4 Şubat 2017 Cumartesi

P.IDDON: İNGİLTERE, KÖRFEZ’E GERİ DÖNÜŞ HAZIRLIĞINDA


İNGİLTERE KÖRFEZ’E GERİ DÖNMEYE Mİ HAZIRLANIYOR?

Paul Iddon (Kuzey Irak’ta yaşayan serbest gazeteci)
War Is Boring, 21.12.2016

Tercüme: Zahide Tuba Kor

Aralık 2016’da İngiltere Başbakanı Theresa May, İran’ı çok sinirlendirdi. Başbakan, aralık ayı başında yapılan Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) zirve toplantısında İngiltere’nin “Körfez’in uzun vadeli güvenliği için daha kalıcı bir taahhütte bulunma” arzusunu ilan etti.
On yıl içinde bölgeye yönelik savunma harcamasının 3 milyar sterlinlik bir yatırımı içereceğini söyledi. Bölgede İran tehdidini “gayet gerçekçi bir şekilde gördüğü”nü belirtti ve İran’ın “bölgedeki saldırgan faaliyetleri”ne karşı koyma sözü verdi
Bu, tam da KİK üyelerinin ekseriyetinin duymak istediği şeydi (…). Tahran’daki yetkililer ise bu açıklamaları (…) sert bir şekilde kınadı.
İngiltere’nin Arap monarşileriyle işbirliği içinde Körfez’de bir güç olma arzusu yeni değil. Son senelerde İngiltere, Süveyş’in doğusundan geri çekilme politikasını değiştirmeye çalıştığı sinyalleri veriyor.
1970’lerin başlarına giden bu politika bir dizi askeri kesintinin ardından gelmişti. İngiliz ordusu maddi açıdan bölgede büyük bir güç olarak kalmayı artık sürdüremez durumdaydı.
2016’ya gelindiğinde İngiliz ordusu artık düşüşte; tıpkı Kraliyet Hava Kuvvetleri gibi Kraliyet Donanmasının da eski halinden eser kalmadı. Ancak İngiltere, bölgesel güçlere silah satışından yüklü kazanç elde etmeyi sürdürüyor.
Ordusunun gücü azalmasına rağmen İngiltere, Körfez bölgesinde göze çarpan askeri varlığını yeniden tesisin somut işaretlerini verdi. Eylül 2014’te Londra’daki yetkililer görünüşte İslam Devleti’yle mücadele için Körfez’de üç yeni üs kurma niyetlerini dillendirdiler.  
Bundan evvel İngiliz ordusunun bölgeye önemli miktarda askeri güç kaydırdığına dair açık işaretler vardı. Kraliyet Hava Kuvvetleri, Birleşik Arap Emirlikleri’nde Dubai’nin güneyindeki el-Minhad hava üssüne (…) savaş uçakları yolladı.
Ayrıca İngiliz hükümeti, Umman’da Dukm limanındaki varlığını artırma ve küçük bir ada devleti olan Bahreyn Krallığı’nda donanma varlığını destekleme çabasında. Aralık 2016’da İngiliz Savunma Bakanlığı, Hava Kuvvetlerine bağlı uçakların İslam Devleti’ne karşı mevcut savaşta Afganistan savaşının zirvesindeyken attığı bombaların 11 katı fazlasını kullandığını açıkladı.
Kraliyet Donanmasına ait uçak gemisi bulunmadığından (…) İngiltere bölgedeki askeri üslere büyük ölçüde bağımlı. İngiliz ordusu, Kıbrıs’taki üslerin yanısıra büyük ölçüde Körfez devletlerine yöneldi.
İslam Devleti gibi teröristlerin ötesinde bu üsler, İran’dan gelecek her türlü provokasyona karşı İngiltere’ye mukabelede bulunma platformu sağlıyor. Mevcut rejimin 1979’da iktidara gelmesinden çok önce Tahran’daki yetkililer Körfez’i kendi arka bahçeleri olarak görüyorlardı.
(…) İngilizler Süveyş’in doğusundan çekilirken İran Şahı’nın bölgede hâkim askeri kuvvet olma hedefini göz ardı ettiler.
İngiliz Dışişleri Bakanı Michael Stewart, 1965 Mart’ında Başbakan Harold Wilson’a, “biz Körfez’i terk ederken yerimizi İran’ın alabileceği fikrinden Şah’ı vazgeçirmeliyiz” tavsiyesinde bulundu ve ekledi: “Körfez’in güney kıyılarının Arap karakteri ve Suudi Arabistan’la Irak’ın iddiaları dikkate alındığında Şah’ın bu ümidi oldukça yanıltıcı.”
Nixon-Kissinger döneminde ABD’nin İran’la ilişkilerine dair bir çalışmada tarihçi Roham Alvandi şöyle diyor: “Arap monarşileriyle yakın iktisadi ve siyasi bağlarıyla İngiltere, İran’ın bölge üzerindeki ihtiraslarını frenleme politikasını şekillendirdi.” Nixon, Kissinger ve Şah kitabında Alvandi “İngiliz siyaseti, İran’ın ihtiraslarını kontrol altına almak ve kendisine bağlı Araplara güvence vermekti” diye yazıyor.
(…)
İngilizler sonunda Arap Yarımadası’ndan çekildiğinde [1971] (…) [Z.T.K. İngilizlerle anlaşmalı] yedi Ateşkes Devleti, Birleşik Arap Emirlikleri adı altında bir araya geldi. İran’la gerginlikler hemencecik ortaya çıktı.
Şah, Bahreyn üzerindeki hak iddiasından vazgeçti, ama derhal Körfez’deki üç adayı ele geçirdi. (…) bu adalar, Şarjah Emirliğine devretmeden evvel İngiltere’nin kontrolündeydi.
Şah, yeni kurulan BAE’nin bu adaların kontrolünü elinde tutmasından memnun olmadı. Abu Dabi ile Tahran arasındaki bu adalar ihtilafı bugün hala devam ediyor.
Birleşik Arap Emirlikleri’yle tarihi bağlarına rağmen Şah, Körfez’de en büyük askeri harcama yapan güçtü. Dolayısıyla İngiltere, Şah ordusunu 700 adet dönemin son model Chieftain tankıyla donattı ve (…) 4 Saam türü firkateyn sattı.
Bu silahlarla İran, Körfez’in sıcak sularında hâkimiyet kurdu. İran ordusunun ileri teknoloji ürünü silahlarla donatılmasında İngiltere ABD’den sonra ikinci sırada geliyordu.
1979 İran İslam Devrimi’nden sonra gerek ABD’nin gerekse İngiltere’nin askeri harcamalarında denge Tahran’dan Riyad’a ve diğer KİK ülkelerine kaydı. (…)
2016’da Amerikan Dışişleri Bakanlığı küçücük bir ülke olan Katar’a 72 Eagle savaş uçağı satışını onayladı. İngiltere’nin BAE Systems şirketi de benzer miktarda Eurofighters savaş uçağını Suudi kraliyetine satmak için çalışıyor.
Bu monarşilerin Batı’nın gelişmiş silah sistemlerine yaptıkları harcama, Şah’ın 40 sene evvel çılgınca askeri yığınak miktarını fersah fersah geçiyor. Bu yığınak, Tahran’ın uzun vadeli Körfez’in hegemonu olma hedefine net bir şekilde meydan okuyor.

Başbakan May’in 2016 Aralık’ındaki demeçlerini dikkate aldığımızda İngiltere, Arap monarşilere desteğini sürdürmeye ve belki de bir kez daha, bölgeye çok daha fazla askeri birlik yollamaya kararlı görünüyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder