İSRAİL
MESCİD-İ AKSA’YI HEDEF ALIP SUÇ İRAN’A ATABİLİR Mİ?
TRT
World’den Berra İnce’nin yolladığı sorulara verdiğim cevaplar üzerinden kaleme
alınan “The Zionist agenda: Could Israel target Al Aqsa and pin blame on
Iran?” başlıklı yazı 15.6.2025 tarihinde TRT World’de yayınlanmıştı.
Prof. Dr. Zekeriya Kurşun hoca da görüş bildirmişti. Yazıyı linkten
okuyabilirsiniz: https://www.trtworld.com/article/3386d07aea57.
Sorulara verdiğim cevapların tam hali aşağıdadır.
İran ile
çatışmaların tarihte görülmediği ölçüde kızıştığı bu günlerde İsrail’in
uzun zamandır planladığı tapınağın yeniden inşası planını gerçekleştirmek için
adım atma ihtimali hakkında ne düşünüyorsunuz?
Açıkçası
şu an, tapınaklarının inşası için en elverişli ortam. 2022’de doğurtulan
kusursuz kızıl düveyi, Kitab-ı Mukaddes’te geçtiği şekilde 2024’te kurban etme
ve akabinde tapınaklarını yeniden inşa etme kararı almışlardı. 7 Ekim Aksa
Tufanı Operasyonu akabinde başlayan savaş uzadığı ve Biden yönetimi buna onay
vermediği için gerçekleştiremediler. Çünkü tapınağın inşası için öncelikle
Müslümanlar için kutsal mabetler olan Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s-Sahra’yı
yıkmaları gerekiyor.
Bu iş
için Trump’ın başkanlığını beklediler. Çünkü Trump’ın seçmen kitlesi olan
Hristiyan Evanjeliklere göre Hz. İsa’nın yeryüzüne geri dönmesinin önşartı bu
tapınağın yeniden inşası.
Zaten
İsrail, tapınağın inşası için gerekli tüm hazırlıkları çoktan tamamladı ve
inşaatta ve tapınakta kullanılacak malzemeleri üretti, görev yapacak din adamı
sınıfı da belirlendi.
Tek
engel düveyi kurban edip Mescid-i Aksa’yı yıkmaktı. Bunun için balistik
füzelerin ve İHA’ların gökyüzünü doldurduğu bu ortam çok uygun.
Şöyle
düşünün: İsrail kendisi camileri yıkarsa büyük tepki toplar. Ama İran İsrail’e
füze atarken bunu fırsat bilip bölgedeki Mossad ajanları da Mescid-i Aksa’ya
balistik füzeyle yıkıp “saldırıyı İran yaptı” derse, İslam dünyasının öfkesini
Tahran rejimine yönlendirebilirler. Zaten İsrail ile İran arasında örtülü bir
ortaklık olduğuna inanan çok sayıda Sünni Müslüman var; kandırmak zor olmaz.
Tapınağı yeniden inşa için en kolay ve risksiz yöntem bu olur.
Dahası,
burası vurulduğunda dibindeki Ağlama Duvarı ve yakındaki Yahudi ve Hristiyan
mahalleleri de etkilenebilir, hatta yıkılabilir. Bu durumda İran, sadece İslam
değil, aynı zamanda Hristiyan ve Yahudi dünyasının da öfkesini ve nefretini
çeker. Hatta daha ileri gidip Eski Şehir’deki kutsal kiliseler, hele de Kutsal
Kabir Kilisesi isabet alırsa, Hristiyan dünyadaki öfke zirveye çıkar ve Batı’nın
İran rejimine savaş açması kaçınılmaz hale gelir. Zaten Amerikan savunma bakanı
Haçlı Seferlerinden bahseden biri. Bölgeselleşen bir savaşın puslu ortamında
İsrail tapınağı rahatlıkla inşa eder.
Normal
şartlarda bu, tam bir komplo teorisi ve mantıksız. Ama İsrail, 7 Ekim’den bu
yana rasyonaliteyle hareket etmiyor zaten. Binlerce yıldır beklenen Mesih’i
getirecekse ve 1000 yıllık Mesih düzeni kurulacaksa, birkaç mahallenin veya
kutsal mekanın yıkımını ve birkaç yüz Yahudi veya Hristiyan’ın ölümünü pekâlâ
göze alır. Netanyahu’nun hapse girmemek için Gazze’de savaşı uzattıkça
uzattığını ve binlerce İsrail askerinin ölümü veya yaralanmasını göze aldığını
düşünürsek ‘ulvi’ bir amaç için bu neden yapılmasın?
Bunu
tarihi perspektiften ve İsrail’in
tipik hamleleri açısından değerlendirdiğimizde ne
söyleyebiliriz?
İsrail,
1948’de kurulduğunda Eski Şehrin de içinde olduğu Doğu Kudüs Ürdün’ün
kontrolüne geçti. Ama kutsal topraklar olarak gördükleri Kudüs’ü ve Batı Şeria’yı
almadan devletlerini eksik saydılar. Ve uygun fırsatı yakaladıklarında 1967’de
savaş açıp bu hedeflerine ulaştılar. Yani İsrail bir şeyi ele geçirmeye veya
yapmaya karar verdiyse onu ne yapıp edip elde etmek için planları hazırlar ve
pusuda bekler.
MS 70’te
Roma İmparatorluğu idaresince yıkılan tapınağın 2000 yıl sonra yeniden inşası
içlerinde bir ukde. 1967’de Doğu Kudüs’ü işgal ettiklerinden beri Mescid-i Aksa
ve Kubbetü’s-Sahra’yı yıkma planları zaten var. Yarım yüzyıldan fazladır Kudüs
ellerinde olduğu halde bunu gerçekleştirememenin tahammülsüzlüğü içindeler.
Kusursuz
kızıl düveleri, Amerikan Evanjeliklerinden milyonlarca dolar para toplayarak
doğurtmuşken neden hedeflerinden vazgeçsinler? Hele de 7 Ekim’den bu yana Gazze’de
yaşanan soykırım, Lübnan ve Suriye’deki bombardıman ve yıkım karşısında bile
dünya liderleri sessizken ve İsrail en insanlık dışı adımlarını bile “meşru
müdafaa” olarak görmüşken, bundan daha iyi bir fırsat mı olur?
İsrail
bu hayalini ABD’yle işbirliği içinde gerçekleştirecektir; çünkü tarihi boyunca
bütün önemli kararları ABD’ye onaylatmıştır.
ABD’deki
Evanjelik Hristiyanlar, zaten Trump’ın ikinci döneminde İsa Mesih’in yeryüzüne
döneceğine inanıyorlar. Bunun için de tapınağın yeniden inşası şart. Mescid-i
Aksa yıkılmadan bu hayallerini gerçekleştiremezler.
Evanjelikler,
İsrail’e kayıtsız-şartsız desteği Tanrı’nın bir emri, dini bir görev olarak
görüyorlar. İsrail ne yaparsa yapsın arkasında koskoca bir ABD desteği
olacaktır.
Son
olarak, 7 Ekim’den bu yana bölgede yaşanan kaosu ve savaşları sadece
askeri-güvenlik ve ekonomi politik üzerinden okumak çok yetersiz; en az bunlar
kadar önemli olan teopolitik boyut. Ve bu da tapınağın yeniden inşasıyla
doğrudan bağlantılı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder