon dolar (2006)
Türkiye-Cibuti dış ticaret hacmi: 2000’de 1; 2007’de 46 milyon dolar

Fas
1956’da Fransa’dan bağımsızlığını kazandı ve 1958’de Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 34.343.219
GSYH: 73,4 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 2.171 dolar
Dış borç: 19,9 milyar dolar
İhracat: 12,8 milyar dolar
İthalat: 27,1 milyar dolar
Türkiye-Fas dış ticaret hacmi: 2000’de 143; 2007’de 920 milyon dolar
Yatırımlar: Fas’taki 28 Türk firmasının yüklendikleri ihalelerin değeri 1,4 milyar dolar.
2004’te imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması 2006’da yürürlüğe girdi.
Diğer: Dışişleri bakanlıkları arasında siyasi danışma mekanizması var.

Filistin
FKÖ 1976’da Arap Birliği’ne kabul edildi.
Nüfus: 4.149.173
GSYH: 5,3 milyar dolar (2006)
Kişi başı milli gelir: 1.100 dolar (2006)
İhracat: 301 milyon dolar (2005)
İthalat: 2,4 milyar dolar (2005)
Türkiye-Filistin dış ticaret hacmi: 2000’de 6; 2007’de 22 milyon dolar
İsrail üzerinden gerçekleştirilen ticaret de dikkate alındığında Filistin’le dış ticaret hacmi 350-400 milyon dolar civarında.
Diğer: 1995’ten bu yana Türkiye’nin Filistin’e yaptığı yardımlar yaklaşık 60 milyon dolar. 2004’te Serbest Ticaret Anlaşması imzalandı.
Mayıs 2005’te TİKA, Ramallah’ta ofis açtı.

Irak
1932’de İngiliz mandasından bağımsızlığını kazandı. Arap Birliği’nin kurucularındandır.
Nüfus: 28.221.181
GSYH: 55,4 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 2.016 dolar
Dış borç: 101 milyar dolar
İhracat: 38,1 milyar dolar
İthalat: 24,8 milyar dolar
Türkiye-Irak dış ticaret hacmi: 1999’da 661 milyon dolar; 2007 3,5 milyar dolar
Yatırımlar: 2003’ten bu yana Türk müteahhitlik firmalarının Irak’ta üstlendiği projelerin toplam değeri 4 milyar doları aştı.
Diğer: Türkiye’nin insani yardımları 5,4 milyon doları aştı; yeniden yapılandırma için de milyonlarca dolar bağışlandı.

Katar
1971’de İngiltere’den bağımsızlığını kazandı ve Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 928.635
GSYH: 67,7 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 83.152 dolar
Dış borç: 33 milyar dolar
İhracat: 37,9 milyar dolar
İthalat: 19,9 milyar dolar
Türkiye-Katar dış ticaret hacmi: 2000’de 21; 2007’de 509 milyon dolar
Yatırımlar: Türk müteahhitlik firmalarının 2004 sonuna kadar üstlendikleri projelerin toplam değeri 170 milyon dolar; son dönemde bu rakam 650 milyon dolara ulaştı.
Diğer: Dışişleri bakanlıkları arasında siyasi danışma mekanizması var.

Komorlar
1975’te Fransa’dan bağımsızlığını kazandı ve 1993’te Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 731.775
GSYH: 442 milyon dolar
Kişi başı milli gelir: 621 dolar
Dış borç: 232 milyon dolar (2000)
İhracat: 32 milyon dolar (2006)
İthalat: 143 milyon dolar (2006)
Türkiye-Komorlar dış ticaret hacmi: 2004’te 4, 2007’de 15 milyon dolar

Kuveyt
1961’de İngiltere’den bağımsızlığını kazandı ve Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 2.596.799
GSYH: 111,3 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 44.421 dolar
Dış borç: 34,7 milyar dolar
İhracat: 61,4 milyar dolar
İthalat: 19, Yatırımlar: 4 milyar dolar
Türkiye-Kuveyt dış ticaret hacmi: 2000’de 235; 2007’de 312 milyon dolar
Yatırımlar: 25 Kuveyt şirketinin Türkiye’deki yatırımları 300 milyon dolar civarında. Türk müteahhitlik firmalarının üstlendikleri projelerin değeri ise 594 milyon dolar.

Libya
1951’de BM vesayetinden bağımsızlığını aldı ve 1953’te Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 6.173.579
GSYH: 57 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 9.452 dolar
Dış borç: 4,8 milyar dolar
İhracat: 40,4 milyar dolar
İthalat: 14,5 milyar dolar
Türkiye-Libya dış ticaret hacmi: 2000’de 881; 2006’da 2.784; 2007’de 1.043 milyon dolar
Yatırımlar: Türk müteahhitler Libya pazarına 1970’lerde girdi. Bugüne kadar 146 Türk firmasının üstlendiği projelerin tutarı 12,6 milyar dolara ulaştı.
Diğer: Dışişleri bakanlıkları arasında siyasi danışma mekanizması var.

Lübnan
1943’te Fransız mandasından bağımsızlığını kazandı ve Arap Birliği’nin kurucularındandır.
Nüfus: 3.971.941
GSYH: 24,6 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 6.277 dolar
Dış borç: 31,5 milyar dolar
İhracat: 3,4 milyar dolar
İthalat: 10,7 milyar dolar
Türkiye-Lübnan dış ticaret hacmi: 2000’de 151; 2007’de 509 milyon dolar
Yatırımlar: 2003 yılı itibarıyla Türkiye’de 2,7 milyon YTL sermayeli 60’ı aşkın Lübnan firması faaliyetteydi. 2005’te özelleştirilen Türk Telekom’u da Lübnan/Suudi sermayeli bir grup aldı.
Diğer: Dışişleri bakanlıkları arasında siyasi danışma mekanizması var.
Türkiye UNIFIL II’ye 261 kişilik bir istihkam bölüğü ile katıldı.
2006’daki savaşın ardından Türkiye’nin Lübnan’a yardımları 50 milyon dolara ulaştı.

Mısır
1922’de İngiltere’den bağımsızlığını kazandı. Arap Birliği’nin kurucularındandır.
Nüfus: 81.713.517
GSYH: 127,9 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 1.592 dolar
Dış borç: 30,2 milyar dolar
İhracat: 25,7 milyar dolar
İthalat: 43,4 milyar dolar
Türkiye-Mısır dış ticaret hacmi: 2000’de 516; 2007’de 1.582 milyon dolar
Yatırımlar: Mısır’daki 141 Türk firması 500 milyon dolardan fazla yatırım yaptı.
Serbest Ticaret Anlaşması 2007’de yürürlüğe girdi.
Diğer: Dışişleri bakanlıkları arasında siyasi danışma mekanizması var.

Moritanya
1960’ta Fransa’dan bağımsızlığını kazandı ve 1973’te Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 3.364.940
GSYH: 2,8 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 843 dolar
Dış borç: 2,5 milyar dolar (2000)
İhracat: 1,3 milyar dolar (2006)
İthalat: 1,4 milyar dolar (2006)
Türkiye-Moritanya dış ticaret hacmi: 2000’de 3; 2007’de 19 milyon dolar

Somali
1960’ta İngiltere ve İtalya’dan bağımsızlığını kazandı ve 1974’te Arap Birliği’ne üye oldu. Nüfus: 9.558.666
GSYH: 2,5 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 267 dolar
Dış borç: 3 milyar dolar (2001)
İhracat: 300 milyon dolar
İthalat: 798 milyon dolar (2006)
Türkiye-Somali dış ticaret hacmi: 2000’de 474 bin dolar, 2007’de 4,1 milyon dolar

Sudan
1956’da İngiltere ve Mısır’dan bağımsızlığını kazandı ve Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 40.218.455
GSYH: 49,7 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 1.262 dolar
Dış borç: 29,5 milyar dolar
İhracat: 8,9 milyar dolar
İthalat: 7,7 milyar dolar
Türkiye-Sudan dış ticaret hacmi: 2000’de 42; 2007’de 188 milyon dolar
Yatırımlar: Aralık 2005 itibarıyla Türkiye’de 1,3 milyon YTL sermayeli 23 Sudan firması var. Sudan’daki Türk firmalarının toplam yatırımı ise 200 milyon dolar.
Diğer: BM Sudan Misyonu’nda 20 Türk polis memuru var; 2005 ve 2006’da bu misyona 1,3 milyon dolar yardım yapıldı.
2006’da TİKA ofisi açıldı.

Suriye
1946’da Fransız mandasından bağımsızlığını kazandı. Arap Birliği’nin kurucularındandır.
Nüfus: 19.747.586
GSYH: 37,8 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 1.955 dolar
Dış borç: 6,5 milyar dolar
İhracat: 10,6 milyar dolar
İthalat: 12,4 milyar dolar
Türkiye-Suriye dış ticaret hacmi: 2000’de 729; 2007’de 1.174 milyon dolar
Yatırımlar: 2006 sonunda Türk firmaların üstlendikleri müteahhitlik hizmetleri 114 milyon dolara ulaştı.
2007’de Serbest Ticaret Anlaşması imzalandı.
Diğer: Dışişleri bakanlıkları arasında siyasi danışma mekanizması var.

Suudi Arabistan
1932’de kuruldu ve Arap Birliği’nin kurucularındandır.
Nüfus: 28.161.417
GSYH: 376 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 13.630 dolar
Dış borç: 52 milyar dolar
İhracat: 230 milyar dolar
İthalat: 81,2 milyar dolar
Türkiye-Suudi Arabistan dış ticaret hacmi: 2000’de 1.348; 2007’de 3.927 milyon dolar
Yatırımlar: Suudi Arabistan’da 1980-2006 döneminde 16 Türk firması yaklaşık 4,1 milyar dolar tutarında 107 proje üstlendi. Türkiye’de 600 milyon YTL sermayeli 120 civarında Suudi firması faaliyette.

Tunus
1956’da Fransa’dan bağımsızlığını ilan etti ve Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 10.383.577
GSYH: 35 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 3.405 dolar
Dış borç: 19,3 milyar dolar
İhracat: 15,2 milyar dolar
İthalat: 18 milyar dolar
Türkiye-Tunus dış ticaret hacmi: 2000’de 227; 2007’de 760 milyon dolar
Diğer: Dışişleri bakanlıkları arasında siyasi danışma mekanizması var.
2004’te Serbest Ticaret Anlaşması imzalandı.

Umman
1971’de İngiltere’den bağımsızlığını ilan etti ve Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 3.311.640
GSYH: 40 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 12.492 dolar
Dış borç: 5,3 milyar dolar
İhracat: 22,9 milyar dolar
İthalat: 11 milyar dolar
Türkiye-Umman dış ticaret hacmi: 2000’de 25; 2007’de 116 milyon dolar
Yatırımlar: Mayıs 2008 itibarıyla Türkiye’de sermaye tutarı 2,8 milyon YTL olan 8 Umman şirketi faaliyette. Umman’daki Türk sermayesi ise 390 bin dolar.
Diğer: Dışişleri bakanlıkları arasında siyasi danışma mekanizması var.

Ürdün
1946’da İngiliz mandasından bağımsızlığını kazandı. Arap Birliği’nin kurucularındandır.
Nüfus: 6.198.677
GSYH: 16 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 2.645 dolar
Dış borç: 8,2 milyar dolar
İhracat: 5,7 milyar dolar
İthalat: 12 milyar dolar
Türkiye-Ürdün dış ticaret hacmi: 2000’de 127; 2007’de 400 milyon dolar
Yatırımlar: Türk müteahhitlik firmaları Ürdün’de 2007 sonu itibarıyla 1,7 milyar dolar tutarında proje üstlendi.
Diğer: Dışişleri bakanlıkları arasında siyasi danışma mekanizması var.

Yemen
Bağımsızlık: 1918’de Osmanlı’dan ayrılan Kuzey Yemen ile 1967’de İngiltere’den bağımsızlığını kazanan Güney Yemen’in birleşmesi ile 1990’da kuruldu. 1945’te Kuzey, 1967’de ise Güney Yemen Arap Birliği’ne üye oldu.
Nüfus: 23.013.376
GSYH: 21,7 milyar dolar
Kişi başı milli gelir: 974 dolar
Dış borç: 6 milyar dolar
İhracat: 7,1 milyar dolar
İthalat: 6,7 milyar dolar
Türkiye-Yemen dış ticaret hacmi: 2000’de 70; 2007’de 277 milyon dolar
Yatırımlar: 2001-2007 arasında Yemen’de Türk müteahhitleri 524 milyon dolarlık proje üstlendi.

NOT: Nüfus verileri Temmuz 2008’e, diğerleri 2007’ye aittir.
GSYH ve kişi başı milli gelir verileri, satın alma gücü paritesine göre değil, nominal değerlere göredir.

Kaynaklar: CIA World Factbook, Türkiye Dışişleri Bakanlığı (2008), Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı (2008), Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ülke raporları.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

DEMOKRASİ ORTADOĞU'NUN NERESİNDE?

ANLAYIŞ DERGİSİ, Mart 2009, Sayı: 70, sf. 48-49.
Metin: Z. Tuba Kor, Grafik: Salih Pulcu


NOT: Görseli büyük boyutta görebilmek için önce üzerini tıklayınız, ardından sağ alt köşedeki butona basınız.
Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.



20 Nisan 2010 Salı

KATAR TÜRKİYE'YE NE KATAR?

Z. Tuba Kor, Anlayış Dergisi, Sayı: 60, Mayıs 2008, sf. 66-68

NOT: Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.

BAŞ­BA­KAN Tay­yip Er­do­ğan’ın, Ka­tar­lı mes­lek­ta­şı­nın da­ve­ti üze­ri­ne 8. Do­ha De­mok­ra­si, Kal­kın­ma ve Ser­best Ti­ca­ret Fo­ru­mu’nda bir ko­nuş­ma yap­mak ve res­mî te­mas­lar­da bu­lun­mak üze­re 13-15 Ni­san’da Ka­tar’a yap­tı­ğı zi­ya­ret, tar­tış­ma­la­rı be­ra­be­rin­de ge­tir­di. Bir CHP mil­let­ve­ki­li, son beş ay­da Cum­hur­baş­ka­nı, Baş­ba­kan ve se­kiz ba­ka­nın bu ül­ke­ye yap­tı­ğı zi­ya­ret­le­re atıf­ta bu­lu­na­rak “Ka­tar’da ma­den mi bul­duk?” di­ye sor­du. AKP hü­kü­met­le­ri­nin yurt­dı­şı zi­ya­ret­le­ri bu­gü­ne ka­dar de­fa­lar­ca eleş­ti­ri ko­nu­su ol­muş, Mec­lis’te so­ru öner­ge­le­ri ve­ril­miş­ti. Ba­sın­da da ko­nu­ya iliş­kin il­ginç yo­rum­lar yer al­mış­tı; ki­mi­ne gö­re Baş­ba­kan dev­let ka­sa­sın­dan dün­ya tu­ru ya­pı­yor, ki­mi­ne gö­re ise Tür­ki­ye ile ye­tin­me­yip dün­ya li­de­ri ol­ma ih­ti­ra­sıy­la ya­nıp tu­tu­şu­yor­du. As­lın­da, is­tis­na­lar ha­riç, 85 yıl­dır ya “Türk’ün Türk’ten baş­ka dos­tu yok­tur” dü­ze­yin­de­ki slo­gan­lar­la içe ka­pan­ma­ya ya da bü­yük güç­ler­den bi­ri­nin ete­ği­ne ya­pı­şıp iç ve dış po­li­ti­ka­sı­nı “gü­ven­ce” al­tı­na al­ma­ya alış­mış zi­hin­le­rin dış po­li­ti­ka açı­lım­la­rı­nı al­gı­la­ya­bil­me­le­ri el­bet­te ko­lay de­ğil.

As­lın­da yurt­dı­şı zi­ya­ret­le­rin dış po­li­ti­ka­nın önem­li bir un­su­ru ha­li­ne gel­me­si Tur­gut Özal ile baş­la­dı; ar­dın­dan Sü­ley­man De­mi­rel en çok yurt­dı­şı­na çı­kan Cum­hur­baş­ka­nı ola­rak ka­yıt­la­ra geç­ti. An­cak her iki­si­nin de ça­ba­la­rı ka­lı­cı gü­ven or­ta­mı­nı te­sis et­me­ye yet­me­di­ği için zi­ya­ret­le­rin ba­şa­rı­la­rı sı­nır­lı kal­dı. AKP hü­kü­me­ti­nin ni­yet­le­ri­ne yö­ne­lik baş­lan­gıç­ta­ki şüp­he­ler ise za­man­la da­ğıl­dı. Bun­da ye­ni dış po­li­ti­ka an­la­yı­şı­nın ya­nı sı­ra bu po­li­ti­ka­nın mi­mar­la­rı­nın ve uy­gu­la­yı­cı­la­rı­nın da et­ki­li ol­du­ğu aşi­kâr.

Dış po­li­ti­ka açı­lım­la­rı çer­çe­ve­sin­de, Tür­ki­ye’nin gü­ven­li­ği­ni ve is­tik­ra­rı­nı ül­ke sı­nır­la­rı içi­ne odak­la­na­rak sağ­la­ma şek­lin­de­ki ge­le­nek­sel an­la­yış terk edi­le­rek, bu­nu baş­ta kom­şu ül­ke­ler ol­mak üze­re çev­re böl­ge­ler­de­ki ve ni­ha­ye­tin­de ulus­la­ra­ra­sı or­tam­da­ki ba­rış, re­fah ve is­tik­ra­ra bağ­la­yan bir an­la­yış ge­liş­ti­ril­di. Bu bağ­lam­da kâh iyi kom­şu­luk iliş­ki­le­ri ve eko­no­mik iş­bir­li­ği teş­vik edi­le­rek, kâh böl­ge­sel iş­bir­li­ği ça­ba­la­rı­na ön­cü­lük ya­pı­la­rak, kâh ça­tış­ma ve kriz­ler­de ara­bu­lu­cu­luk gi­ri­şim­le­ri ve ba­rı­şı ko­ru­ma fa­ali­yet­le­riy­le, kâh in­sa­ni yar­dım­lar ve ye­ni­den ya­pı­lan­dır­ma prog­ram­la­rıy­la ak­tif ve çok bo­yut­lu bir dış po­li­ti­ka iz­le­ni­yor.

Ar­tık dış po­li­ti­ka ter­cih­le­ri, bel­li ide­olo­jik ka­lıp­la­ra hap­sol­mak­tan ve iç po­li­tik kay­gı­la­ra kur­ban edil­mek­ten kur­tul­muş du­rum­da. Da­ha ön­ce ge­nel­lik­le Ba­tı ile iliş­ki­ler­de ha­yal kı­rık­lı­ğı­na uğ­ra­dı­ğın­da Do­ğu’ya yö­ne­len Tür­ki­ye, ar­tık Do­ğu ve Ba­tı ile olan iliş­ki­le­ri­ni bir­bi­ri­nin al­ter­na­ti­fi de­ğil, ak­si­ne ta­mam­la­yı­cı­sı ve des­tek­çi­si ola­rak gö­rü­yor. Te­mel dış po­li­ti­ka he­de­fi olan AB’ye üye­lik çer­çe­ve­sin­de mü­za­ke­re­ler yü­rü­tü­lür­ken, ABD ile za­man za­man ge­ri­lim­ler ya­şan­sa da or­tak­lık sü­rü­yor; Rus­ya ile ti­ca­ri iliş­ki­ler iyi bir dü­ze­ye ula­şır­ken, Bal­kan­lar, Ka­ra­de­niz, Or­ta­do­ğu, Kaf­kas­lar ve Or­ta As­ya’da iş­bir­li­ği­nin art­ma­sı ve ba­rı­şın te­si­si için gay­ret sarf edi­li­yor; Af­ri­ka, La­tin Ame­ri­ka, Gü­ney ve Do­ğu As­ya gi­bi da­ha ön­ce ih­mal edil­miş böl­ge­le­re ar­tık önem ve­ri­li­yor. Coğ­raf­ya ve ta­rih avan­ta­jı­nın ya­nı sı­ra yu­mu­şak güç so­nu­na ka­dar kul­la­nı­lı­yor. Dış po­li­ti­ka­da bu öl­çek bü­yü­me­si, is­ter is­te­mez ya­ban­cı ül­ke­ler­le te­mas­la­rın ve üst dü­zey zi­ya­ret­le­rin kat­la­na­rak art­ma­sı­nı be­ra­be­rin­de ge­ti­ri­yor.

Üst dü­zey zi­ya­ret­ler­de lis­te­nin baş­la­rın­da AB ül­ke­le­ri ve ABD yer alı­yor. Dış po­li­ti­ka ön­ce­li­ği ol­ma­sı ha­se­biy­le hü­kü­met, da­ha ik­ti­da­ra ge­lir gel­mez AB yo­lun­da yo­ğun bir dip­lo­ma­si tra­fi­ği baş­lat­mış­tı. Ekim 2005’te­ki ka­ra­rın ar­dın­dan baş­la­yan tam üye­lik mü­za­ke­re­le­rin­de baş­ta Kıb­rıs me­se­le­si ol­mak üze­re ya­şa­nan çe­şit­li sı­kın­tı­lar se­be­biy­le sü­reç ya­vaş­la­sa da kar­şı­lık­lı zi­ya­ret­ler sü­rü­yor. Zi­ra kriz dö­nem­le­rin­de ip­le­ri ko­par­ma alış­kan­lı­ğı bı­ra­kıl­mış du­rum­da; prob­lem­le­ri za­ma­na yay­ma ve bu sü­reç­te fark­lı alan­lar­da iş­bir­li­ği­ni sür­dür­me ter­cih edi­li­yor. Bu­nun en iyi gös­ter­ge­si de AB ile iliş­ki­ler­de en bü­yük baş ağ­rı­sı olan Yu­na­nis­tan’la ti­ca­ret hac­mi­nin 2007 iti­ba­rıy­la 3,2 mil­yar do­la­ra ulaş­ma­sı. Ben­zer bir du­rum ABD ile iliş­ki­ler için de ge­çer­li; 1 Mart tez­ke­re kri­ziy­le baş­la­yan (ki bu kriz di­ğer böl­ge­ler­de Türk dış po­li­ti­ka­sı­nın önü­nü aç­tı) ve Er­me­ni me­se­le­si, Irak, PKK gi­bi ko­nu­lar­da de­vam eden sı­kın­tı­la­ra rağ­men bu ül­ke en çok zi­ya­ret edi­len­ler ara­sın­da yer alı­yor.

Ken­di gü­ven­li­ği ve is­tik­ra­rı için kom­şu­lar­la prob­lem­le­ri­ni çöz­me­ye ve çev­re böl­ge­ler­de ba­rış ve is­tik­ra­rı sağ­la­ma­ya odak­la­nan Tür­ki­ye, ya­şa­nan ça­tış­ma­la­rın ve kriz­le­rin ön­len­me­sin­de ara­bu­lu­cu­luk ro­lüy­le öne çı­kı­yor. Za­ten özel­lik­le Or­ta­do­ğu’da ge­rek dev­let­ler ara­sın­da­ki ça­tış­ma­lar­da ge­rek­se iç ça­tış­ma­lar­da bü­tün ta­raf­lar­la ile­ti­şim ku­ra­bi­len ve sö­zü­ne iti­bar edi­len tek ak­tör ola­rak gö­rü­lü­yor. Her­han­gi bir dip­lo­ma­tik iliş­ki­si bu­lun­ma­yan ve­ya iliş­ki­le­ri bo­zul­muş olan ül­ke­ler ara­sın­da me­saj­la­rı mu­ha­tap­la­rı­na ile­ti­yor ve ge­rek­ti­ğin­de ta­raf­la­rı Tür­ki­ye’de bir ara­ya ge­ti­ri­yor. Bu an­lam­da ye­ni sa­vaş se­nar­yo­la­rı­nın gün­dem­den düş­me­di­ği bir sü­reç­te Su­ri­ye-İs­ra­il ba­rış sü­re­ci­nin baş­la­ma­sı için uzun­ca bir sü­re­dir ara­bu­lu­cu­luk gi­ri­şim­le­ri­ni sür­dü­ren Tür­ki­ye, böl­ge­de kış­kır­tı­lan Şi­i-Sün­ni ça­tış­ma­sı­na kar­şı da gi­ri­şim­ler­de bu­lu­nu­yor. Tür­ki­ye’nin bu gi­ri­şim­le­riy­le sa­va­şa ka­rar­lı olan ta­raf­la­ra ge­ri adım at­tı­ra­bil­me­si el­bet­te müm­kün de­ğil. Bu­nun far­kın­da olan Tür­ki­ye, böl­ge­de ik­ti­sa­di alan­da kar­şı­lık­lı ba­ğım­lı­lık yo­luy­la ça­tış­ma­la­rın ma­li­ye­ti­ni ar­tır­ma­ya ve dip­lo­ma­si­ye ön­ce­lik ve­re­rek sa­vaş ka­rar­la­rı­nı öte­le­me­ye ça­lı­şı­yor.

Tür­ki­ye, dış po­li­ti­ka açı­lım­la­rı çer­çe­ve­sin­de ya­pı­lan zi­ya­ret­ler­le olu­şan gü­ven or­ta­mın­da, pek çok böl­ge­sel ör­güt­le ku­rum­sal bağ­lar kur­ma fır­sa­tı el­de et­ti. Ame­ri­ka Dev­let­le­ri Ör­gü­tü, Ka­ra­yip Dev­let­le­ri Bir­li­ği ve Af­ri­ka Bir­li­ği’ne dai­mi göz­lem­ci sta­tü­süy­le ka­tıl­dı. Arap Bir­li­ği ile Türk-Arap İş­bir­li­ği Fo­ru­mu ku­rul­ma­sı­nı ön­gö­ren bir an­laş­ma im­za­la­dı. Gü­ney Do­ğu As­ya Ül­ke­le­ri Ör­gü­tü (ASE­AN) ile Şang­hay İş­bir­li­ği Ör­gü­tü’nün de önü­müz­de­ki dö­nem­de bu lis­te­ye ek­len­me­si için ça­lış­ma­lar sü­rü­yor. 2004’te Prof. Ek­me­led­din İh­sa­noğ­lu’nun İs­lam Kon­fe­ran­sı Teş­ki­la­tı Ge­nel Sek­re­te­ri se­çil­me­si­nin ar­dın­dan Tür­ki­ye’nin teş­ki­lat­ta et­kin­li­ği art­tı; Mart 2008’de ya­pı­lan zir­ve­de ye­ni­den se­çi­len İh­sa­noğ­lu, 2013’e ka­dar bu gö­re­vi yü­rü­te­cek. Tür­ki­ye’nin biz­zat yo­ğun ça­ba­la­rıy­la baş­la­yan ve bu­gün ar­tık ulus­la­ra­ra­sı ka­bul gö­ren Irak’a Kom­şu Ül­ke­ler Plat­for­mu ile Me­de­ni­yet­ler İt­ti­fa­kı gi­ri­şim­le­ri­ni de bu bağ­lam­da zik­ret­mek ge­re­kir.

