11 Ekim 2026 Pazar

Z.T.KOR: SİYONİST YERLEŞİMCİ-KOLONYALİST PROJENİN SON HALKASI GAZZE SOYKIRIMI

 

SİYONİST YERLEŞİMCİ-KOLONYALİST PROJENİN SON HALKASI GAZZE SOYKIRIMI

Tashih dergisi, sayı 1, Temmuz-Ağustos 2026, sf.29-31, https://tashihmedya.com/siyonist-yerlesimci-kolonyalist-projenin-son-halkasi-gazze-soykirimi/ 

Zahide Tuba Kor

NOT: Blogdaki şahsıma ait bütün yazı, röportaj, tercüme, fotoğraf ve infografikleri ancak kaynak göstermek şartıyla kullanabilirsiniz.

NOT: Blogda yer alan 1000’e yakın içeriğe http://ortadogugunlugu.blogspot.com.tr/2018/01/bu-blogda-neler-var.html linkinden toplu olarak ulaşabilirsiniz.


Spot: İsrail’in 7 Ekim’i fırsat bilip soykırıma başvurarak yayılması hem stratejik, jeopolitik, jeoekonomik ve teopolitik hedeflerinin bir neticesi hem de 19. yüzyıl sonu-20. yüzyıl başında temelleri atılan Siyonist yerleşimci- kolonyalist projenin son halkasıdır.

Spot: Gazze’de soykırımla hedef, hem olabildiğince çok Gazzeliyi öldürmek hem de bombardımanlarda ölememiş olanları ölümden beter bir hayata mahkûm etmek, böylece onursuz ve sefil bir ilkel hayat ile toprakları terk seçeneği arasında bırakmaktı.

 

“Demokratik bir Yahudi devleti” kurma hedefiyle yola çıkan Siyonistler, 1948 ve 1967’de ele geçirdikleri topraklardaki Filistinli nüfusa karşı iki defa etnik temizlik uygulayarak yarıdan fazlasını mülteciye dönüştürdü. Sonraki süreçte –dünyanın tepkisinden çekinerek– Filistinlileri fiziken öldürmekten veya zorla yerinden etmekten ziyade iktisadi ve psikolojik çökertme taktiklerine başvurarak boyun eğdirmeyi veya ‘gönüllü’ terke zorlamayı önceledi. 7 Ekim Aksa Tufanı Operasyonu ise bir süredir fırsat kolladıkları üçüncü etnik temizliğin kapılarını araladı. Öncelikli hedef, Gazzelileri topluca Sina’ya sürüp toprakları yeniden işgal etmekti; ancak bunu başaramayınca soykırıma giriştiler. Artık hedef, bütün altyapıyı ve üstyapıyı yerle bir edip yeniden inşayı engelleyerek ve en temel ihtiyaçların dahi girişine izin vermeyerek Gazze’yi kalıcı olarak yaşanamayacak bir bölgeye, devasa bir çadır kente dönüştürmekti.[1] Yani hem olabildiğince çok Gazzeliyi öldürmek hem de bombardımanlarda ölememiş olanları ölümden beter bir hayata mahkûm etmek, böylece onursuz ve sefil bir ilkel hayat ile toprakları terk seçeneği arasında bırakmaktı. Çünkü geçmiş tecrübeler, şehit çocuklarının çoğunun büyüdüklerinde birer direnişçiye dönüşüp İsrail’den intikam almaya çalıştığını gösteriyordu.

İsrail, hayatın en basit rutinlerini bile Gazzeliler için işkenceye dönüştürdü. Soğukta ısınmak, sıcakta serinlemek, yağmurda başını sokacak bir çatı bulmak, geceleri deliksiz uyku çekmek, ocakta yemek pişirmek, karnı doyurmak, temiz su içmek, haşeresiz-kemirgensiz bir ortamda barınmak, rahatça tuvalete girmek, abdest almak, ılık suda yıkanmak, temiz giyinmek, mahremiyeti korumak, sırtını bir yere yaslamak, akşamları aydınlanmak, emniyette hissetmek, belli bir yerde iskân etmek Gazzelilerin ekseriyeti için artık mazide kalmış birer lüks.[2]

İsrail, Gazzelilerin maddi-manevi her şeyini –evlerini ve geçim kaynaklarını, ailelerini ve arkadaşlarını, öncü ve profesyonel meslek sahibi kadrolarını, eşyalarını ve hatıralarını, mezarlıklarını, kültürünü ve değerlerini, ruh ve beden sağlıklarını, vücut bütünlüklerini, eğitimini (Arap dünyasının en eğitimli kesimi olma vasfını), kütüphanelerini, arşiv belgelerini, sanat eserlerini, tarihini, toplumsal ve bireysel hafızasını, insanlıklarını ve onurlarını, mahremiyetlerini, ahlaklarını, vatana ve toprağa olan bağlılıklarını, umutlarını ve hayallerini, toplumsal dokusunu, direnme azmini ve direnişçilerini, emniyet hissini, güvenlerini ve özgüvenlerini, hatta ve hatta imanlarını ve inançlarını– yitirtmek amacıyla akıl almaz her yola başvurdu. Kamu düzenini bozdu ve kurumsal yapıyı çökertti, böylece suçların yaygınlaşmasını teşvik etti. Gazzelileri geçmiş etnik temizliklerde ayakta tutan ve mevcut soykırım karşısında toprağına bağlayan en temel unsurları hedef aldı. Halihazırda Gazze(liler), uzun ve yıkıcı her savaşta olduğu gibi, çok büyük bir değişim-dönüşümden geçiyor. Ama direnme kararlılığı hala yitip gitmiş değil.[3] Bunda Şeyh Ahmed Yasin ve arkadaşlarının 1980’lerden itibaren ektiği tohumlar etkili.

İşgal ordusu sadece yüz binlerce Filistinliyi ölüme, hastalığa ve sakatlığa mahkûm ederek ve bazı ailelerin kökünü kazıyarak bir soykırım[4] uygulamadı; aynı zamanda literatüre yeni kavramlar kazandıran birçok kırım türüne imza attı.

İsrail’in soy-kırım dışındaki kırım suçları neler?

Ø Hafıza-kırım, tarih-kırım, kültür-kırım Filistinlilere ait her şeyi ve Gazze’nin birkaç bin yıllık tarihî ve kültürel mirasını ya çaldı ya da imha etti.

Ø Mesken-kırım, şehir-kırım Başta Gazze’nin kuzeyi, doğusu ve güneyi olmak üzere birçok yerleşimi yıktıktan sonra hem işlediği suçları ‘temizlemek’ hem de ABD’nin Gazze Rivierası projesi ve yeni Yahudi yerleşimleri için enkazı kaldırdı. Gazzelilerin halen yaşadığı yerlerin çoğunu da bir moloz yığınına dönüştürüp eski Gazze’den eser bırakmadı.

Ø Mezar-kırım Kullandığı tahrip gücü muazzam bombalar yüzünden nice ceset enkaz altında çürüyüp giderken ve yine nicesi buharlaşırken cesedine ulaşılabilen şanslılar mezarlıklara gömüldü; ancak İsrail tarihî olanlar da dahil birçok mezarlığı yıkarken esirlerini bulma kisvesi altında bir kısmını da tahrip etti. Ayrıca hastanelerde ve hapishanelerde katlettiklerini toplu mezarlara gömdü.

Ø Eğitim-kırım Filistinlilerin işgalciye karşı en önemli direniş yöntemi iyi eğitimdi. İşgal ordusu, ilkokullardan üniversitelere ve camilere kadar eğitim-öğretim kurumlarını bombalayarak ve öğrencileri-öğretmenleri-akademisyenleri-hocaları katlederek kasıtlı bir cahilleştirme ve entelektüel sermayeyi yitirtme politikasına girişti.

Ø Sağlık-kırım Hastaneleri bombalayarak ve işgal ederek; doktorları öldürerek, sakatlayarak veya esir alarak zaten yetersiz olan sağlık sistemini çökertti. İlaç girişini engelleyerek kronik hastaları ölüme mahkûm etti. Her yaştan çok fazla Gazzeliyi kolsuz-bacaksız bıraktı; açlık yüzünden zihnen, fiziken ve ruhen gelişememiş –ve bu yüzden ileride kendisine direnemeyecek– yeni bir nesil üretmeyi hedefledi. Bağımlı bir toplum üretmek için gıdaların içine uyuşturucu haplar kattı. Kanser hastaları artarken Türkiye’nin kurmuş olduğu tek kanser hastanesini yıktı. Tedavi için yurtdışına çıkışları engelledi. Gazzelilerin hayat kalitesini düşürdü, ömürlerini kısalttı. Esir alıp öldürdüğü nice Gazzelinin organlarını çaldı.

Ø Ekolojik-kırım Zehirli atıklar bırakıp suyu-toprağı-havayı kirleterek, kanalizasyon sistemini çökerterek, çöplerin bertarafını imkansızlaştırarak ve on binlerce ton enkaz yığını oluşturarak muazzam bir çevre tahribatına yol açarken sadece insan değil bitki ve hayvan türünü ve bütün bir ekosistemi sistematik olarak yok etmeye odaklandı.

Ø Ekonomik-kırım Ambargolar yüzünden zaten üretim temeli zayıf ve İsrail’e bağımlı olan Gazze’de hem tarım ve hayvancılık, balıkçılık ve özel sektöre darbe vurarak hem de tam abluka uygulayarak ekonomiyi çökertti

Ø Medya-kırım Soykırımı belgeleyen yüzlerce gazeteciyi ve medya kuruluşlarını hedef aldı, dünya tarihinde en fazla medya mensubunu katletme unvanını kazandı. Soykırım izlerini silmek için birçok sosyal medya hesabını kapattırdı.

Ø Tekno-kırım Gazze’nin dijital altyapısını tahrip ederek dünyayla bağlantısını kesmeye odaklandı ve iletişim teknolojileri alanında çalışan kişileri ve kurumları hedef aldı. Kendisi de hem büyük teknoloji ve sosyal medya şirketlerini seferber ederek yapay zekaya ve dijital verilere hem de robot patlayıcılara dayalı yeni model bir savaş yürüttü.

İsrail’in kırımı her sahaya taşıyarak hedefi, Gazzelilerden tam bir intikam alırken onları ibret-i âlem kılmak ve böylece bütün bölgeye boyun eğdirerek varlığını garanti altına almaktı. Aynı zamanda Batı’dan tam destekle[5] “Büyük İsrail” hedefi doğrultusunda genişlemek ve askerî güçle mevcut düzeni yıkıp bölgenin hegemonuna dönüşmekti. 7 Ekim’i fırsat bilip kırımlara başvurarak yayılması hem stratejik, jeopolitik, jeoekonomik ve teopolitik hedeflerinin bir neticesi hem de 19. yüzyıl sonu-20. yüzyıl başında temelleri atılan Siyonist yerleşimci-kolonyalist projenin son halkasıydı.

Aksa Tufanı Operasyonu’nun sebepleri

İsrail’in Gazzelilerden intikam alacağı aşikâr olduğu halde direniş örgütleri neden Aksa Tufanı Operasyonu’na girişti? Bunun birçok sebebi vardı. Ama en önemlisi, Suudi Arabistan’ın da İbrahim Mutabakatı’na imza koymak üzere oluşuydu. Bu gerçekleştiği takdirde İsrail merkezli yeni bir siyasi, iktisadi-ticari ve askeri bölgesel düzen kurulacak ve “Filistin meselesi” tarihin “çöp sepeti”ne atılacak, İsrail’in bir dış politika meselesi olmaktan çıkıp içeride istediği gibi halledebileceği bir konuya indirgenecekti.[6] Yani revizyonist ve dini Siyonist hükümetin Kudüs ile Batı Şeria’daki emellerine ulaşmasına ramak kalmıştı. 17 yıldır abluka ve ambargo altında yaşayan Gazzelilerin tecritten kurtulma imkânı da kalmayacaktı. Dahası, Teksas’ta doğurtulup İsrail’e getirtilen –Tevrat’ta geçen– kusursuz kızıl düvelerin kurban edileceğinin açıklanması ve 2024’ün Tapınağı İnşa Yılı ilan edilmesi, Mescid-i Aksa’yı yıkıp 2000 yıl sonra Yahudi mabedini tekrar inşa planının artık bir hayal olmaktan çıktığı manasına geliyordu. Bunun önündeki tek engelin Gazzelilerin muhtemel direnişi olacağını öngören İsrail, 2023 sonu-2024 başında Gazze’ye savaş açma planı çoktan yapmıştı. 7 Ekim Aksa Tufanı Operasyonu, Kassam Tugayları’nın Gazze çevresindeki tüm İsrail kışlalarına saldırıp yüzlerce askeri ve komutanı etkisiz hale getirdiği ön-alıcı bir operasyondu. Her ihtimali dikkate alarak hazırlık yapmaları sayesinde soykırım savaşı karşısında iki sene direnebildiler. Gazzelilerin verdiği mesaj şuydu: Yüzyıldır Ortadoğu’nun en temel meselesi olan Filistin’i yok sayarak yeni bir bölgesel düzen kuramazsınız ve Mescid-i Aksa’yı yıkamazsınız![7]

Soykırım, Siyonizmin ve Batı’nın gerçek yüzünü ifşa ettiği gibi, Filistin’i dünyanın ana gündem maddesine dönüştürdü ve küresel bir uyanışa vesile oldu. İsrail iyice köşeye sıkışmışken soykırımın ikinci yıldönümünde varılan ateşkes, bir aldatmacadan ibaretti.[8] Hedef, Gazze’yi gündemden düşürerek İsrail üzerindeki baskıyı hafifletmek, savaşla başaramadıklarına ateşkesle ulaşmasını sağlamaktı. İsrail’in lügatında karşılıklı uzlaşma ve taviz hiçbir zaman olmadığından Gazze ateşkesinin maddelerini tam olarak uygulamadı; saldırılarına, toprak işgaline ve ablukaya düşük dozda devam etti. Bu süreçte Trump’ın Barış Kurulu, İsrail’in ihlallerini durdurmaya dönük adım atmadığı gibi, İsrailli esirleri kurtardıktan sonra önceledikleri tek konu direnişin silahsızlandırılması oldu. Trump Planı çerçevesinde Gazzeli teknokratlardan müteşekkil geçici bir hükümet mahiyetindeki Ulusal Komite kurulsa da hala Gazze’ye girebilmiş değil ve her bakımdan elleri kolları bağlı vaziyette beklemekteler.[9] Kurulan model Amerikan yeni-kolonyalizminin bir habercisi. Öte yandan İsrail, 8 Ekim’de ilan ettiği hedeflerinin hiçbirinden vazgeçmiş değil. Savaş tiryakisine dönüşen İsrail Başbakanı, ABD-İran anlaşması akabinde Gazze’de yeni taktiklerle soykırımı sürdürmek ve tehcir için gün sayıyor. Gazze’deki çok-boyutlu kırıma Batı’nın tam desteği, İsrail’in bölgenin dört bir yanını Gazzeleştirme cüretini artırıyor.

İsrailli tarihçi Avi Shlaim’in ifadesiyle “Filistinliler belki de günümüz dünyasında sömürgecilik karşıtı son mücadeleyi vermekte.”[10] Direnişin komuta kademesinden hayatta kalanlar ateşkes sürecinde ortadan kaldırıldığı halde Gazzelilerin direnme azmi hala kırılmış değil.

 

KAYNAKÇA

Mısır ve Türkiye’de yaşayan Gazzelilerle yaptığım röportajlar.

“Gazze Komitesi Başkanı: ‘Silahsızlanma Olmadan Ne Güvenlik Ne Yeniden İnşa Mümkün’”, Fokus+, 13.04.2026, https://www.fokusplus.com/roportaj/gazze-komitesi-baskani-silahsizlanma-olmadan-ne-guvenlik-ne-yeniden-insa-mumkun.

@jewishvoiceforpeace, 12.7.2025, https://www.instagram.com/p/DL_AMiogLd7/.

Kor, Zahide Tuba. Gazze: Geçmişten Günümüze Direnişin Toprağı, İstanbul: Timaş Yayınları, 2025.

Kor, Zahide Tuba. “Gazze’de Ateşkes ve Ortadoğu’da Barış Mümkün Müdür?”, GENAR Türkiye Raporu. Ekim 2025, sayı 13. https://ortadogugunlugu.blogspot.com/2025/11/ztkor-gazzede-ateskes-ve-ortadoguda.html.

Shlaim, Avi. Gazze Soykırımı: İsrail’in Filistin’e Karşı Bitmeyen Savaşı. çeviren Selçuk Dural. İstanbul: Küre Yayınları, 2026.

 

İSRAİL’İN FİLİSTİN’İ İŞGAL POLİTİKALARIYLA İLGİLİ OKUMALAR İÇİN

Bazian, Hatemi. Filistin: Bir Sömürgecilik Meselesi. Ankara: İST Yayınları, 2024.

Hirst, David. Silah ve Zeytin Dalı: Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri. İstanbul: İyidüşün Yayınları, 2015.

Khalidi, Rashid. Filistin: Yüzyıllık Savaş: Yerleşimci Kolonyalizmin ve Direnişin Tarihi (1917-2017). İstanbul: İletişim Yayınları, 2025.

Masalha, Nur. The Palestine Nakba: Decolonizing History, Narrating the Subaltern, Reclaiming Memory. Londra: Zed Books, 2012.

Öke, Mim Kemal. Siyonizm & Filistin Sorunu (1880-1923). İstanbul: Timaş Yayınları, 2023.

Pappe, Ilan. The Ethnic Cleansing of Palestine. Oxford: Oneworld, 2006.

Pappe, Ilan. Modern Filistin Tarihi: Tek Ülke İki Halk. Ankara: Phoenix, 2007.

Pappe, Ilan. Unutulmuş Filistinliler. İstanbul: Küre Yayınları, 2020.

Pappe, Ilan. Yeryüzünün En Büyük Hapishanesi: İşgal Altındaki Toprakların Tarihi. İstanbul Küre Yayınları, 2023.

Rakipoğlu, Mehmet. İşgal ve Soykırımın Anatomisi: İsrail’in Filistin’i Yok Etme Stratejisi. Öteki Akademi, 2024.

Shlaim, Avi. Demir Duvar: İsrail ve Arap Dünyası. İstanbul: Küre Yayınları, 2019.

Shlaim, Avi. Üç Dünya: Bir Arap-Yahudi’nin Anıları. İstanbul: Küre Yayınları, 2025.

 



[1] İsrailli karar alıcıların Gazze’ye dair söylemleri ve hedefleri için bkz. Avi Shlaim, Gazze Soykırımı: İsrail’in Filistin’e Karşı Bitmeyen Savaşı, Küre Yayınları, s. 215-224.

[2] Gazze’deki hayata dair ayrıntılı bilgiye, Mısır’daki Gazzelilerle 11-13 Mart’ta yaptığım ve Nisan-Mayıs 2026’da Ortadoğu Günlüğü blogumda yayınladığım röportajları okuyarak ulaşabilirsiniz. https://ortadogugunlugu.blogspot.com/

[3] Gazzelilerin soykırım karşısında direncinin ve tahammülünün sebepleri için bkz. Zahide Tuba Kor, Gazze: Geçmişten Günümüze Direnişin Toprağı, Timaş Yay., s.315-333.

[4] Bu yazıda soykırımın bilançosunu paylaşmadım. Zira hiçbir veri kayıpları doğru hesaplayamaz. Gazzeliler sadece İsrail saldırılarında hayatını kaybetmediler; açlık ve susuzluktan/kirli sulardan, hastaneye gidemediği veya gitse bile ilaç ve yeterli tedavi imkânı olmadığından, hijyensizlik ve salgın hastalıklardan, sevdiklerini yitirmenin acısıyla kahırdan veya kalp ya da kanser hastalığına yakalanarak, yani savaşın dolaylı etkileri yüzünden ve ateşkes sırasında patlamamış bombalardan can verenler bilançolarda yer almıyorlar. Bir de ölü mü diri mi bilinmeyen on binlerce kayıp var.

[5] Soykırımın devamlılığında Batı’nın diplomatik, askeri ve teknolojik seferberliğinin ve ABD başta olmak üzere dünyadan akan en gelişmiş saldırı ve savunma silahlarının ve istihbaratın da etkisi büyük. Savaşın 614. gününde yayınlanan bir veriye göre, ABD’den İsrail’e 1014 defa silah sevkiyatı yapılmış; bu da demek oluyor ki her 15 saatte bir ABD silah yollamış. @jewishvoiceforpeace, 12.7.2025, https://www.instagram.com/p/DL_AMiogLd7/.

[6] İbrahim Mutabakatlarıyla kurulmaya çalışılan yeni Ortadoğu düzeni hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Kor, Gazze, s. 107-112, 117-121, 249-259.

[7] Aksa Tufanı’nın yapılma sebepleri hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Kor, s.71-73, 192-198.

[8] 9 Ekim 2025’te varılan ateşkesle ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Zahide Tuba Kor, “Gazze’de Ateşkes ve Ortadoğu’da Barış Mümkün Müdür?”, GENAR Türkiye Raporu, Ekim 2025, sayı 13, sf. 85-101, https://ortadogugunlugu.blogspot.com/2025/11/ztkor-gazzede-ateskes-ve-ortadoguda.html.

[9] Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi Başkanı Ali Şaas ve Adaletten Sorumlu Üye Adnan Ebu Verde ile 13.3.2026’da Kahire’de bir röportaj yapıp gelinen aşamayı onlardan dinlemiştim. Röportaj için bkz. “Silahsızlanma Olmadan Ne Güvenlik Ne Yeniden İnşa Mümkün”, Fokus+, 13.04.2026, https://www.fokusplus.com/roportaj/gazze-komitesi-baskani-silahsizlanma-olmadan-ne-guvenlik-ne-yeniden-insa-mumkun.

[10] Shlaim, s.179.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder