KAHİRE’DEKİ
GAZZELİLERLE YAPTIĞIM RÖPORTAJLAR – 4
3
Ağustos 2026
Röportajları
yapan: Zahide Tuba Kor
Tercümede
yardımcı olan: Betül Aslan
NOT:
Blogdaki şahsıma ait bütün yazı, röportaj, tercüme, fotoğraf ve infografikleri
ancak kaynak göstermek şartıyla kullanabilirsiniz.
NOT:
Blogda yer alan 1000'e yakın içeriğe http://ortadogugunlugu.blogspot.com.tr/2018/01/bu-blogda-neler-var.html
linkinden toplu olarak ulaşabilirsiniz.
Şanlıurfa
merkezli Kardeşim Derneği’nden yeni bir organizasyon talep ederek 2-4 Ağustos tarihlerinde
Kahire’deki Gazzelilere yardım dağıtmaya gittik. 80 aileye/hanım 100’er dolar
yardım zarfı ve çocuklara oyuncaklar verdiğimiz akşam buluşmasında altı kişiyle
de görüşme yapma imkanı buldum. Tabii ki üç günde onlarca Gazzeliyle konuştum.
Onları da tercüme ettikçe bu mecrada paylaşacağım.
Sorduğum
sorular ekseriyetle şunlardı: Gazze’nin neresindensiniz, savaşta neler yaşadınız,
hayatınız nasıl değişti, Mısır’a niçin geldiniz, Mısır’da ne gibi sıkıntılar
yaşıyorsunuz, çocuklarınızın psikolojisi nasıl, 7 Ekim Aksa Tufanı operasyonu
hakkında ne düşünüyorsunuz?
Genç bir hanım:
Savaştan
evvel Zeytun mahallesinde yaşıyordum, beş çocuk annesiydim. Bombardıman başlayınca
önce Nuseyrat’a, ardından Refah’a göç ettik. Sonra tekrar Nuseyrat’a
döndüğümüzde sığındığımız okul binasına Yahudilerin füze atması sonucu bir
kızım ve bir oğlum şehit düştü. Ben de yaralandım, gördüğünüz gibi sol elimi
kaybettim; başta sırtım olmak üzere bütün vücudumda deformasyonlar oluştu,
sırtıma tam 80 dikiş atıldı. 13 gün yoğun bakımda kaldım. Bombardımandan sonra
ne olup bitti, çocuklarım ne durumdaydı hiçbir şey bilmiyordum. İki çocuğumun saldırıda
şehit olduğunu Mısır’a geldikten sonra öğrendim. Onları göremedim, veda bile
edemedim.
Refakatçisiz
tek başıma Mısır’a tedaviye geldim, bir senedir buradayım. Hamdolsun. Hayatta
kalan üç çocuğum ise şu an Gazze’de ve onlara dayım bakıyor. Eşim ise uzuv
kaybımdan dolayı beni boşadı. Nasibimize düşene razıyız, Rabbimizden razıyız,
elhamdülillah.
Hayatım
çok değişti tabii ki. Tek elle bir ömür nasıl yaşayacağımı bilmiyorum. Saçımı
taramaktan yemek pişirmeye kadar birçok eylemi yapamıyorum artık. Burada
akrabam da yok. Şu an geçici olarak Kahire’de Mısırlılarla beraber yaşıyorum.
Orta yaşlı bir bey:
Refah’tanız.
Çocuklarım ve eşimle birlikte güvenli bir bölgeye sığınmak için yolda yaya
giderken bombalandık. Kolumdan ve böbreğimden yaralandım; alemlerin Rabbine
hamdolsun. O bombardımanda çevremdeki tam 81 kişi şehit oldu. Ailemden
yaralanan yok çok şükür; ben onların arkasından yürüyordum, en geride
kalmıştım.
Bir
buçuk sene evvel eşimle birlikte Mısır’a tedaviye geldim; çocuklarım engelli annemle
birlikte Gazze’de kaldı. Deniz kenarındaki çadır kamplarda tek başlarına
yaşıyorlar. 12, 10, 8 ve 6 yaşlarındalar. Mısır’a gelirken eşim hamileydi,
burada doğum yaptı; son çocuğum da şu an 6 aylık. Çocuklarımla telefonda
görüşüyoruz, durumları çok kötü. Her halimize hamdolsun.
Mısır’da
genellikle bacaklar için protez takılıyor, el/kol için değil. Bir tane plastik
protez taktılar, ama işe yaramadı, ben de attım.
Savaştan
önce kıyafet dükkanım vardı. Allah’a şükür evime ekmek götürüyordum, hayatımız
iyiydi. Savaşla birlikte her şey tepetaklak oldu. Aksa Tufanı operasyonu bizi yıktı,
mahvetti. Bence yapılan yanlıştı. Çocuklarıma endişelendiğim için yanlıştı
diyorum, kendim için değil. Ben koca adamım, kendimi düşünmüyorum; ama
çocuklarım... Ben gidip çocuklarımı kucağıma alıp toprağımı öpmek istiyorum.
Çocuklarımla
telefonda konuşurken bizi de yanınıza alın diyorlar, ama bunu yapmak elimizde
değil. Bu insanı kahrediyor. Eşimin ruhsal durumu da günden güne kötüleşiyor. Beni
çocuklarıma götür, çocuklarımın yanında ölmek istiyorum diyor. Tedavimin
bitmesi için ameliyat olmam gerekiyor, zamanını bilmiyorum. Her sorduğumda bana
sabretmemi söylüyorlar. Allah sabredenlerle beraberdir.
Genç bir bey:
Han
Yunusluyum. 4 Şubat 2024’te evimin önünün bombalanmasıyla yaralandım. Olay
anında iki erkek kardeşlerimle birlikteydim, onlar yanı başımda şehit düştüler.
Gazze’de sol bacağım diz üstünden kesildi; sağ ayağımda ise derin yaralar vardı,
etlerim parçalanmıştı ve durum çok ciddiydi. Yaralandıktan 10 gün sonra tedavi
için Mısır’a getirildim. Burada yaklaşık bir sene çeşitli hastanelerde tedavi
gördüm, ameliyatlar oldum.
Bombardımandan
sonra sağ ayağımın halini fotoğraftan göstereyim. Sırtımdan aldıkları kasları bacağımın
kas dokusunun kaybolduğu yerlerine yerleştirdiler. Sonra mikrocerrahi bir
operasyonla vücudumdan aldıkları deri parçalarını naklettiler. Böylece Allah’a
şükürler olsun sağ bacağımı kesilmekten kurtardılar. Şu an sağlığım çok daha
iyi, ama sürekli ağrılarım da oluyor. Her halimize hamdolsun.
Evliyim;
eşim ve dört çocuğumla, yani çekirdek ailemle Mısır’da yaşıyorum. Kirada
oturuyoruz. Anne-babam Gazze’de kaldı. Mavâsî bölgesinde çadırda yaşıyorlar. Durumları
çok kötü, temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorlar.
(Savaştan
ne öğrendiniz?) İçim o
kadar dolu ki, savaş öyle çok şey yaşattı ki nasıl dile dökülür bilemiyorum. Gazze’deki
savaş çok zor ve çok acı verici. Savaşın bedelini, evlerimizi ve sahip
olduğumuz her şeyimizi kaybederek, ama en önemlisi canlarımızla ödedik.
Kardeşlerimizi, ailelerimizi, yuvalarımızı, kelimenin tam anlamıyla her
şeyimizi yitirdik. Ama her halimize hamdolsun. Rabbimiz tüm bu yaşadıklarımızı
Filistin için, toprağımız için ödediğimiz bedel olarak kabul etsin. Sadece O’nun
rızasını kazanmak için yaptığımız bu fedakarlıkları kabul etsin.
Orta yaşlı bir hanım:
Rimel
mahallesinde yaşıyorduk. Gazze’den iki aylık ateşkes sırasında Şubat 2025’te
çıktım. O tarihten yaklaşık bir ay önce eşim şehit olmuştu. 16, 15 ve 8
yaşlarında üç çocuğum var ve hepsi de hasta. Büyük oğlum kalp hastası; kalp
kapakçığı nakli ve akciğer atardamarı değişimi gerekiyor. Zor ve komplike ameliyatlar
yani. Maalesef şimdiye kadar Mısır’da herhangi bir tedavi şansımız olmadı. Yine
de ufacık da olsa bir tedavi ihtimali için bekliyoruz. Ama bu tür büyük ve
riskli operasyonları burada yapamıyorlar, yurtdışına gitmemiz gerekiyor.
Savaş
çok zordu. Defalarca doğrudan hedef alınıp bombalandık. Birkaçından yaralı
olarak kurtulduk. İlk bombalandığımızda ben ve eşim sokaktaydık, birlikte
yaralandık. O olaydan dört gün sonra, biz evimizde yaralı haldeyken odamıza
füze isabet etti. Tüm oda yandı ama füze tamamen patlamamıştı. Bu, Allah’ın
bize bir rahmetiydi. Bedenimizde hafif yanıklar oldu sadece. Üçüncü kez
bombalandığımızda bina kısmen yıkıldı; üç kat birden üzerimize çöktü ama neyse
ki çöküntü bizim katta durdu. Yüzümüzde sıyrıklarla kurtulduk. Allah’ın yardımıyla
evden çıkabildik. Ama sonraki sefer eşimin ailesinin evi bombalandı ve ebeveyni
ile kardeşleri dahil bütün ailesi şehit oldu. Beş ay sonra sağ kalan bir erkek
kardeşini, çadırının saldırıların hedefi olmasıyla kaybetti. Ondan bir hafta
sonra da berber dükkanında eşim şehit oldu.
Yani
çocuklarım başta babaları olmak üzere tüm aileyi kaybetti; nine-dedelerini,
halalarını, amcalarını... Yalnızca ben ve çocuklarım hayatta kaldık. En son
çocuklarımın tedavisi için Mısır’a gelme fırsatı buldum.
8
yaşındaki en küçük oğlum eşimin ailesine çok düşkündü; ninesini, babasını,
amcalarını çok severdi. Savaştan önce çalıştığım için işteyken en küçük oğlumla
onlar ilgilenirdi. Aralarındaki duygusal bağlar çok kuvvetliydi. Üstelik en
küçük torun olduğundan çok seviliyordu. O yüzden eşimin ailesini kaybetmek oğlum
için çok büyük travma oldu. Zor zamanlar geçirdi, sağlığı da etkilendi. Sadece
benim kucağımda uyuyor, benden asla ayrılamıyordu. Eşimin kaybı daha da zor
oldu. Eşim yaklaşık bir buçuk sene önce şehit olduğu halde oğlum sanki birkaç
gün veya ay önce babasını kaybetmiş gibi kendinden geçerek ağlama krizlerine
giriyor. Benden babasını getirmemi istiyor. Davranışları da tuhaflaştı. Bazen
histerik bir halde gülüyor, bazen ağlıyor; duygularını kontrol edemiyor. Savaşın,
açlığın, korkunun ve dehşetin etkilerinden hala kurtulabilmiş değil.
Mısır’da
yalnızız, başımızda kimse yok. Çocuklarımın tedaviye ve eğitime ihtiyacı var. Barınma
bile bir sorun, kiralar sıkıntı. Hayat çok zor.
Eşim
savaştan önce çoğu Gazzeli gibi serbest çalışıyordu. Savaştan önce de kirada
oturuyorduk, ev sahibi değildik. Rimel zengin bir mahalle olsa da bizim
oturduğumuz ev öyle değildi, eski olduğu için kirası uygundu.
Savaşta
çok şey öğrendik. Gazze’nin kuzeyinde olduğumuz için en başta kıtlığı ve açlığı
yaşadık. İmtihanımız çetindi. Diğer yandan çocuklarımın hastalıkları...
Yaşadıklarımız zordu ama hamdolsun, Rabbimiz ümidimizi yok etmedi. Davamızı
sürdürebilmemiz için bize fırsatlar verdi. Allah’ın bana emaneti üç çocuğum var.
Rabbim zor bir sorumluluk vererek bu emanetleri taşımamı takdir etti.
(Aksa
Tufanı hakkında ne düşünüyorsun?)
Sonuç olarak her şey Allah’ın takdiri. On yıllardır topraklarımız işgal altında,
kuşatılmış durumda, zulüm görüyoruz ve haklarımızdan mahrumuz. Gazze halkı buna
karşı elinden gelen her şeyi yaptı. Hakkımızı zorla almaya çalıştık. Ancak
maalesef yapayalnız bırakıldık, kimse yanımızda durmadı. Dünyanın bizi
kaderimizle baş başa bırakması en büyük hayal kırıklığımız oldu. Direnişçilerimiz
de İsrail denen varlık karşısında yeterli sayıda değildi. Eğer ki dışarıdan var
gücüyle bize destek verenler çıksaydı bu durumda olmazdık. Şimdiye kadar
yaşadığımız tüm zorluklar ve şu an içinde olduğumuz hâl, neticede Allah’ın
takdiri. Elbette her şeyin vardır bir hikmeti. İnşallah işler düzelir ve
özgürlüğümüze giden yol açılır.
Orta yaşlı bir hanım:
Han
Yunus’un merkezinde yaşıyordum. İki buçuk senedir Mısır’dayız. Eşim şehit oldu,
ben de savaş altında çok yorulmuştum artık, depresyondaydım. Ailem halimi gördü
ve kişi başı 5000 dolar “koordinasyon ücreti” ödeyerek beni 4 çocuğumla birlikte
Mısır’a gönderdi. Kendileri Gazze’de çadırda yaşıyor ve hayatları çok zor. Sürekli
korku içindeler ve temel ihtiyaçlara erişmekte bile zorlanıyorlar.
Eşim
evimizin bombalanması sonucu şehit oldu. Evimizi terk etmeyi reddetmişti, sonuna
kadar evde kalmaya kararlıydı; o içindeyken bombaladılar.
Mısır’da
ihtiyaçlarımızı karşılama konusunda sıkıntı çekiyorum. Yardımlar geliyor ama düzenli
değil. Birkaç ayda bir belki yardım alıyoruz. Ama elhamdülillah şartlara uyum
sağlamaya çalışıyoruz. Çocukları devlet okuluna kaydettirdim, eğitim alıyorlar.
Savaşın başlarında çocuklarımın davranışlarında değişiklikler olmuştu, ama şu
an daha iyiler çok şükür.
Savaştan
çok şey öğrendik. Şu bir gerçek ki her şey Allah’ın takdiridir ve başımıza gelecek
bir şey varsa onu kimse engelleyemez. Biz istediğimiz kadar gelecekle ilgili
planlar yapalım, Allah bizim için başka bir şey dilemişse o olur. Diğer yandan
savaşta ailenin önemini, aile olmanın güzelliğini anladık. Ailenizden birini
kaybettiğinizde artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, mutluluğu hissedemiyorsunuz.
Yaşadıklarımız neticesinde Allah’a daha çok yaklaştık.
Aksa
Tufanı ile ilgili kızgın değilim, sonuçta onu da Allah takdir etti. Topraklarımızı
gasp eden Siyonistlere karşı birilerinin bugün ya da yarın harekete geçmesi,
bir şeyler yapması gerekiyordu. Tabii tüm bunların yaşanması beklenmiyordu ama
dediğim gibi Allah böyle takdir etti. Her halimize hamdolsun.
Genç bir hanım:
Nasr’danız.
7 Ekim’den 5 ay sonra Şubat 2024’te eşimin tedavisi için Mısır’a geldik. Hem savaş
yorgunuydu hem de kan kanseriydi. Burada üç ay tedavi gördü, sonra vefat etti,
buraya defnettik. Üç çocuğum var, hepsi Mısır’da benimle kalıyor. Burada uzaktan
akrabalarım var ama birinci derece yakınlarımın hepsi Gazze’de.
Mısır’da
zorluklar çok. Çocuklarım babasız büyüyorlar. Aileyi ben geçindirmek
zorundayım, ama çalışma imkânım yok. Eğitimimi tamamlamamıştım, şimdi burada
devam etmeye çalışıyorum. Çocuklarımın okula gitmesi gerekiyor; normal bir
hayata, kendilerini güvende hissetmeye ihtiyaçları var.
Savaş
bize sabretmeyi öğretti. Hayatta her şey Allah’ın elindedir; insan her an her
şeyini kaybedebilir. Bir zamanlar evimizde kral gibi yaşıyorduk; evimizi,
işimizi, hayatımızı, kelimenin tam anlamıyla her şeyimizi kaybettik. An geldi,
evimizi yitirmekle kalmadık, ülkemizden çıkmak zorunda kaldık. Birçok
yakınımızı şehit verdik. Ben eşimi, çocuklarım babalarını kaybetti. Bu hiç
kolay değil. Hayata çocuklarımızın hatırına devam ediyoruz. Elhamdülillah, en
azından çocuklarımız iyi diyoruz.
Çocuklarımın
davranışları değişmedi, ama ayrılık zor tabii, psikolojileri etkilendi.
Özellikle kızım bana sürekli babasını özlediğini, hala babasının vefat ettiğine
inanamadığını söylüyor. Bu durum hem psikolojik hem de fiziksel sağlığımı
olumsuz etkiliyor. Kendime bakıyorum, ben de aslında çocuklarım kadar kötü
durumdayım. Ama sonra kendime diyorum ki benim onlar için güçlü durmam ve ayakta
kalmam lazım; çünkü benden başka kimseleri yok.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder