YARALI OĞLUNA REFAKATÇİ OLARAK GİTTİĞİ
HASTANEYİ İSRAİL’İN BOMBALAMASI SONUCU YARALANAN VE AİLESİNDE 100’DEN FAZLA
ŞEHİT BULUNAN BİR HANIMIN HİKAYESİ
Kahire, 3 Ağustos 2026
Röportajı yapan: Zahide Tuba Kor
Tercümede yardımcı olarak işimi kolaylaştıran
Betül Aslan ve Yasemin Muş’a müteşekkirim.
NOT: Blogdaki şahsıma ait bütün yazı, röportaj,
tercüme, fotoğraf ve infografikleri ancak kaynak göstermek şartıyla
kullanabilirsiniz.
NOT: Blogda yer alan 1000'e yakın içeriğe http://ortadogugunlugu.blogspot.com.tr/2018/01/bu-blogda-neler-var.html linkinden toplu olarak ulaşabilirsiniz.
Gazze’nin neresindensiniz ve Mısır’a ne zaman
geldiniz?
Gazze şehrindeki Zeytun mahallesindenim. Mısır’a
eşim ve iki oğlumla birlikte tedavi için geleli 40 gün oldu. Savaşta aldığımız
yaralar yüzünden ailecek tedavi görmemiz gerekiyor.
Sizinle başlayalım. Gazze’de nasıl
yaralandınız?
Yaralanan oğlumla birlikte hastanedeydim. Yahudiler
hastaneyi bombaladılar. Refakatçi olarak bulunduğum hastanede ben de
yaralandım. Elimden isabet aldım, avucumda doku kaybı oldu, parmaklarımı
kaybettim. Sonra sinir kaybı yaşadım, öyle ki bacağımı tamamen hissetmez oldum.
Hamdolsun sonunda Mısır’a gelebildik, iyi olacağız inşallah.
Gazze’de saldırıya uğradığınız hastane
hangisiydi?
Ehlî Arap (Baptist) Hastanesi idi. Bahsettiğim
olay 5 Aralık 2023’te gerçekleşti. Daha önce bir kere daha o hastaneyi vurup büyük
bir katliam gerçekleştirmişlerdi [17 Ekim 2023’teki İsrail saldırısında 500
Gazzeli katledilmiş ve çok büyük bir şok yaşanmıştı]. Bizimki ikinci katliamdı.
Yahudiler o hastaneyi tam üç defa bombalayıp katliam yaptılar.
Ben 3 Aralık 2023’te oğlum için hastanedeydim. Oğlum
başından, iki ayağından ve kolundan yaralıydı. Sağlığı çok kötüydü, ölmek
üzereydi. Allah’a iki rahmetten birini vermesi için yalvarıyordu. Annesi olarak
kendisine dua etmemi istiyordu. Çok şükür o günler geçti, Gazze’de ameliyat
oldu.
Hastanede refakatçiyken etraftaki yaralıların yerlerdeki
kanlarını ve kanlı bezleri temizliyordum. Torbaya doldurduğum çöpleri atıp dönerken
işte o an hastaneyi iki füzeyle vurdular. Sonrasını hatırlamıyorum, bayılmışım.
Durumum çok kötüydü.
Gazze’de toplamda üç ameliyat oldum. İlk
ameliyatı o gün (5 Aralık 2023) yaptılar, ertesi günü taburcu oldum. Ama 28
Aralık 2023’te parmaklarımın temizlenmesi için ikinci ameliyatı olmam gerekti;
çünkü parmaklarım siyahlaşıp kangren olmuştu. 30 Aralık’ta deri nakli için bir
kere daha ameliyat oldum; uyluklarımdan deri alıp buraya naklettiler. Ama
maalesef bundan sonra bacağıma felç indi. Düşmeye başladım, hareket kabiliyetim
iyice kısıtlandı. Tedavi için bir süre hastanede kaldım, ama kısıtlı imkanlar
yüzünden tedavi yeterli değildi. Elhamdülillah, Mısır’a geldik, burada inşallah
iyi olacağız.
Peki ya eşiniz ve diğer çocuklarınız? Onlar nasıl
yaralandı?
Eşim dışarıdayken kafasına isabet eden şarapnel
parçası yüzünden beyin kanaması geçirdi. Günlerce bilinci kapalı yattı. Bir
süre tedavi gördü ama iyileşemedi. Sağ tarafından sarsıntı yaşadı. Bu yüzden
öfkesine hâkim olamıyor, duygularını yönetemiyor.
Daha sonra 10 Mayıs 2025’te küçük oğlum dayısıyla
beraber bombanın doğrudan hedefi oldu. Oğlum bacağından yaralandı, kalçasından
ayaklarına kadar kemiklerinde kırıklar oldu. Zaten hastaydı. Rantisi Çocuk
Hastanesinin Nöroloji servisinde tedavi görüyordu. Beynindeki bir sinir
merkezinde içi sıvı dolu kist var, migren problemi yaşıyor, sürekli baş ağrısı
çekiyordu.
Savaşta ilk yaralanan oğlumun da ayağına platin
takılması gerekiyor, Gazze’de takamadılar. Yarası çok büyüktü. Şu anda hala acı
çekiyor, burada platin için ameliyat olması gerekiyor.
Elhamdülillah, Mısır’a geldik. İnşallah iyi
olacağız.
Savaştan evvel eşinizin işi neydi?
Tankerle su dağıtımı yapıyordu. Ne yazık ki
eşimi de tankeriyle birlikte vurdular. Öncesinde Yahudiler eşimi arayıp su
dağıtmayı bırakmasını söylediler, “dışarı çıkma” diye tehdit ettiler. Eşim
direndi, “Halkımın çocuklarının su içmeye ihtiyacı var” dedi ve işine devam
etti. Tehditlere rağmen “canım vatanıma, halkımın çocuklarına feda olsun” dedi.
Onu füzeyle vurdular. Elhamdülillah her halimize. Pes etmedi. Vurulan arabasını
tamir edip işine geri döndü, halkına ve çocuklarına yardım etmek için. Yine vurdular.
Suyu nereden temin ediyordu? Yeraltı suyu
muydu?
Eşim suları su tesislerinden para karşılığı
alırdı. Bir hayırsever girişimci ortaya çıktığında suyun parasını öder, eşim de
tankeri 5000 litre suyla doldurup sokaklarda, okullarda ve barınma
merkezlerinde dağıtırdı. Kuyu suyuydu. Pompayla çıkarılıp içilebilmesi için
işlemden geçerdi. İçilebilir temiz suydu yani.
Gazze’de ailenizden kalanlar var mı?
İki çocuğum vardı zaten. Çekirdek ailemle
buradayım. Annem Gazze’de kaldı, o da yaralı.
Ailede toplam kaç şehidiniz ve yaralınız var?
Babam, iki kardeşim ve kardeşimin çocukları şehit
oldular. [Buradan itibaren neredeyse sonuna kadar ağlayarak anlattı.] Ailemden
geriye kalan herkes Gazze’de yaralı halde. Rabbimden bu savaşın bitmesini
diliyorum. Savaş hepsinin hayatını mahvetti, durumları çok kötü. [İsrail’in
yerle bir ettiği] Şucaiyye’nin yanı başındaki Zeytun Mahallesinde yaşıyorlar.
Onların yaşadığı yerle güneye giden Selahaddin Caddesi’ndeki sarı hat arasında
sadece bir kilometre var. Her gün annemle konuşuyorum, evden ayrılmalarını
söylüyorum. Çünkü ailemden daha fazlasını kaybetmek istemiyorum. Allah rahmet
eylesin, babam muhteşem bir insandı, diğer babalar gibi değildi. Ailemde harika
insanlar var. Hatta buraya geldikten sonra bile bana destek olmaya
çalışıyorlar. Gazze’deyken hep yanımdaydılar.
Yarın ameliyat olacağım, ne olacak bilmiyorum.
Rabbim yardımcımız olsun. Rabbim Gazze’dekileri korusun, onların başına
bir şey gelmesin artık. Gerçekten çok yorulduk, hem de çok. Ayrılık çok zor. Ailemi
Gazze’de bıraktım, gurbetteyim artık. Yine de her halimize hamdolsun. Rabbim
bize iyilik versin. Allah’tan dilediğimiz, burada tedavi olup savaşın bittiği
bir Gazze’ye geri dönmek. Ailemde 100’den fazla şehit var. Bana en yakın olanları
babam, kardeşlerim, kardeşlerimin çocukları ve üç halam. Kimini hastalıktan,
kimini saldırılarda kaybettim. Sevdiğim o kadar çok kişiyi kaybettim ki...
Rabbim oğullarımın burada tedavi görüp iyileşmesini nasip etsin; onları
da kaybetmek istemiyorum, zaten Gazze’de çok yakınımı kaybettim.
Oğlumun katkı maddeli yiyecekler tüketmesi
yasak. Doğal ve taze meyve-sebze yemek, çorba içmek zorunda. Şekerlemeler, tuzlu
veya fazla baharatlı yiyecekler ve katkı maddeli her türlü gıda yasak.
Gazze’deyken sağlıklı yiyecekler bulabilmek imkansızdı.
Ne yazık ki Gazze’den ayrılmak zoruna kaldık,
yanımıza hiçbir şey alamadan... Aslında Gazze’de hiçbir şeyimiz de kalmamıştı;
ne paramız vardı, ne yiyecek-içeceğimiz ne de giyeceğimiz.
Biz Gazze’nin kuzeyindeydik, 2025’teki ateşkesten
sadece 20 gün evvel güneye geçtik. Tüm savaşı kuzeyde yaşadık. İlk kıtlık ve
açlığı da, ikinci kıtlık ve açlığı da, korkunç bombardımanları da… hepsini
yaşadık. En sonunda yaşanacak yerimiz kalmadı. Batıdaki Tel el-Hava’ya
ailemizin yanına gittik. Yahudiler orayı da hedef aldırlar. Önce şöyle konuşmuştuk:
“Füze isabet ederse ölürüz ne yapalım, saldırılara alıştık zaten; ama
yaralanmayalım.” Çünkü oğullarım savaşta iki kez vuruldu; büyük
oğlum babasıyla birlikte iki kez yaralandı, küçük oğlum da dayısıyla birlikte… Ama
sonunda dayanamayıp şöyle dediler: “Güneye gidelim. Artık yeter, çok yorulduk. Füzeyle
parçalanıp ölsek sorun değil, ama ölmeyip yaralanıyoruz. Bir daha yaralanmayalım.”
Çünkü savaşın bütün o ızdırap ve sıkıntılarını bizzat yaşadık. Rabbim bizi,
Gazze halkını ve bütün Müslümanları korusun. İnşallah bu günler geçsin, ya Rabbim.
Sizi bu röportajı yaparak çok üzdüm, ağlattım.
Çok özür dilerim.
Hayır, vallahi canım, tam aksine iyi ki yaptın.
İnşallah hayırlara vesile olur. Yaralarımızı unutmak mümkün değil ki zaten.
İnşallah bir sonraki ziyaretimde sizi daha
sıhhatli halde görürüz… Mısır’da ne durumdasınız?
Şu an geçici olarak bir dairede kalıyoruz. Hastaneye
yakın bir ev bulabilmek için dua ediyoruz. Büyükelçilikten de hiç kimseden de
yardım göremiyoruz. Herkes yardım kuruluşlarına gidin diyor. Ben Gazze’den
buraya gelirken tedavi görebileceğim iyi bir hastane ve temiz bir ortam
bulacağımı, temel ihtiyaçlarımın karşılanacağını zannetmiştim. Ama öyle olmadı.
Gazze’den geldiğimizde oğlumun ateşi 38,5 dereceydi. Ateş düşürücü ve ağrı
kesici ilaç istediğimde bana “bedava ilaç yok” deyip para istediler. Param
yoktu, daha geldiğimiz ilk gündü. Gazze’de hastanede ücretsiz ateş düşürücü
veriyorlardı, ama Kahire’de para istiyorlar. Şok oldum. Bizim nasıl paramız
olabilir ki? Ailecek hastayız, yaralıyız. Ben anneyim; çalışmam mümkün değil.
Hem yaralıyım hem çocuklarımla ilgilenmem gerekiyor, iyi ve başarılı evlat
olmaları için. Biliyor musunuz, çocuklarım savaştan evvel okulda çok
başarılıydılar; not ortalamaları 90’lardaydı. Her eğitim yılı başında oğlum
bana diyor ki “Bana bir okul bulun, zamanımı boşa harcamak istemiyorum, okuyup
öğrenmek istiyorum.” Allah yardımcımız olsun, hayırlarla karşılaştırsın, her
halimize hamdolsun. Rabbim Gazze halkının yardımcısı olsun ve korusun. Şu savaş
bitsin inşallah hayırlısıyla.

.jpeg)