Tür­ki­ye dış po­li­ti­ka­da­ki et­kin­li­ği­ni 2009-2010 dö­ne­min­de Gü­ven­lik Kon­se­yi ge­çi­ci üye­li­ği ile sür­dür­mek is­ti­yor. Bu bağ­lam­da Ey­lül 2003’te aday­lı­ğı­nı ilan et­ti­ğin­den bu ya­na, dış te­mas­la­rıy­la Ey­lül 2008’de ya­pı­la­cak se­çim­le­re bir ne­vi ha­zır­lık ya­pı­yor. Bü­yük-kü­çük BM üye­si bü­tün dev­let­le­rin bir oy hak­kı­na sa­hip ol­du­ğu bir or­tam­da Tür­ki­ye’nin da­ha ön­ce ih­mal ve­ya göz ar­dı edi­len böl­ge­le­re yap­tı­ğı açı­lım­lar önem arz edi­yor. Bu bağ­lam­da İs­tan­bul’da ger­çek­le­şen, 50 ül­ke­nin ka­tıl­dı­ğı En Az Ge­liş­miş Ül­ke­ler Ba­kan­lar Kon­fe­ran­sı ilePa­si­fik Ok­ya­nu­su’nda­ki 16 ada dev­le­ti­nin dı­şiş­le­ri ba­kan­la­rı top­lan­tı­sı­nı, önü­müz­de­ki ay­lar­da Tür­ki­ye-Af­ri­ka İş­bir­li­ği Zir­ve­si ve Ka­ra­yip­ler Top­lu­lu­ğu Dı­şiş­le­ri Ba­kan­la­rı Fo­ru­mu gi­bi ge­niş ka­tı­lım­lı top­lan­tı­lar ta­kip ede­cek.

Zi­ya­ret­le­rin eko­no­mik öne­mi­ne de de­ğin­mek ge­re­kir. 2001’de­ki Cum­hu­ri­yet ta­ri­hi­nin en ağır kri­zin­den çı­kış­ta ve eko­no­mik ve­ri­le­rin iyi bir dü­ze­ye gel­me­sin­de işa­dam­la­rı­nın da ka­tıl­dı­ğı dış zi­ya­ret­le­rin et­ki­si hiç şüp­he­siz ol­duk­ça bü­yük. Zi­ya­ret­ler sı­ra­sın­da ya­pı­lan te­mas­lar ve im­za­la­nan an­laş­ma­lar sa­ye­sin­de Türk işa­dam­la­rı dün­ya­nın dört bir ya­nın­da ya­tı­rım yap­ma fır­sa­tı bu­lur­ken, da­ha ön­ce risk pa­yı yük­sek ola­rak gö­rü­len Tür­ki­ye’ye ya­ban­cı ser­ma­ye akı­şı­nın da önü açıl­dı. 2002’de 87 mil­yar do­lar olan dış ti­ca­ret hac­mi 2007’de 277 mil­yar do­la­ra ulaş­tı. Ay­rı­ca ener­ji ko­ri­do­ru ol­ma­yı he­def­le­yen Tür­ki­ye’nin dış te­mas­la­rın­da pet­rol ve do­ğal­gaz bo­ru hat­la­rı ile ulaş­tır­ma pro­je­le­ri önem­li bir yer tu­tu­yor. Tür­ki­ye, ik­ti­sa­di alan­da kar­şı­lık­lı ba­ğım­lı­lı­ğı ar­tı­ra­rak, tıp­kı AET/AB ör­ne­ğin­de ol­du­ğu gi­bi, si­ya­si alan­da mev­cut prob­lem­le­rin aşıl­ma­sı­nın ko­lay­la­şa­ca­ğı, ya­ni eko­no­mi­nin ba­rı­şın te­me­li ola­ca­ğı ka­na­atin­de. Bu se­bep­le kar­şı­lık­lı zi­ya­ret­le­ri iki­li iliş­ki­le­rin güç­len­di­ril­me­si, iş­bir­li­ği alan­la­rı­nın çe­şit­len­di­ril­me­si ve si­ya­si di­ya­lo­ğun de­rin­leş­ti­ril­me­si açı­sın­dan önem­li bir adım ola­rak gö­rü­yor.

Körfez Sermayesi, Ekonomik Krizin Can Simidi

Dün­ya eko­no­mi­si­nin kri­ze gir­di­ği bir dö­nem­de AKP’ye yö­ne­lik açı­lan ka­pat­ma da­va­sı iç si­ya­si den­ge­le­ri al­tüst eder­ken, kri­zin Tür­ki­ye’yi de sars­ma­ma­sı için dı­şa­rı­dan sı­cak pa­ra gi­ri­şi­ne ve ya­tı­rım­la­ra ih­ti­yaç du­yu­lu­yor. Pet­rol fi­yat­la­rı­nın re­ko­ra koş­tu­ğu bu dö­nem­de ser­ve­ti­ni ar­tı­ran Kör­fez ser­ma­ye­si öne çı­kı­yor. Ki­şi ba­şı­na dü­şen mil­li ge­li­rin 70 bin do­lar ol­du­ğu Ka­tar ile ti­ca­ret hac­mi, AKP hü­kü­me­ti gö­re­ve gel­di­ğin­den bu ya­na 20 kat art­sa da, ha­li­ha­zır­da 480 mil­yon do­lar dü­ze­yin­de. Do­la­yı­sıy­la ser­best ti­ca­ret an­laş­ma­sı­nın bir an ön­ce im­za­la­na­rak ti­ca­re­tin önün­de­ki en­gel­le­rin kal­dı­rıl­ma­sı ge­re­ki­yor. Ay­rı­ca Do­ğu ile Ba­tı ara­sın­da ener­ji köp­rü­sü ol­ma id­di­asın­da­ki An­ka­ra, pet­rol ve do­ğal­gaz zen­gi­ni böl­gey­le iliş­ki­le­ri­ni ge­liş­tir­mek­te geç bi­le kal­dı; Kör­fez İş­bir­li­ği Kon­se­yi ile ku­rum­sal bağ­la­rın te­sis edi­le­bil­me­si için Kon­sey’e üye Ka­tar’ın des­te­ği önem­li.

Geç­miş­te ol­du­ğu gi­bi bu­gün de Arap ül­ke­si de­nil­di­ğin­de ak­lı­na de­ve, çöl ve be­de­vi­den baş­ka bir şey gel­me­yen Tür­ki­ye’de­ki ba­zı çev­re­ler ide­olo­jik mü­la­ha­za­lar­la bu ül­ke­ler­den uzak dur­ma­ya ça­lış­sa da, dün­ya­nın ön­de ge­len ül­ke­le­ri çok­tan bu böl­ge­ye gir­miş du­rum­da ve eko­no­mik iliş­ki­le­ri ar­tır­mak için ade­ta bir­bi­riy­le ya­rı­şı­yor. Hat­ta mort­ga­ge kri­zi­nin pat­lak ver­me­si­ni mü­tea­kip ABD ve AB ül­ke­le­ri li­der­le­ri bir­bi­ri ar­dı­na Kör­fez’e gi­de­rek mil­yar­lar­ca do­lar­lık an­laş­ma­lar im­za­la­dı­lar. Hü­kü­me­tin do­ğal­gaz­da dün­ya üçün­cü­sü olan ve önem­li bir fi­nans mer­ke­zi ol­ma yo­lun­da hız­la iler­le­yen Ka­tar’a son dö­nem­de ar­dı ar­dı­na yap­tı­ğı zi­ya­ret­le­rin se­beb-i hik­me­ti iş­te bun­lar. An­cak An­ka­ra’da otu­ra­rak sa­de­ce mu­ha­le­fet ya­pa­bi­len­le­rin bu zi­ya­ret­le­rin öne­mi­ni kav­ra­ma­sı el­bet­te müm­kün de­ğil.