17 Ağustos 2026 Pazartesi

Z.T.KOR: “EŞİM MÜCAHİTLERDENDİ; VATANI UĞRUNA ŞEHİT OLMAYI TERCİH ETTİ”

 

“EŞİM MÜCAHİTLERDENDİ; VATANI UĞRUNA ŞEHİT OLMAYI TERCİH ETTİ”

Kahire, 3.8.2026

Röportajları yapan: Zahide Tuba Kor

Tercümede yardımcı olan: Betül Aslan

 

NOT: Blogdaki şahsıma ait bütün yazı, röportaj, tercüme, fotoğraf ve infografikleri ancak kaynak göstermek şartıyla kullanabilirsiniz.

NOT: Blogda yer alan 1000'e yakın içeriğe http://ortadogugunlugu.blogspot.com.tr/2018/01/bu-blogda-neler-var.html linkinden toplu olarak ulaşabilirsiniz.

 

Öncelikle sizi tanıyalım. Neden Gazze’den Mısır’a geldiniz?

Gazze’nin batısındanım. 2024’te geldim, yaklaşık iki buçuk senedir Mısır’dayım. Evimiz bombalanmıştı. Eşim mücahitlerden olduğu için Siyonistlerce aranan bir isimdi, onunla birlikte olmamız çok riskliydi. Bizi güvenli bir yere göndermek istedi. Çocuklarım bomba seslerinden ve çadırda böceklerden çok korkuyorlardı. Sürekli korkuyla yaşamak istemedik. Sınır kapısının henüz açık olduğu dönemde Mısır’a koordinasyon ücreti ödeyerek geldik.

Biliyor musunuz, şimdiye kadar onlarca Gazzeliyle röportaj yaptım. Eşim, oğlum veya kardeşim mücahitti diye açık açık söyleyen ilk kişisiniz…

Eşimin mücahit olduğunu size söylemekten çekinmedim, sonuçta artık şehit oldu. Sağken gizlerdim tabii ki. Eşim Allah yolunda direnen mücahitlerdendi. Vatanı uğruna şehit olmayı bizzat tercih etti. Siyonistler onu Ocak 2025’te doğrudan hedef alarak füzeyle vurup şehit ettiler. Hayattayken Yahudilere karşı çok kahramanca operasyonlar gerçekleştirmişti. Onunla gurur duyuyorum.

Ailemde başka şehitler de var. Eşimin kız kardeşi, eşi ve üç kızı şehit oldular. Dayım, amcamın oğlu, halamın oğlu ve ailemden daha birçok insan şehit düştü.

Peki, Mısır’da insanlar mücahit eşi olduğunuzu biliyorlar mı?

Hayır, kimseye söylemedim. Açıkça konuşmam gerekirse, insanların birçoğu, 7 Ekim’den sonra direnişçilere karşı öfke duymaya başladı; çünkü yaşananlardan direnişçileri sorumlu tutuyorlar. Ama bu doğru değil. Biz zaten 1948’den beri savaşa, bombardımana, göçe ve ölüme maruz bırakılıyoruz. 7 Ekim ve direniş, bir sebep değil, sonuçtu.

Aksa Tufanı operasyonu keşke yapılmasaydı, Gazze(liler) bu hale düşmeseydi diye hiç düşündünüz mü?

Hayır, nasibe ve kadere iman ediyorum. Rabbime imanım ve sabrım tam. Başlangıçta tüm bu zorlukları, bu denli kıtlığı, açlığı, bombardımanı, korkuyu yaşayacağımızı, en sevdiklerimizi kaybedeceğimizi düşünmemiştik tabii ki. Ama hamdolsun, Rabbimizin dilediği her şeyde bir hayır olduğuna inanıyorum. Allah sevdiği kullarını imtihan eder, ne kadar çok sabredersek karşılığını o kadar çok alacağız inşallah.

Mısır’da hayatınız nasıl geçiyor?

Çocuklarımla ve evimle ilgileniyorum. Şu an adeta bir kamp kurdum, çocuklarıma hafızlık yaptırıyor, İngilizce ve Arapça öğretiyorum. Aslen psikoloğum ama Mısır’da ikamet iznimiz olmadığından çalışamıyorum. Tabii ki bir iş fırsatı bulup çalışmak, boş vaktimi değerlendirmek, insanlara da faydalı olmak isterdim.

Bu savaş size neler öğretti?

Savaş bana sabrı, dünyanın geçici olduğunu, dünyayı değil ahireti öncelememiz gerektiğini öğretti. Baskılarla ve zorluklarla nasıl mücadele etmem ve nasıl sorumluluklar üstlenmem gerektiğini de. Savaştan çok şey öğrendim, hamdolsun.

Silah bırakma hakkında ne düşünüyorsunuz?

Silah bırakmanın çözüm olmayacağını düşünüyorum. Çünkü cihat; gurur duymamız gereken, bizi güçlü kılan, akidemiz gereği ısrarcı olmamız gereken bir şey. Cihat etmek Kur’an’da farz kılınmıştır. Her Müslüman’a farzdır. Allah, savaş kızıştığında savaş meydanından kaçmayı haram kılmıştır. Bu yüzden silah bırakma kararı çok ama çok rahatsız edici. Çünkü gelecekte bir gün topraklarımıza tüm gücümüzle döndüğümüzü görmek istiyorum. Bizden zorla alınanı biz de zorla almak zorundayız, başka yolu yok.

Evlenmeden evvel müstakbel eşinizin direnişçilerden olduğunu biliyor muydunuz?

Evet, en başından beri biliyordum. Nişanlandığımızda bana kendisinin Allah yolunda cihat edenlerden olduğunu söylemişti.

Peki, mücahit eşi olmanın zorlukları nelerdi?

Eşim savaş dönemlerinde direniş için 7/24 dışarıdaydı. O dışarıda mücadele ederken siz tek başına kalıyorsunuz. Kendinizi devamlı tehlike altında hissediyorsunuz, güvende olamıyorsunuz, her an hedef alınma korkusuyla yaşıyorsunuz. Özetle, güvende hissetmekle ilgili sıkıntıların hepsi, o kadar. Aksa Tufanı’ndan önce eve gelip giderdi, ama onu yine az görüyorduk. Dışarıda çok fazla işi vardı. Hem normal işinde gücündeydi, babasının yanında marangozluk yapıyordu hem de cihat hazırlıkları içindeydi. Ama tabii savaştan sonra işini yapamaz oldu, tamamen cihada odaklandı.

Eşim eğitimliydi, İngilizce bilirdi. Çok başarılı ve zeki biriydi ki zaten direnişçiler yetenekli insanlardır. İçlerinde mühendisler, doktorlar, öğretmenler, akademisyenler, eğitimli insanlar vardır. Öyle olmasalardı zaten böyle büyük bir kahramanlık gösteremezlerdi.

Mücahitler ve aileleri şu an ne durumdalar?

Mücahitlerin %90’ı bombardımanlar ve suikastlarla şehit edildi. Geriye neredeyse kimse kalmadı. Kız kardeşimin mücahit eşini de kafasını gövdesinden ayırarak öldürdüler. Üç kızı var ve şu an Gazze’deler. Üzgün tabii ki, bitik halde. Mevcut şartlarda iyi olmalarını gerektirecek bir şey de, bir sevgi dayanakları da kalmadı. Her şeylerini yitirdiler. Her halimize hamdolsun.

Yeni geçici teknokrat yönetim hakkında ne düşünüyorsun?

Açıkçası bir düşüncem yok. Sadece Gazze’nin tekrar güvenli hale gelmesini ve savaşın bitmesini istiyorum, o kadar.

Sizce direniş artık bitti mi, yoksa şehit çocukları ileride direniş bayrağını babalarından devralacak mı? Bunu soruyorum, çünkü Gazze çok değerli insanlarını, öncü ve önder kadrosunu yitirdi. Çocuklar eğitimsiz kaldı. Ayağa kalkış öyle kolay olmayacak gibi görünüyor. Ne dersiniz?

Şehit çocuklarının büyüdüklerinde direniş saflarına katılmaları, geçmişte olduğu gibi gelecekte de mümkün. İsrail, direnişi ne kadar yok etmeye çalışırsa çalışsın yeni nesil direnmeye devam edecek. Başarılı olacağız, hatta zaferimiz çok büyük ve şanlı olacak; çünkü zafer büyük zorluklardan sonra gelir. Yaşadığımız tüm bu zorluklar daha kuvvetli, muzaffer bir nesil çıkaracak. İsrail daha önce de direniş kadrolarını yok etmeye çalıştı, ama her seferinde yeni direnişçiler yetişti. Allah’ın izniyle bizden sonra da yeni bir nesil yetişecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder