ŞEYH
AHMED YASİN’İN GELİNİ İLE RÖPORTAJ: “SAVAŞ EN SEVDİKLERİMİZİ BİZDEN ALDI; 2
OĞLUM DA DAHİL 74 ŞEHİDİMİZ VAR”
Kahire,
11.3.2026
Röportajı
yapan: Zahide Tuba Kor
“Savaş
en sevdiklerimizi bizden aldı. 2 oğlum, annem ve kardeşlerim de dahil en yakınlarımdan 74 şehidimiz
var. 1 oğlum ve eşim Gazze’de ağır yaralı. Kanser hastası 2 çocuğumun tedavisi
için Mısır’a mecburen geldim. Âlemlerin Rabbi böyle takdir buyurdu,
elhamdülillah.”
“Sahip
olduğumuz her şeyi savaşta yitirdik. Mescid-i Aksa ve Filistin uğruna hepsi
feda olsun. Rabbim beni evladımın, annemin, kardeşlerimin ve yeğenlerimin
şehadetiyle şereflendirdi. Allah’ın izniyle özgürlüğün yakın olduğuna
inanıyoruz. Başımız dik şekilde vatanımıza döneceğiz.”
“Aksa
Tufanı, bize kardeşliğin, dertlere derman olmanın ne manaya geldiğini öğretti.
Gerek devletler gerekse bireyler düzeyinde bize kimlerin dost olup olmadığını
gösterdi. Savaş bütün perdeleri kaldırıp her şeyi apaçık görünür kıldı. Bizi Allah’a
çok daha fazla yakınlaştırdı.”
Gazze’nin
neresindensiniz? Savaştan evvel neyle meşguldünüz? Savaşta neler yaşadınız, kaç
şehidiniz var?
Gazze’nin
kuzeyinde Tell el-Hava’da yaşıyordum. Çok büyük yıkım oldu, çok şehit verdik,
elhamdülillah. 2 oğlum da dahil en yakınlarımdan 74 şehidimiz var, Allah’a
hamdolsun. 4 oğlumdan 2’si şehit düştü, 1’i ağır yaralandı. Eşim de ağır yaralı
ve şu an onlar Gazze’deler. Ben Mısır’a isteyerek değil, mecburen geldim. 2
çocuğum kanser hastası ve kemik iliği nakli olmaları gerekiyordu. Sağlık
durumları gerçekten çok zordu. Gazze’de tedavi imkânı olmadığından Mısır’a
mecburen geldim.
[NOT:
Hamd kelimesinin anlamı bizde yanlış bilindiği için ölüm ve kayıp karşısında
elhamdülillah denmesini yadırgıyoruz. Allah’ın nimetleri ve güzel şeyler için
şükredilir; hamd ise Allah’tan gelen iyi veya kötü her şey karşısında söylenir.
Kulun başına gelen her hale hamdetmesi gerekir.]
Ben
ve eşim Gazze İslam Üniversitesi mezunuyuz. Savaştan evvel psikolojik danışman
olarak bu üniversitede ders veren bir akademisyendim. Eşim de mühendisti. Gazze
İslam Üniversitesi’ndeki hocalarımızı kaybettik, üniversite de yıkıldı ama her
halimize hamdolsun. Evimi, arabamı, bütün paramı ve altınlarımı, sahip
olduğumuz her şeyi yitirdik, elhamdülillah. Ama
Rabbimizin bize bütün bunların karşılığını vereceğine eminim. Mescid-i Aksa ve
Filistin uğruna hepsi feda olsun. Sübhanallah, tüm para ve maddiyat gider gelir,
ama evlat acısı gerçekten çok zor. Gazze’deyken ilk oğlum şehit düştü. İkincisi
ben Mısır’dayken savaşın bitmesine (yani ateşkese varılmasına) iki gün kala
şehit oldu, 27 yaşındaydı. Tabii bu yaşadıklarımız çok ama çok zor; ama akıbetimizin/kaderimizin
güzel olacağına olan inancımız ve Allah’a güvenimiz tam. Hamdolsun, Rabbim beni
evladımın, annemin, kardeşlerimin ve yeğenlerimin şehadetiyle şereflendirdi.
Kararlıyız, dayanıklıyız, sabrediyoruz. İnşallah Gazze’ye döneceğiz ve yıkılan
her şeyi yeniden inşa edeceğiz.
Eşinizin
durumu nasıl?
Yaralı.
Çadırda yaşamaya çalışıyor, yaralı oğlumla birlikte. Gazze’deki herkesin durumu
böyle, elhamdülillah.
Mısır’da
ne gibi zorluklar çekiyorsunuz?
Hastanede
gerektiği gibi tedavi olma ve ilaç alma imkânı bulamadık. Başta durum bizim için
gerçekten çok kötüydü. Ama hamdolsun, Rabbimin keremi sayesinde çocuklarımın tedavisi
tamamlandı. Hastaneden çıktıktan sonra bir daire kiraladım. Burada 3 kızım ve 1
oğlumla birlikte yaşıyorum, elhamdülillah.
Savaş
nasıldı?
Savaş
gerçekten çok zordu ve çok acıydı, en sevdiklerimizi bizden aldı. Âlemlerin
Rabbi böyle takdir buyurdu, elhamdülillah. Şeyh Ahmed Yasin, Kur’ân-ı Kerim’e
dayanarak Mescid-i Aksa’nın 2026-2027 yılları arasında özgürlüğe kavuşacağını
öngörmüştü. Biz de Allah’ın izniyle özgürlüğün yakın olduğuna inanıyoruz. Başımız
dik şekilde vatanımıza, Gazze’ye döneceğiz; Aksa’ya gidip namazlarımızı
kılacağız inşallah.
Peki,
ya bu öngörüsü gerçekleşmezse?
Biz
Allah’a iman ettik, O’nun kelamı Kur’an-ı Kerim’de bu müjde var. Döneceğimize
iman ediyoruz. Biz topraklarımıza, akidemize ve dinimize sımsıkı bağlıyız.
Savaştan
neler öğrendiniz?
Savaş
bize çok şey öğretti: Allah’a çok daha fazla yakınlaşmayı, daha çok sabretmeyi,
daha sıkı kardeş olmayı, birbirimize daha fazla tutunmayı, aç-susuz kaldığımızda
çok daha fazla sabretmeyi... Savaşta yaşadığımız her şeye tahammül ettik.
Savaş
çocuklarınızı nasıl etkiledi?
Mısır’da
gökyüzünden uçak geçerken hala çocuklarımız korkuyor. Kapı çarpsa çığlık
atıyorlar. Özellikle seslerden çok etkileniyorlar. Ancak her halimize
hamdolsun.
Başka
problemler yok mu? Konuştuğum bazı Gazzeli anneler, mesela çocuklarıyla
problemler yaşamaya başladıklarını, çocuklarının söz dinlemez hale geldiklerini
vs. söylemişlerdi.
Ben
ev hanımıyım. Pek dışarı çıkmıyorum, evimdeyim. Çocuklarımın eğitimiyle,
hafızlıklarıyla ilgileniyorum. Buraya tedavi için geldik ve bu süre boyunca
vaktimizi en iyi şekilde geçirebilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Kur’ân
ezberliyoruz; inşallah Gazze’ye hep birlikte hafız olarak döneceğiz. İnanıyorum
ki oğluma ve kocama hayırla döneceğiz.
Aksa
Tufanı Operasyonu’nun yapılmasına kızanlar olmuyor mu?
Tabii
ki niye bu yapıldı diyenler var ama biz biliyoruz ki hepsi Rabbimizin
iradesiyle gerçekleşti. Aksa Tufanı bize kardeşliğin, dertlere derman olmanın ne
manaya geldiğini öğretti. Aksa Tufanı bize kimlerin dost olup olmadığını
gösterdi, gerek devletler gerekse bireyler düzeyinde. Savaş bütün perdeleri
kaldırıp her şeyi bize apaçık görünür kıldı, elhamdülillah.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder