NÜFUZ ALANI: AMERİKALI LİBERTERYENLER LATİN AMERİKA SİYASETİNİ NASIL
YENİDEN İNŞA EDİYORLAR?
Lee Fang (Uzun yıllardır örgütlü çıkar
grupları ve akıtılan paralarla kamu politikalarının nasıl etkilendiğine odaklanan
bir gazeteci. Milyarder Koch kardeşlerin Çay Partisi hareketini finanse
etmedeki rolünü ortaya çıkarmıştır. Siyasi yolsuzluk ve yozlaşmaları ifşa eden
RepublicReport.org blogunun kurucularındandır. Yazıları VICE, The
Baffler, The Boston Globe, the San Francisco Chronicle, The
Progressive, NPR, In These Times, and The Huffington Post gibi medya
organlarında yayınlanmaktadır.)
The Intercept, 9.8.2017
Tercüme: Zahide Tuba Kor
Arjantin’in başkenti Buenos Aires’teki Brick Otel’de
geçtiğimiz ilkbaharda yapılan toplantı, Alejandro Chafuen için yuvaya dönüş
olduğu kadar aynı zamanda bir zafer turuydu da. (…) Arjantinli Amerikalı
Chaufen, orta yaşlarını Orta ve Güney Amerika’daki Solcu toplumsal hareketlerin
ve hükümetlerin altını oymaya ve bunun yerine liberteryenizmin iş dünyası dostu
bir çeşidini ikame etmeye çalışarak geçirmişti.
Bu, onlarca yıldır yapayalnız verdiği bir savaştı.
Chaufen 2017 Latin Amerika Özgürlük Forum’undaki dostlardandı. Liberteryen [Z.T.K.
yani devletin mümkün olduğunca küçük olması gerektiğini savunan, mutlak ve sınırsız
özgürlük yanlısı aşırı liberaller] aktivistlerle gerçekleştirilen bu
uluslararası toplantının sponsoru, Atlas Network olarak bilinen ve Chafuen’in
1991’den bu yana yönettiği, kâr amacı gütmeyen liderlik eğitimine odaklanan
Atlas İktisadi Araştırmalar Vakfı’ydı. Chafuen, Brick Otel’de son dönemdeki
zaferlerini bir bir ortaya döktü. Yıllar yılı yürüttüğü çabalar, –siyasi ve
iktisadi şartlar sağ olsun– artık meyvesini vermeye başlamıştı; ama tabii
Chafuen’in çok uzun yıllardır yetiştirmeye çalıştığı aktivistler ağının
buradaki payını da unutmamak gerekir.
Chafuen dedi ki, geçtiğimiz 10 küsur yıllık süreçte Solcu
hükümetler, rahat rahat lobide oturarak “seçmenin oylarını satın almak, yeniden
dağıtmak için para”yı kullandılar. Ancak son dönemde yolsuzluk skandallarına
eşlik eden [başta petrol olmak üzere] emtia fiyatlarındaki düşüş, Atlas
Network’e bağlı gruplara harekete geçme fırsatı sundu. Chafuen, merhum Milton
Friedman’dan esinlenerek dedi ki: “Bir boşluk ortaya çıktığında krize
girersiniz; değişim talebi belirdiğinde belirli politikaları dayatmak için
eğitilmiş insanlarınız devreye giriverirler… Ve biz de bugünkü vakada kamu
problemlerine karşı özel çözümleri destekleme eğilimi[yle devre]deyiz.”
Chafuen, şu an birer ilgi odağına dönüşen Atlas Network
ile bağlantılı birçok lidere işaret etti: Arjantin’in yeni muhafazakâr
hükümetindeki bakanlar, Bolivya’daki senatörler ve Dilma Rousseff’i Brezilya
devlet başkanlığından indiren Özgür Brezilya Hareketi liderleri hep Chafuen’in
ağında hayat bulmuşlardı.
Chafuen heyecanla dedi ki “Brezilya’daki sokak
gösterilerindeydim ve içimden ‘Hey, bakın, ben bu kişiyle daha henüz 17-18
yaşlarındayken tanışmıştım, şimdi otobüsün üzerinden gösteriye önderlik ediyor.
Bu inanılmaz!’ diyesim geliyordu.” Atlas’ın yörüngesindekiler de Buenos
Aires’teki bu toplantıda Chafuen’le rastlaşmaktan daha az heyecanlı değillerdi.
Birçok ülkeden aktivistler, otele doğru yürüyen Chafuen’e methiyeler düzmek
için sık sık durduruyorlardı. Zira birçokları için Chafuen, Atlas’taki
konumuyla, ülkelerindeki yeni siyasi paradigmanın bir akıl hocası, bir mali
sponsoru ve kılavuzluk eden bir deniz feneri olarak hizmet etmekteydi.
***
Şu an Latin Amerika siyasetinde Sol’dan Sağ’a doğru bir
kayış yaşanıyor. 21. yüzyılın büyük kısmında –Arjantin’de Cristina Fernández de
Kirchner’den tutun Honduras’ta popülist toprak reformcusu Manuel Zelaya’ya
kadar– başarılı sosyalist hükümetler, fakir kesim için yeni programların
bayraktarlığını yaparak, ekonomiyi millileştirerek ve [Güney]
yarımküredeki meselelerde Amerikan tahakkümüne meydan okuyarak bölgeyi kasıp
kavurmuşlardı.
Ancak son yıllarda Solcu liderler, zaman zaman olağanüstü
şekillerde birbiri ardına düşmekteler. Mesela Honduras’ta yapılan darbeyle
Zelaya, devlet başkanlığı sarayından pijamalı halde çıkartıldı. Arjantin’de
Kirchner hakkında yolsuzluk suçlamasıyla soruşturma açılırken bir emlak kralı
devlet başkanlığı koltuğuna konuverdi. Brezilya’da giderek büyüyen yolsuzluk
skandalları ve kitlesel protesto hareketiyle karşı karşıya kalan iktidardaki
İşçi Partisi, bütçede usulsüzlük suçlamasıyla azledilerek yönetimden
uzaklaştırıldı.
Bu değişim, öyle basitçe, iktisadi şartların etkisiyle
tetiklenen daha geniş çaplı bölgesel yeniden dengelenmenin bir parçası olarak
görülebilir. Bu durumda Atlas Network de siyasi gelişmeleri hafifçe dürtükleyen
ortak bir bağ olarak zaten ortada hep varmış gibi görülür.
Atlas Network’ün hikâyesi ve onun ideoloji ve siyasi
iktidar üzerindeki derin etkisi hiçbir zaman tamı tamına dillendirilmedi. Ancak
üç kıtadan iş dosyaları ve kayıtlarının yanısıra yarımküredeki liberteryen
liderlerle yapılmış mülakatlar, ağın etkileyici tarihinin kapsamını ifşa
ediyor. Bölge ülkelerinde birbiri ardına siyasi iktidarları yeniden
şekillendiren liberteryen ağ, aynı zamanda Amerikan dış politikasının sessiz
bir uzantısı olarak hareket ediyor. Nitekim Atlas ağıyla bağlantılı düşünce
kuruluşları, Amerikan Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Demokrasi Vakfı (NED)’ndan
sessiz sedasız finansman sağlanmakta olup Amerikan yumuşak gücünün kritik bir
kolu olarak işlev görüyor.
Her ne kadar son dönemdeki araştırmalar, liberteryen
düşüncenin iş dünyası dostu bir versiyonunun geliştirilmesinde Koch kardeşler
gibi güçlü muhafazakâr milyarderlerin rolünü su yüzüne çıkarsa da, Koch
vakıflarından finansman sağlayan Atlas Network, Batı dünyasının gelişmekte olan
ülkeler için kullandığı metotları yeniden kurguluyor.
Sözkonusu ağ giderek genişlemekte olup şu anda dünyanın
dört bir yanından 450 düşünce kuruluşuyla gevşek ortaklıklar kuruyor. Atlas,
sadece 2016 yılı içinde ortaklarına 5 milyar dolar dağıttığını söylüyor.
Yıllar içinde Atlas ve ona bağlı hayırsever vakıflar,
Latin Amerika’da –Özgür Brezilya Hareketi’ni destekleyen liberteryen ağ ve
Arjantin’de, ülkeyi şu an yöneten işadamı Mauricio Macri’nin kurduğu siyasi partiyle
birleşen Atlas’a bağlı düşünce kuruluşu Fundación Pensar (Pensar Vakfı) da
dahil, liberteryen atılımın ardındaki örgütlerin de aralarında bulunduğu–
muhafazakâr ve serbest piyasa yanlısı düşünce kuruluşlarına yüzlerce bağışta
bulundu. Özgür Brezilya Hareketi liderleri ve Honduras’taki –askeri darbe
sonrasının etkili neoliberal düşünce kuruluşu– Fundación Eléutera’nın kurucusu,
hep Atlas’tan mali destek almakta olup yine Atlas’ın eğitim seminerlerinden
geçmiş gelecek nesil siyasetçiler arasında yer alıyorlar.
Atlas Ağı, –Venezüella’da hükümet karşıtı hareketin
yayılmasının arkasındaki Sağcı güçler ve ayrıca Şili’de bu yıl yapılacak
cumhurbaşkanlığı seçimlerinde merkezin sağında yer alan gözde aday Sebastián
Piñera’nın kampanyasını destekleyen önde gelen gruplar da dahil– bölge çapında
onlarca düşünce kuruluşunu bünyesinde barındırıyor.
(Pensar Vakfı, Buenos Aires’te Atlas Ağı ile
bağlantılı bir düşünce kuruluşu olup 2015’te Arjantin Devlet Başkanı olan
Mauricio Marci’nin siyasi partisi PRO’yu saflarına çekti. Macri hükümetinde üst
düzey atamalar için seçilen isimler Pensar Vakfı ve yine Atlas’a bağlı bir
düşünce kuruluşu olan Özgürlük (Libertad) Vakfı’ndandı.)
(Honduras/San Pedro Sula’daki Eléutera Vakfı, Solcu
devlet başkanı Manuel Zelaya’yı deviren 2009’daki askeri darbenin ardından
kuruldu. Düşünce kuruluşunun lideri Guillermo Penã Panting, Kuzey
Karolayna’daki liberteryen bir düşünce kuruluşu olan John Locke Vakfı’nda staj
yapmış ve yıllar yılı Atlas’ın eğitim seminerlerine katılmıştı. Honduras’ın mevcut
hükümeti, –şehirlerin hukuki ve siyasi sistemden ayrı olarak iş dünyasının
liderleri tarafından idare edilmesini içeren tartışmalı bir proje olan–
ZEDE’lerin ilkini kurmak da dahil politikalarında destek sağlamak için Eléutera
Vakfı’na sırtını dayamış durumda.)
***
Atlas’ın metodunu, yeni kurulan Brezilya serbest piyasa
düşünce kuruluşları ağından daha iyi özümseyen hiçbir yer olmadı. Son dönemde
açılan kuruluşlar, sosyalist politikalara öfkeyi kışkırtmak için el ele vererek
çaba sarf ediyorlar; kimisi akademik merkezler üzerinden, kimisi aktivistleri
eğitmeye çalışarak ve Brezilya medyasında Sol fikirlere karşı daimi bir savaşı
sürdürerek.
Sola karşı öfkeyi odağa yerleştirme çabası, geçen sene
Brezilya Sağı için meyvelerini verdi. Birçoğu ABD’deki siyasi örgütlenmelerde
eğitilmiş Özgür Brezilya Hareketi’nin y kuşağı aktivistleri, merkezin Solundaki
Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff’e karşı devasa bir yolsuzluk skandalına kamuoyu
öfkesini kanalize etmek için bir kitle hareketine öncülük ettiler. “Operação
Lava Jato” veya “Araba Yıkama Operasyonu” adı takılan skandal, Brezilya’nın
–Sağcı ve merkez Sağ partileri de dahil– bütün büyük siyasi partilerinden önde
gelen siyasetçilerin dahil olduğu, hala daha dallanıp budaklanmaya devam eden
bir rüşvet hikayesi. Ancak Portekizce kısaltmasıyla MBL olarak bilinen sosyal
medya kurdu Özgür Brezilya Hareketi, öfkenin en büyüğünü doğrudan Dilma’ya
yönlendirmeyi başardı; alaşağı edilmesini ve başında bulunduğu İşçi Partisi’nin
refah odaklı politikalarına bir son verilmesini isteyerek…
Yerel sanayi holdinglerinin sessiz desteği ve yeni bir
komplocu aşırı Sağcı medya ağı özellikle göz önüne alınarak, Çay Partisi
hareketiyle mukayeseleri yapılan bu ayaklanma, Dilma’nın 2016’da görevinden
azliyle 13 yıllık İşçi Partisi iktidarının sonunu getirdi. [Z.T.K. Amerika
Bülteni’nde 2013’te Çay Partisi hakkında Cemal Tunçdemir’e ait çok iyi bir yazı
yayınlanmış. Okumanızı tavsiye ederim http://amerikabulteni.com/2013/10/19/cay-partisi-hareketi-nedir-nasil-dogdu-neyi-savunuyor/]
MBL’nin doğduğu ortam Brezilya’da yeni bir gelişme. Eski
bir serbest yatırım fonu yöneticisi, şimdilerde ise liberteryen bir filozof
olan Ludwig von Mises’in adıyla anılan kâr amacı gütmeyen Mises Enstitüsü’nün
başkanı Helio Beltrão şöyle diyor: “Bundan 10 sene evvel belki de faal sadece 3
liberteryen düşünce kuruluşu vardı; şu anda ise Atlas’ın desteğiyle Brezilya’da
aktif bu tür 30’a yakın enstitü bulunuyor ve bunların tamamı, Özgürlük İçin
Öğrenciler ve MBL gibi gruplarla işbirliği içinde çalışıyorlar.”
Beltrão, “Bu bir futbol takımı gibi. Savunma oyuncuları
akademi. Forvet oyuncuları siyasiler. Bazı hedeflerimizi başardık” diyor,
Dilma’nın azline atıfla. Orta saha ise kamuoyunu şekillendiren “aydın tipler”
diye de ekliyor.
Beltrão şöyle devam ediyor: Düşünce kuruluşu ağı, “kolay
lokma olan” Brezilya’daki milli postane teşkilatını özelleştirmeyi ümit ediyor
ki bu, daha büyük serbest piyasa reformları dalgasının önünü açabilir.
Brezilya’daki muhafazakâr partilerin çoğu, Dilma’yı protesto etmek üzere yüz
binlerce insanı harekete geçirebildiklerini gördüklerinde liberteryen kampanya
yürütenlere kucak açtılar; ama hala daha arz yönlü teorinin temel prensiplerini
benimsemiş değiller.
Brezilya’da Atlas’ın diğer bir düşünce kuruluşu olan
Milenyum Enstitüsü ile bağlantılı bir akademisyen ve köşe yazarı Fernando
Schüler, vakayı farklı bir şekilde ele alıyor.
Schüler, “Brezilya’da kamunun parasıyla dönen 17.000
sendika var; yılda bir günlük maaş, tamamen Solun kontrolündeki sendikalara
gidiyor” diyor. Bu sosyalist eğilimi geriye çevirmenin tek yolu, onları köşeye
sıkıştırarak üstünlük sağlamak. Liberteryenlerin Solcu siyasetçilere karşı bir
protesto hareketini nasıl seferber ettiğini anlatarak sözlerine devam ediyor:
“Teknolojiyle insanlar, kendi kendilerine WhatsApp, Facebook, YouTube gibi
ağları kullanarak düşük maliyetle halk protestolarını örgütleyip katılım
sağlayabilir durumdalar.”
Dilma’ya karşı protestoları örgütleyenler, bir yandan
İşçi Partisi hükümetiyle alay eden YouTube videoları üzerinden günlük yaylım
ateşine başladılar, diğer yandan vatandaşları, kendi milletvekillerinin azil
oylamasını desteklemeleri için lobi faaliyeti yürütmeye teşvik ettiler.
Schüler, Özgür Brezilya Hareketi ve kendi düşünce
kuruluşu Milenyum Enstitüsü’nün yerel sanayici tüccar gruplarından mali destek
aldığını belirtti; ama bu hareketin başarılı olma sebebinin, kısmen, genel
kamuoyunun şüpheyle yaklaştığı siyasi partilerle ilişkilendirilmemesi olduğuna
dikkat çekti. Ona göre, toplumu radikal biçimde yeniden şekillendirmenin ve
refah devletine olan halk desteğini kırmanın tek yolu, Solcu entelektüellere ve
medyaya karşı kalıcı bir kültürel savaşa girişmek.
(Milenyum Enstitüsü, Brezilya’da serbest piyasa
çözümlerini destekleyici konferanslara ve etkinliklere ev sahipliği yapan Rio
de Janeiro’da Atlas Network’ün “savunucu bir düşünce kuruluşu”. 2006’da
kurulmuş olup Brezilya’da aktif birçok büyük şirketten mali destek alıyor: Bank
of America Merrill Lynch, Grupo RBS, Gerdau ve Amerikan şirketlerinden
müteşekkil bir ticaret grubu olan the AmCham-Brasil. Enstitü, bilhassa
Rousseff’e karşı sokak gösterilerini desteklemekte aktifti.)
***
Schüler’in Milenyum Enstitüsü’nün kurucularından biri
olan Brezilyalı blogger Rodrigo Constantino, Brezilya siyasetini aşırı partizan
bir söylemle kutuplaştırdı. Komplocu görüşleri ve zehirleyici Sağcı
yorumlarıyla “Brazilya’nın Breitbart’ı” olarak nam salan Constantino, Liberal
Enstitü isimli bir başka Atlas düşünce kuruluşuna başkanlık ediyor. [Z.T.K.
Breitbart, ABD’de aşırı Sağcı bir medya kuruluşu olup başında henüz daha yeni
görevinden azledilen Trump’ın Beyaz Saray baş stratejisti Steve Bannon var] Dünya
Kupası’nda kırmızı renk kullanımından tutun fakir ailelere yönelik nakdi yardım
programı olan Bolsa Família’ya kadar Brezilya Solu’nun her hareketini üstü
örtülü birer demokrasiyi çökertme kalkışması olarak görüyor.
Constantino, “İşçi Partisi destekçileri limuzin
liberalleri”, “sözümona temsil ettikleri işçi sınıflarını hor görürken ahlaki
üstünlük iddiası taslamak için sosyalizme akın eden zengin riyakârlar”
söylemlerini yayarak puan topladı.
Kamusal söylemi Breitbartlaştırma, Atlas ağının siyasi
tartışmayı sinsice etkileme yollarından biri.
Schüler “Bu oldukça ataerkil bir devlet. Delice. Bolca
devlet kontrolünün varlığı uzun vadeli bir meydan okuma” diyor ve son dönemdeki
zaferlerine rağmen liberteryenlerin Brezilya’da kat etmesi gereken daha çok
mesafe oluğunu sözlerine ekliyor. Toplumda rağbet görmeyen reformları yürütmek
için liberteryen düşünce kuruluşları ağına bel bağlayan Margaret Thatcher
modelini kopyalama ümidinde. “Bu yatılı okul sistemi absürt. Ben olsam tüm
eğitimi özelleştirirdim” diyerek sendikalara mali yardımı kesmekten oy
kullanmayı zorunlu kılan kanununu feshetmeye kadar toplumda yapacağı değişimler
teranesini bir çırpıda anlatıyor.
Ona göre, bütün bunları yapmanın tek yolu, aynı
liberteryen hedeflere zorlamak üzere her biri ayrı bir savaşı yürütecek,
siyaseten aktif kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ağı kurmak. Mevcut model, yani
güçlü vakıflarca desteklenen Washington D.C.’deki Sağcı düşünce kuruluşları
grubu, Brezilya için ilerlemenin tek yolu, diyor Schüler.
Atlas, kendi adına tam da bunu yapmakla meşgul. Yeni
düşünce kuruluşlarına bağışlar yapıyor, siyasi yönetim ve halkla ilişkiler
nasıl olmalı konusunda dersler veriyor, dünyanın dört bir yanında ağ kurma
etkinliklerine sponsorluk yapıyor ve son yıllarda liberteryenleri sosyal medya
ve online videolar üzeriden kamuoyunu etkilemeye teşvik için özel kaynaklar
ayırıyor.
Her yıl düzenlenen bir yarışma, Atlas ağını serbest
piyasa fikirlerini teşvik edip refah devleti savunucularını alaya alan viral YouTube
videoları üretmeye teşvik ediyor. Gizli videolarıyla Demokratları iğnelemesiyle
meşhur provokatör James O’Keefe, kendi metodunu anlatmak için Atlas
toplantılarına da katıldı. (…)
(Rio de Janeiro’daki Liberal
Enstitüsü (Instituto Liberal), servetini kısmen Brezilya’nın askeri
diktatörlüğü sırasında USAID’in verdiği ihaleler sayesinde kazanan inşaat
sektörünün kodamanlarından ve liberteryen aktivist Donald Stewart Jr.
tarafından 1983’te kuruldu. Bu enstitü, Atlas Network’ün Latin Amerika’daki ilk
ortaklarından biriydi. Kısmen Ulusal Demokrasi Vakfı (NED)’nın
Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi tarafından finanse edildi. Grup, “Brezilya’nın Breitbart’ı”
olarak bilinen Rodrigo Constantino’nun da aralarında bulunduğu bir dizi
kışkırtıcı Sağcı uzmana sponsorluk yapıyor.)
***
Atlas’ın son dönemki maceralarından biri de Latin
Amerika’nın en akut siyasi ve insani krizine sürüklenen Venezüella’da oynadığı
rol. Benim ve aktivist Eva Golinger’ın Bilgi Edinme Hakkı Yasası çerçevesinde
edindiğimiz dosyalar/kayıtlar ve ayrıca muhbir Chelsea Manning tarafından ifşa
edilen [Amerikan] Dışişleri Bakanlığı yazışmaları, Hugo Chávez
yönetimini istikrarsızlaştırmak amacıyla girişilen uzun soluklu bir mücadelede
Atlas düşünce kuruluşlarını kullanmak için Amerikalı politika yapıcıların
sofistike çabalarını ortaya döküyor.
Atlas’ın Venezüella’nın başkenti Caracas’taki amiral
gemisi düşünce kuruluşu olan Cedice Libertad, daha 1998 gibi erken bir tarihte,
Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi’nden
düzenli mali destekler aldı. Bağış mektuplarından birinde, Cedice’e ayrılan Ulusal
Demokrasi Vakfı (NED) fonu, “hükümet değişimi”ni savunmaya yardım etme amaçlı
diye listelenmiş. Cedice’in yöneticisi, 2002’de Chávez’e karşı kısa süren bir
askeri darbeyi destekleyen, tartışmalı “Carmona Kararnamesi”ne imza koyanlar
arasındaydı.
2006’daki bir yazışma, Amerikan Büyükelçisi William
Brownfield’ın Venezüella’daki siyaseten aktif kâr amacı gütmeyen kuruluşlara
para aktarmakla güttüğü stratejiyi ortaya koyuyor: “1) demokratik kurumları
güçlendirmek, 2) Chávez’in siyasi tabanına nüfuz etmek, 3) Chavismo’yu [Z.T.K.
yani Chávez’in fikir ve siyasal eylemlerinden doğan Sol akımı] bölmek, 4)
hayati Amerikan ticari kuruluşlarını korumak ve 5) Chávez’i uluslararası alanda
yalnızlaştırmak.”
Venezüella’nın mevcut krizinde Cedice, Chávez’in sıkışmış
haldeki savaşa hazır halefi Devlet Başkanı Nicholás Maduro’ya karşı son
protesto dalgalarını teşvik ediyor. Cedice’in son aylarda hükümet karşıtı sokak
gösterilerinin liderlerinden biri olan muhalif isimlerden María Corina Machado
ile çok yakın bağlantıları var. Machado kamuoyu önünde bunu kabul etti. 2014’te
gruba yolladığı kamera kaydında “Atlas Network’e, tüm özgürlük savaşçıların
teşekkürler” diyor.
Venezüella’nın başkenti Caracas’taki Cedice Libertad,
hükümet karşıtı gösterilerin lideri olan Maria Corina Machado’nun da aralarında
bulunduğu muhafazakâr muhaliflere destek veriyor. Kuruluşun başkanı, 2002’de
Hugo Chávez’e karşı askeri bir darbeyi desteleyen tartışma yaratan “Carmano
Kararnamesi”ni imzalamıştı. Cedice, bir Atlas düşünce kuruluşu olup aynı
zamanda Ulusal Demokrasi Vakfı’nın Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi aracılığıyla Amerikan yönetiminden finansal destek alıyor.
***
Atlas Network’ün Buenos Aires’teki Latin Amerika Özgürlük
Forumu’nda genç liderler, üniversite kampüslerinde çetin mücadeleye girişmekten
tutun azli benimsemesi için bütün bir ülkeyi seferber etmeye kadar her düzeyde
sosyalizmi nasıl yenilgiye uğratmak gerektiği konusunda fikir teatisinde
bulunarak ileri geri konuştular.
(…)
Zenginlere vergi kesintisi yapmak, kamu sektörünü
küçültüp özel işletmelerin kontrolüne sokmak ve liberalleşmiş ticari kurallar
ve işçi sendikalarına sınırlamalar koymak gibi serbest piyasa fikirleri hep bir
[olumsuz] algı problemiyle mücadele etmiştir. Bu vizyonun savunucuları,
seçmenlerin bu tür fikirleri toplumun kaymak tabakasına hizmet aracı olarak
görme eğiliminde olduğunun farkındalar. İktisadi liberteryenizmi halkın
menfaatine bir ideoloji olarak yeniden pazarlamak, özenli kitle ikna
stratejilerini gerektiriyor.
Ancak bugün Latin Amerika’nın dört bir yanına hızla
yayılan Atlas modeli, ABD ve İngiltere’de –liberteryenlerin savaş sonrası [Z.T.K.
İkinci Dünya Savaşı’nı kastediyor] yükselen refah devleti dalgasını
yavaşlatıp önünü kesmeye çalıştığı– onlarca yıllık mücadeleyle olgunlaştırılan
bir metoda dayanıyor.
İngiliz girişimci ve Atlas Network’ün kurucusu Antony Fisher, liberteryen
ekonomiyi geniş kitlelere satmaya öncülük etmişti. yöntem basitti: Fisher, bir
dostunun deyimiyle, “dünyayı serbest piyasayı savunan düşünce kuruluşlarıyla
doldurma”yı kendisine misyon edinmişti.
Fisher’ın ideallerinin temeli, modern “yetkileri sınırlandırılmış
hükümet” düşüncesinin babası Avusturyalı iktisatçı Friedrich Hayek’e dayanıyor.
(…) Fisher, Hayek’e siyasete girmesini önermiş; ancak Hayek, kamusal söylemi
değiştirmek için aşağıdan yukarı doğru bir odaklanmanın toplumu daha iyi
şekillendirebileceği cevabıyla bu teklifi reddetmiş.
Bu arada ABD’de diğer bir serbest piyasa ideologu Leonard Read de (…)
benzer görüşteydi. (…)
Fisher, Read’in New York’ta yeni kurduğu kâr amacı gütmeyen, serbest
piyasa entelektüellerinin fikirlerini desteklemeye yardımcı olma amaçlı
İktisadi Eğitim Vakfı’na yaptığı o kritik önemdeki ziyaretin ardından
İngiltere’de harekete geçti. (…)
(…) Fisher İngiltere’de 1955’te İktisadi İşler Enstitüsü’nü kurdu.
Bu enstitü, Hayek’in fikirleriyle gevşek bağları olan bir zamanların
gözlerden ırak iktisatçılarının itibar kazanmasına yardımcı oldu. İngiliz
toplumunun refah devletine karşı artan muhalefetini (…) teşhir etmenin bir
mekânı oldu.
Enstitü fonlarının ezici çoğunluğu, Barclays’ten BP’ye İngiliz sanayi ve
bankacılık devlerinin yıllık katkılarıyla iş dünyasından geldi. Making
Thatcher’s Britain kitabının yazarı tarihçiler Ben Jackson ve Robert
Saunders’a göre, bir gemicilik şirketinin patronu demiş ki “üniversiteler
sendikalara mühimmat sağlarken bu enstitü de iş dünyasına kurşun sağlayan
önemli bir kaynak.”
1970’lerin iktisadi yavaşlaması ve artan enflasyonu İngiliz toplumunu
temellerinden sarsarken Muhafazakar siyasetçiler alternatif bir vizyon için
gittikçe daha fazla İktisadi İşler Enstitüsü’ne meylettiler (…). Atlas Network,
bu enstitünün “1980’lerde Thatcher Devrimi’ne dönüşecek sürecin entelektüel
zeminini hazırladığı”nı gururla ilan ediyor. (…) 1979’daki seçim zaferinin
ardından Thatcher, Fisher’a yazdığı bir mektubunda, enstitüsünün “zaferimizi
mümkün kılan fikrî iklimi” yarattığını belirtmiş.
(…)
***
1981’de San Francisco’da yaşayan Fisher, Hayek’in teşvikiyle, Atlas
İktisadi Araştırmalar Vakfı’nı geliştirmeye başladı. Fisher New York, Kanada,
Kaliforniya ve Teksas gibi yerlerde daha küçük, zaman zaman bölgesel düşünce
kuruluşları ağı kurmasına yardımcı olacak şirket bağışlarını çekmek için
İktisadi İşler Enstitüsü’ndeki başarısını kullandı. Atlas’la birlikte Fisher’in
serbest piyasa düşünce kuruluşu projesinin ölçeği artık küresel bir hale
bürünecekti. Atlas, dünyanın her ülkesinde liberteryen köprübaşları kurma
çalışmalarını sürdürmeye kendisini adamış kâr amacı gütmeyen bir kuruluştu. (…)
(…)
(…) Kısa bir süre sonra Pfizer, Procter & Gamble ve Shell gibi
şirketlerin kasalarından ve Richard Mellon Scaife gibi Cumhuriyetçi dev bağışçılardan
paralar Atlas’a akmaya başladı. Ancak projenin işleyip başarıya ulaşması için
sahip oldukları nüfuzun üzeri örtülmeliydi. (…) Fisher, ilk göz ağrısı İktisadi
İşler Enstitüsü’nün başarısının akademik ve tarafsız olarak algılanmasından
kaynaklandığına dikkat çekecekti.
Atlas hızla büyüdü. 1985’e gelindiğinde bu ağ İtalya, Meksika, Avustralya
ve Peru dahil toplamda 17 ülkeden 27 kuruluşu bünyesinde barındırıyordu.
Zamanlama bundan daha iyi olamazdı: Atlas’ın uluslararası yayılması, tam
da ABD’de Ronald Reagan yönetiminin yurtdışında Solcu yönetimleri geri
püskürtme ümidiyle saldırgan dış politikasını ikiye katladığı bir döneme denk
geldi.
(…)
Denizaşırı bölgelerde Amerikan menfaatlerini desteklemekle görevli küçük
bir federal ajans olan Uluslararası İletişim Ajansı’ndan 1982 tarihli bir
mektupta Özel Sektör Programları Bürosu’ndan bir bürokrat, federal bağışlardan
alma imkânını araştıran Fisher’e cevaben şöyle yazmış: “Yabancı örgütlere
doğrudan” para aktarmak yasak; ancak Atlas gibi grupların ev sahipliğinde
yapılan “konferansları veya örgütler arası karşılıklı ziyaretleri” başka
sponsorlarla birlikte destekleyebiliriz. (…) Atlas’ın kuruluşundan bir sene
sonra gönderilen bu mektup, ağın Amerikan dış politika menfaatlerinin örtülü
ortağı olacağının ilk göstergesiydi.
(…) Atlas’ın ortakları, ayrıca 1983’te hükümetin kurdurttuğu ve büyük
ölçüde –gelişmekte olan ülkelerde Amerikan dostu siyasi kurumlar inşa etme
amacıyla– Amerikan Dışişleri Bakanlığı ve USAID tarafından fonlanan, kâr amacı
gütmeyen Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) kasalarından finansman sağladı.
***
(…)
(…) Arjantin’de ordu, komünist devrimciler tehdidini öne sürerek müdahale
etti [1976-83]. Darbe sonrası Solcu muhalifleri ezmek için binlerce
öğrenci ve aktivist işkenceden geçti ve öldürüldü.
(…)
Diğer Latin Amerika ülkelerinde de liberteryenizm askeri hükümetlerden
olumlu destek gördü. Şili’de demokratik seçimlerle iş başına gelen Salvador
Allende hükümetini devirdikten [1973] sonra Mont Pelerin Society’den
iktisatçılar, emeklilik sistemi ve sanayinin özelleştirilmesi de dahil yaygın
liberteryen reformları hayata geçirmek için hızla ülkeye akın ettiler. Latin
Amerika’da Sağcı askeri liderlerin nezaretinde iktidarı ele geçirdiler ve
böylelikle liberteryen iktisadi politikalar kök salmaya başladı.
(…)
***
(…)
Alejandro Chafuen, Fisher’in ölümünden üç sene sonra Atlas
Network’ün başına geçti (…). Philip
Morris düzenli olarak Atlas’a bağış yapanlardandı. (…)
Dev ExxonMobil ve MasterCard şirketleri de Atlas’ın bağışçılarından.
Ancak Atlas, aynı zamanda, yatırımcı John Templeton’la bağlantılı vakıflar ve
milyarder kardeşler Charles ve David Koch gibi liberteryenizmin öncü isimlerini
de cezbetti ve onlardan düzenli katkılar aldı.
Chafuen’in bağış toplama hüneri, zengin muhafazakâr vakıflarla daha da genişledi.
(…)
Diğer bir para kaynağı Amerikan hükümetiydi. (…)
Ancak Atlas; NED ve Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi üzerinden Amerikan
vergi mükelleflerinin paralarını elde etmeyi de başardı. SSCB’nin dağılmasının
ardından Doğu Avrupa’da Atlas düşünce kuruluşlarını güçlendirmek ve daha sonra
da Ortadoğu’da Amerikan menfaatlerini desteklemek için para sağladı.
Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi’nden para alanlar arasında Venezüella’daki
muhalif lider María Corina Machado’nun teşekkür ettiği grup da vardı.
(Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi
(CIPE), gelişmekte olan ülkelerde siyasi örgütlenmeleri desteklemek suretiyle
Amerikan dış politika hedeflerine erişmek için tasarlanmış Amerikan hükümeti
destekli bir vakıf olan Ulusal Demokrasi Vakfı (NED)’na bağlı kâr amacı
gütmeyen bir kuruluş. CIPE, ABD’nin en büyük iş dünyası lobi örgütü olan
Amerikan Ticaret Odası Vakfı tarafından kuruldu. Ancak grubun fonlarının %96’sı
Dışişleri Bakanlığından ve USAID’den geliyor. CIPE, Atlas’ın dünya çapındaki
düşünce kuruluşları ortaklıklarının finansmanında merkezî bir rol oynuyor.
Chafuen, CIPE’yi düşünce kuruluşu “network gücü”nün temel kaynağı olduğunun
altını çiziyor.)
***
Chafuen, Buenos Aires’teki Brick Otel’de geçmiş otuz yılı hatırlattı.
Fisher “mutlu olacak ve ağımızın bu denli büyüdüğüne inanamayacaktı” diyen
Chaufen, kurucuların Atlas’ın bugün bu denli doğrudan siyasi angajmanlara
girmesini belki de o dönemde hiç beklemediklerine dikkat çekti.
Chafuen, Amerikan Başkanı Donald Trump başa geçtiğinde yaptığı atamalardan
dolayı onu överek sevincini gizlemedi. Neden olmasın ki? Trump yönetimi
Atlas’la bağlantılı grupların mezunlarıyla ve ağın dostlarıyla dolu. Mesela
Trump’ın İslamofobik terörle mücadele danışmanı Sebastian Gorka, bir zamanlar
Macaristan’da Atlas destekli bir düşünce kuruluşunu yönetiyordu. Başkan
Yardımcısı Mike Pence, Atlas’ın bir etkinliğine katılıp methiyeler düzdü.
Eğitim Bakanı Betsy DeVos ve Chafuen, liberteryen politikaları destekleyici
dinî argümanlar geliştiren –ve Brezilya’da şu sıralar the Centro
Interdisciplinar de Ética e Economia Personalista adlı bir şubesi de bulunan–
Michigan merkezli düşünce kuruluşu Acton Enstitüsü’nde yöneticilik rolleriyle
birbirlerine çok yakındılar.
Belki de Chafuen’in Amerikan yönetimindeki en değerli adamı, Atlas
Network’ün kıdemli üyesi iktisatçı Judy Shelton olmalı. Trump’ın zaferinin
ardından Shelton, NED’in başına geçirildi. Kendisi daha evvel Trump’ın seçim
kampanyası danışmanı olarak da görev yapmıştı. Shelton’dan bahsederken
Chafuen’in gözlerinin içi gülüyor. “İşte size NED’in başına geçen bir Atlas
mensubu” diyor.
Görüşmeyi bitirmeden evvel Chafuen bunun arkasının geleceğini ima etti:
Solcu hükümetleri devirmek için daha fazla düşünce kuruluşu, daha fazla çaba ve
hükümette en yüksek makamlara ulaşan dünya üzerinde daha fazla Atlas sevdalısı
ve mezunu. “Çalışma devam ediyor” diyor.
(…)
(Brezilya’nın
Rio de
Janeiro şehrindeki the Centro Interdisciplinar de Ética e Economia
Personalista, iş dünyası yanlısı ve liberteryen politikalara teolojik
argümanlar üreten Atlas’a bağlı bir dinî düşünce kuruluşu. Merkez, kısmen
Eğitim Bakanı Betsy DeVos tarafından finanse edilen bir Amerikan düşünce
kuruluşu olan Acton Enstitüsü’nü model almıştır. Merkezin yayın kurulunda
Alejandro Chafuen ile –Dilma Rousseff’in azlini savunan hukuki görüşü
hazırlayan ve kısa süre evvel de Dilma’nın halefi Michel Temer’in azline karşı
çıkan– avukat Ives Gandra da Silva Martins de yer alıyor.)