13 Ağustos 2026 Perşembe

Z.T.KOR: İSRAİL MESCİD-İ AKSA’YI HEDEF ALIP SUÇ İRAN’A ATABİLİR Mİ?


İSRAİL MESCİD-İ AKSA’YI HEDEF ALIP SUÇ İRAN’A ATABİLİR Mİ?

 

TRT World’den Berra İnce’nin yolladığı sorulara verdiğim cevaplar üzerinden kaleme alınan “The Zionist agenda: Could Israel target Al Aqsa and pin blame on Iran?” başlıklı yazı 15.6.2025 tarihinde TRT World’de yayınlanmıştı. Prof. Dr. Zekeriya Kurşun hoca da görüş bildirmişti. Yazıyı linkten okuyabilirsiniz: https://www.trtworld.com/article/3386d07aea57. Sorulara verdiğim cevapların tam hali aşağıdadır.

 

İran ile çatışmaların tarihte görülmediği ölçüde kızıştığı bu günlerde İsrail’in uzun zamandır planladığı tapınağın yeniden inşası planını gerçekleştirmek için adım atma ihtimali hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Açıkçası şu an, tapınaklarının inşası için en elverişli ortam. 2022’de doğurtulan kusursuz kızıl düveyi, Kitab-ı Mukaddes’te geçtiği şekilde 2024’te kurban etme ve akabinde tapınaklarını yeniden inşa etme kararı almışlardı. 7 Ekim Aksa Tufanı Operasyonu akabinde başlayan savaş uzadığı ve Biden yönetimi buna onay vermediği için gerçekleştiremediler. Çünkü tapınağın inşası için öncelikle Müslümanlar için kutsal mabetler olan Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s-Sahra’yı yıkmaları gerekiyor.

Bu iş için Trump’ın başkanlığını beklediler. Çünkü Trump’ın seçmen kitlesi olan Hristiyan Evanjeliklere göre Hz. İsa’nın yeryüzüne geri dönmesinin önşartı bu tapınağın yeniden inşası.

Zaten İsrail, tapınağın inşası için gerekli tüm hazırlıkları çoktan tamamladı ve inşaatta ve tapınakta kullanılacak malzemeleri üretti, görev yapacak din adamı sınıfı da belirlendi.

Tek engel düveyi kurban edip Mescid-i Aksa’yı yıkmaktı. Bunun için balistik füzelerin ve İHA’ların gökyüzünü doldurduğu bu ortam çok uygun.

Şöyle düşünün: İsrail kendisi camileri yıkarsa büyük tepki toplar. Ama İran İsrail’e füze atarken bunu fırsat bilip bölgedeki Mossad ajanları da Mescid-i Aksa’ya balistik füzeyle yıkıp “saldırıyı İran yaptı” derse, İslam dünyasının öfkesini Tahran rejimine yönlendirebilirler. Zaten İsrail ile İran arasında örtülü bir ortaklık olduğuna inanan çok sayıda Sünni Müslüman var; kandırmak zor olmaz. Tapınağı yeniden inşa için en kolay ve risksiz yöntem bu olur.

Dahası, burası vurulduğunda dibindeki Ağlama Duvarı ve yakındaki Yahudi ve Hristiyan mahalleleri de etkilenebilir, hatta yıkılabilir. Bu durumda İran, sadece İslam değil, aynı zamanda Hristiyan ve Yahudi dünyasının da öfkesini ve nefretini çeker. Hatta daha ileri gidip Eski Şehir’deki kutsal kiliseler, hele de Kutsal Kabir Kilisesi isabet alırsa, Hristiyan dünyadaki öfke zirveye çıkar ve Batı’nın İran rejimine savaş açması kaçınılmaz hale gelir. Zaten Amerikan savunma bakanı Haçlı Seferlerinden bahseden biri. Bölgeselleşen bir savaşın puslu ortamında İsrail tapınağı rahatlıkla inşa eder.

Normal şartlarda bu, tam bir komplo teorisi ve mantıksız. Ama İsrail, 7 Ekim’den bu yana rasyonaliteyle hareket etmiyor zaten. Binlerce yıldır beklenen Mesih’i getirecekse ve 1000 yıllık Mesih düzeni kurulacaksa, birkaç mahallenin veya kutsal mekanın yıkımını ve birkaç yüz Yahudi veya Hristiyan’ın ölümünü pekâlâ göze alır. Netanyahu’nun hapse girmemek için Gazze’de savaşı uzattıkça uzattığını ve binlerce İsrail askerinin ölümü veya yaralanmasını göze aldığını düşünürsek ‘ulvi’ bir amaç için bu neden yapılmasın?

 

Bunu tarihi perspektiften ve İsrail’in tipik hamleleri açısından değerlendirdiğimizde ne söyleyebiliriz?

İsrail, 1948’de kurulduğunda Eski Şehrin de içinde olduğu Doğu Kudüs Ürdün’ün kontrolüne geçti. Ama kutsal topraklar olarak gördükleri Kudüs’ü ve Batı Şeria’yı almadan devletlerini eksik saydılar. Ve uygun fırsatı yakaladıklarında 1967’de savaş açıp bu hedeflerine ulaştılar. Yani İsrail bir şeyi ele geçirmeye veya yapmaya karar verdiyse onu ne yapıp edip elde etmek için planları hazırlar ve pusuda bekler.

MS 70’te Roma İmparatorluğu idaresince yıkılan tapınağın 2000 yıl sonra yeniden inşası içlerinde bir ukde. 1967’de Doğu Kudüs’ü işgal ettiklerinden beri Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s-Sahra’yı yıkma planları zaten var. Yarım yüzyıldan fazladır Kudüs ellerinde olduğu halde bunu gerçekleştirememenin tahammülsüzlüğü içindeler.

Kusursuz kızıl düveleri, Amerikan Evanjeliklerinden milyonlarca dolar para toplayarak doğurtmuşken neden hedeflerinden vazgeçsinler? Hele de 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan soykırım, Lübnan ve Suriye’deki bombardıman ve yıkım karşısında bile dünya liderleri sessizken ve İsrail en insanlık dışı adımlarını bile “meşru müdafaa” olarak görmüşken, bundan daha iyi bir fırsat mı olur?

İsrail bu hayalini ABD’yle işbirliği içinde gerçekleştirecektir; çünkü tarihi boyunca bütün önemli kararları ABD’ye onaylatmıştır.

ABD’deki Evanjelik Hristiyanlar, zaten Trump’ın ikinci döneminde İsa Mesih’in yeryüzüne döneceğine inanıyorlar. Bunun için de tapınağın yeniden inşası şart. Mescid-i Aksa yıkılmadan bu hayallerini gerçekleştiremezler.

Evanjelikler, İsrail’e kayıtsız-şartsız desteği Tanrı’nın bir emri, dini bir görev olarak görüyorlar. İsrail ne yaparsa yapsın arkasında koskoca bir ABD desteği olacaktır.

Son olarak, 7 Ekim’den bu yana bölgede yaşanan kaosu ve savaşları sadece askeri-güvenlik ve ekonomi politik üzerinden okumak çok yetersiz; en az bunlar kadar önemli olan teopolitik boyut. Ve bu da tapınağın yeniden inşasıyla doğrudan bağlantılı.

 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder