2 Mayıs 2026 Cumartesi

ŞEYH AHMED YASİN’İN GELİNİ İLE RÖPORTAJ: “2 OĞLUM DA DAHİL EN YAKINLARIMDAN 74 ŞEHİDİMİZ VAR”

 

ŞEYH AHMED YASİN’İN GELİNİ İLE RÖPORTAJ: “SAVAŞ EN SEVDİKLERİMİZİ BİZDEN ALDI; 2 OĞLUM DA DAHİL 74 ŞEHİDİMİZ VAR”

Kahire, 11.3.2026

Röportajı yapan: Zahide Tuba Kor

 

“Savaş en sevdiklerimizi bizden aldı. 2 oğlum, annem ve kardeşlerim de dahil en yakınlarımdan 74 şehidimiz var. 1 oğlum ve eşim Gazze’de ağır yaralı. Kanser hastası 2 çocuğumun tedavisi için Mısır’a mecburen geldim. Âlemlerin Rabbi böyle takdir buyurdu, elhamdülillah.”

“Sahip olduğumuz her şeyi savaşta yitirdik. Mescid-i Aksa ve Filistin uğruna hepsi feda olsun. Rabbim beni evladımın, annemin, kardeşlerimin ve yeğenlerimin şehadetiyle şereflendirdi. Allah’ın izniyle özgürlüğün yakın olduğuna inanıyoruz. Başımız dik şekilde vatanımıza döneceğiz.”

“Aksa Tufanı, bize kardeşliğin, dertlere derman olmanın ne manaya geldiğini öğretti. Gerek devletler gerekse bireyler düzeyinde bize kimlerin dost olup olmadığını gösterdi. Savaş bütün perdeleri kaldırıp her şeyi apaçık görünür kıldı. Bizi Allah’a çok daha fazla yakınlaştırdı.”

 

Gazze’nin neresindensiniz? Savaştan evvel neyle meşguldünüz? Savaşta neler yaşadınız, kaç şehidiniz var?

Gazze’nin kuzeyinde Tell el-Hava’da yaşıyordum. Çok büyük yıkım oldu, çok şehit verdik, elhamdülillah. 2 oğlum da dahil en yakınlarımdan 74 şehidimiz var, Allah’a hamdolsun. 4 oğlumdan 2’si şehit düştü, 1’i ağır yaralandı. Eşim de ağır yaralı ve şu an onlar Gazze’deler. Ben Mısır’a isteyerek değil, mecburen geldim. 2 çocuğum kanser hastası ve kemik iliği nakli olmaları gerekiyordu. Sağlık durumları gerçekten çok zordu. Gazze’de tedavi imkânı olmadığından Mısır’a mecburen geldim.

[NOT: Hamd kelimesinin anlamı bizde yanlış bilindiği için ölüm ve kayıp karşısında elhamdülillah denmesini yadırgıyoruz. Allah’ın nimetleri ve güzel şeyler için şükredilir; hamd ise Allah’tan gelen iyi veya kötü her şey karşısında söylenir. Kulun başına gelen her hale hamdetmesi gerekir.]

Ben ve eşim Gazze İslam Üniversitesi mezunuyuz. Savaştan evvel psikolojik danışman olarak bu üniversitede ders veren bir akademisyendim. Eşim de mühendisti. Gazze İslam Üniversitesi’ndeki hocalarımızı kaybettik, üniversite de yıkıldı ama her halimize hamdolsun. Evimi, arabamı, bütün paramı ve altınlarımı, sahip olduğumuz her şeyi yitirdik, elhamdülillah. Ama Rabbimizin bize bütün bunların karşılığını vereceğine eminim. Mescid-i Aksa ve Filistin uğruna hepsi feda olsun. Sübhanallah, tüm para ve maddiyat gider gelir, ama evlat acısı gerçekten çok zor. Gazze’deyken ilk oğlum şehit düştü. İkincisi ben Mısır’dayken savaşın bitmesine (yani ateşkese varılmasına) iki gün kala şehit oldu, 27 yaşındaydı. Tabii bu yaşadıklarımız çok ama çok zor; ama akıbetimizin/kaderimizin güzel olacağına olan inancımız ve Allah’a güvenimiz tam. Hamdolsun, Rabbim beni evladımın, annemin, kardeşlerimin ve yeğenlerimin şehadetiyle şereflendirdi. Kararlıyız, dayanıklıyız, sabrediyoruz. İnşallah Gazze’ye döneceğiz ve yıkılan her şeyi yeniden inşa edeceğiz.

Eşinizin durumu nasıl?

Yaralı. Çadırda yaşamaya çalışıyor, yaralı oğlumla birlikte. Gazze’deki herkesin durumu böyle, elhamdülillah.

Mısır’da ne gibi zorluklar çekiyorsunuz?

Hastanede gerektiği gibi tedavi olma ve ilaç alma imkânı bulamadık. Başta durum bizim için gerçekten çok kötüydü. Ama hamdolsun, Rabbimin keremi sayesinde çocuklarımın tedavisi tamamlandı. Hastaneden çıktıktan sonra bir daire kiraladım. Burada 3 kızım ve 1 oğlumla birlikte yaşıyorum, elhamdülillah.

Savaş nasıldı?

Savaş gerçekten çok zordu ve çok acıydı, en sevdiklerimizi bizden aldı. Âlemlerin Rabbi böyle takdir buyurdu, elhamdülillah. Şeyh Ahmed Yasin, Kur’ân-ı Kerim’e dayanarak Mescid-i Aksa’nın 2026-2027 yılları arasında özgürlüğe kavuşacağını öngörmüştü. Biz de Allah’ın izniyle özgürlüğün yakın olduğuna inanıyoruz. Başımız dik şekilde vatanımıza, Gazze’ye döneceğiz; Aksa’ya gidip namazlarımızı kılacağız inşallah.

Peki, ya bu öngörüsü gerçekleşmezse?

Biz Allah’a iman ettik, O’nun kelamı Kur’an-ı Kerim’de bu müjde var. Döneceğimize iman ediyoruz. Biz topraklarımıza, akidemize ve dinimize sımsıkı bağlıyız.

Savaştan neler öğrendiniz?

Savaş bize çok şey öğretti: Allah’a çok daha fazla yakınlaşmayı, daha çok sabretmeyi, daha sıkı kardeş olmayı, birbirimize daha fazla tutunmayı, aç-susuz kaldığımızda çok daha fazla sabretmeyi... Savaşta yaşadığımız her şeye tahammül ettik.

Savaş çocuklarınızı nasıl etkiledi?

Mısır’da gökyüzünden uçak geçerken hala çocuklarımız korkuyor. Kapı çarpsa çığlık atıyorlar. Özellikle seslerden çok etkileniyorlar. Ancak her halimize hamdolsun.

Başka problemler yok mu? Konuştuğum bazı Gazzeli anneler, mesela çocuklarıyla problemler yaşamaya başladıklarını, çocuklarının söz dinlemez hale geldiklerini vs. söylemişlerdi.

Ben ev hanımıyım. Pek dışarı çıkmıyorum, evimdeyim. Çocuklarımın eğitimiyle, hafızlıklarıyla ilgileniyorum. Buraya tedavi için geldik ve bu süre boyunca vaktimizi en iyi şekilde geçirebilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Kur’ân ezberliyoruz; inşallah Gazze’ye hep birlikte hafız olarak döneceğiz. İnanıyorum ki oğluma ve kocama hayırla döneceğiz.

Aksa Tufanı Operasyonu’nun yapılmasına kızanlar olmuyor mu?

Tabii ki niye bu yapıldı diyenler var ama biz biliyoruz ki hepsi Rabbimizin iradesiyle gerçekleşti. Aksa Tufanı bize kardeşliğin, dertlere derman olmanın ne manaya geldiğini öğretti. Aksa Tufanı bize kimlerin dost olup olmadığını gösterdi, gerek devletler gerekse bireyler düzeyinde. Savaş bütün perdeleri kaldırıp her şeyi bize apaçık görünür kıldı, elhamdülillah.

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder