KAHİRE’DEKİ
GAZZELİLERLE YAPTIĞIM RÖPORTAJLAR – 3
Kahire, 11 Mart
2026
Röportajları
yapan: Zahide Tuba Kor
11 Mart 2026
tarihinde Şanlıurfa merkezli Kardeşim Derneği’nin Kahire’deki Gazzeli dul,
yetim ve yaralılar için verdiği iftarda karşılaştığım bazı Gazzelilerle
yaptığım röportajları aşağıda paylaşıyorum.
Gazze’de neler
yaşadınız? Savaş nasıldı?
Bismillahirrahmanirrahim.
Essalatu vesselamu ala Rasulillah. Bu, yaşadığımız en zor savaştı. Savaşın ilk başladığı
yer olan Şucaiyye’denim. Savaşın birinci ayında 7 Kasım 2023’te evimiz tepemize
yıkıldı. Ailemizden on kişi şehit düştü: amcamın dört kızı, eşimin iki kız ve
iki erkek kardeşi ve onların kızları… Elhamdülillah biz kurtulduk ve güneye göç
ettik. Güneyde 4-5 ay boyunca oradan oraya göç edip durduk. Savaş şartları çok
zordu. Evden çıktığımızda yanımızda ne paramız ne kıyafetimiz ne yiyecek ne de
herhangi bir eşyamız vardı. 16 yaşındaki oğlum kanser hastasıydı. Nazofarenks
kanseriydi [burun arkasını ağız arkasına bağlayan boğaz kısmını (farenks)
etkileyen nadir bir kanser türü]. Düzgün beslenmesi ve tedavi olması
gerekiyordu, ama ne ilaç ne de yiyecek vardı. Hayvan yemi arpayı öğütüp un
haline getirip ekmek yapardık.
Zor şartlarda
yürüyerek Şucaiyye’den Refah’a vardık; orada eşim, beş kızım ve üç oğlumla
birlikte çadırda yaşadık. Şartlar gerçekten çok zordu. Kış mevsimindeydik,
yağmur yağıyordu; kışlık kıyafetimiz ve gıdamız yoktu. Akrabalardan kimse
birbirini arayamıyordu, herkes kendi çocuklarının derdine düşmüştü. Ama elhamdülillah.
Başlangıçta temel ihtiyaçlarımızı okullara gelen yardımlardan karşılıyorduk.
Oğlumun hastalığı ağırlaştı, kemoterapi ve tedavi imkânı yoktu. Çok şükür ki oğlumun
tedavisi için Mısır’a gelmemize izin verildi.
Bulunduğumuz
yerde şartlar kötüleşince güneyde hiç bilmediğimiz başka bir yere gittik. Orada
güvenebileceğimiz bir tanıdık da yoktu; kendi başımızın çaresine bakmak,
ihtiyaçları kendimiz bulmak zorundaydık. Çocuklarımıza ekmek pişirmek için odun
da ateş de bulamıyorduk. Ateş yakmak için çalı çırpıyla karton topluyorduk.
Yahudilerin yıktığı evlere oğullarım yakacak odun ve malzeme bulmak için
giriyor, temiz su için kızlarım uzun kuyruklarda bekliyordu. İçilebilir suya
başka şekilde ulaşamıyorduk. Sular temiz değildi.
Peki sıraya
girip aldığınız su iyi miydi?
Hayır, tuzluydu
ama içmek zorundaydık. Tatlı su yoktu. Bizi asıl yoran yıkım değil, aç ve susuz
bırakılmaktı. Hiçbir hastalık için ilaca ve tedaviye ulaşamıyorduk. Ben şeker
ve tansiyon hastasıyım; ama insülin ve diğer ilaçları bulamıyordum, bulsam da fiyatı
çok yüksekti. Savaşın ilk aylarında UNRWA’nın sağlık merkezleri kapandı, ilaç
alamaz olduk. Hava soğuktu ve yeterli battaniyemiz yoktu. Mevcutları kızlarıma
örttüğümden kendime battaniye bulamıyordum. Battaniye bulabilmek için soğukta
çevredeki binaların kapısını çalıyorduk. Vallahi o günler gözümün önünden
geçiyor; Allah rahmet eylesin, bize yardım edenlerin hepsine.
Yardım için kapısını
çaldığınız kişilerin muamelesi nasıldı?
Filistin’in en
güzel yönü yardımlaşma ve dayanışmadır. Sağ olsunlar, karda kışta çadır
kurmamıza yardım edip çocuklarıma battaniye getirdiler.
Mısır’a hep
birlikte mi geldiniz? Kanser olan çocuğunuzun durumu nasıl?
Oğlum
elhamdülillah Mısır’da tedavi görüp iyileşti. Kızılhaç’a başvurdum,
ambulansların geldiği yere gidip oğlumun hasta olduğunu söyleyip yardım
etmelerini istedim. Üç kızım ve hasta oğlumla beraber bizi Mısır’a hastaneye
getirdiler, oğlumu tedavi ettiler. Allah’a hamdolsun, O’nun lütfu ve keremiyle
buraya gelebildik. Diğer dört oğlum ve eşim Gazze’de kaldılar, sahildeki
kamptalar. Eşimi eşim sekiz ay önce kaybettim. Gazze’de Yahudilerin hava
bombardımanında şehit düştü. Allah rahmet eylesin. Oğullarımı da Rabbim
korusun. Onları Allah’a emanet ettim. Tabii Gazze’de iş yok, çadırlarda
elektrik ve su yok. Çocuklarım bana, Gazze’ye dönme burada hayat yok, diyorlar.
7’den 70’e her
yaştan kanser hastasıyla karşılaştım. Herhangi bir ferdi kanser hastası olmayan
aile kaldı mı?
Her ailede
kanser hastası olan biri illaki var. Oğlumun savaşta, savaşın başlarında kanser
olduğu ortaya çıktı.
Savaştan evvel
hayatınız nasıldı?
Eşim demirciydi,
hem demir atölyesi hem de sahilde kafesi vardı. Ben de Kur’an-ı Kerim hocası
olarak camide çalışıyor, hafız yetiştiriyordum. İkimiz de çalışıyorduk, paramız
vardı. Durumumuz çok iyiydi. İkinci evimizi satın almıştık, ne çok sevinmiştik,
ama oturmak nasip olmadı. İkisi de yıkıldı. Tüm birikimim evimin enkazında
kaldı. Gazze’de hiçbir şeyimiz kalmadı.
En çok neyi özlüyorsunuz?
Evimi, ailemi,
toprağımı özlüyorum. Çadırda bile yaşayacak olsam geri dönmek, eşimin mezarını
ziyaret etmek ve mezarı başında Fatiha okumak istiyorum. Annem, kardeşlerim ve çocuklarım
Gazze’de. Evet, burada yiyecek-içecek var, hayat var; ama benim ruhum Gazze’de
kaldı, dönmek istiyorum.
Çocukların da
aynı şeyi hissediyor mu?
Onlara sor (kızını
çağırıyor). Kızım Türkiye’yi çok seviyor, sürekli Türk dizileri izliyor ve
sadece ülkenize gitmek istiyor. (Gülerek) ona bir Türk damat bulsak yeter.
Evinizde en çok
neyi özlediniz?
Eşim ve çocuklarımla
tüm ailemizin bir arada olmasını… İftar sofralarını… Her gün ama her gün namaz
kılıp ağlıyorum. Evimizi geçtim, çadırda yaşama pahasına bile olsa çocuklarım
ve eşimle bir arada olmak istiyorum.
İsrail kapıları
açsa oğullarınız Gazze’yi terk ederler mi, yoksa kalırlar mı?
Ben vatanıma,
toprağıma geri dönerim. Niye onlar çıksın ki? Orası bizim toprağımız. Biz orayı
yeniden inşa edeceğiz. İsrail savaşı kazanmış değil,
geri döneceğiz. İsrail de bundan korkuyor zaten. Neden toprağımızı bırakıp
gidelim ki?
Keşke 7 Ekim
yaşanmasaydı diye düşünüyor musunuz hiç?
(Yanındaki
Gazzeli arkadaşı “tabii ki” dedi.) Allah bu savaşın yaşanmasını takdir etti.
Başlarda esirlerimizi kurtarmak için savaşı can-ı gönülden destekliyorduk.
Dönüşleri daha hızlı olacak sanmıştık; ama savaş uzadıkça evlerimizi ve
sevdiklerimizi bizden aldı.
Ne zaman
içinizden “keşke bu savaş yaşanmasaydı” dediniz?
Eşim vefat
ettiğinde. O da direnişçiydi. Çadırdayken füze saldırısında şehit düştü,
elhamdülillah.
Şucaiyye
halkının çoğunun direnişçi olduğunu duymuştum, doğru mu?
Vatanı ve
toprağı için canlarını feda edenler çok.
2014’teki 51
günlük savaşta da Şucaiyye yıkılmıştı, yeniden nasıl toparlandı?
Allah büyüktür.
Biz azimli ve güçlü bir halkız. Onlar yıktıkça biz yılmadan yeniden inşa
ediyoruz. Şucaiyye’yi ayağa kaldırmaya çalışırken bize Katar, BAE ve Türkiye
dahil olmak üzere yardım eden ülkeler ve STK’lar oldu.
Gazze’deki
çocuklarıma nasıl yardım edebilirim, bir yol var mı? Çok kötü durumdalar. Ben
Gazze dışında olduğum için çocuklarım yardım almak için başvuramıyorlar. Onlara
yardım edilmiyor. Tüm yardım kuruluşları yetimleri önceliyor. Sadece Mısır’dan
yardım alıyoruz. Gazze’de yardım alabilmek için anne-babanın vefat etmiş ve
yaşın küçük olması gerekiyor. Benim çocuklarım yetişkin ve evliler…
Bu savaş size
ne öğretti?
Sabretmeyi
öğrendim, bir de bu dünyada emniyet ve selametin olmadığını. Bu dünyada güvende kalmanın
garantisi yok. Savaştan önce hayatımdan çok memnundum; eşimden, çocuklarımdan,
işimden... Beraber sofralar kurup yiyip içiyorduk. Emniyet içindeydik. Savaş bana
şu dünya hayatından bir şey beklememeyi öğretti. Hayat dediğin nedir ki?
Kalbimde yaşama sevinci yok artık.
***
[Savaş size ne
öğretti soruma aynı masada oturan diğer iki Gazzeli hanım da cevap vermek
istedi.]
Birinci hanım: Her
şey bir anda değişiyor. Hiçbir şey mevcut haliyle kalmıyor. Dünya ansızın
tepetaklak oluyor. Hiçbir şeyin aynı kalmayacağını öğrendim artık.
İkinci hanım:
Çok şey öğrendim; mesela göç etmeyi, ateş yakıp ekmek yapmayı… Gazze’deyken dokuz
aylık hamileydim, kızım şehit düşen babasını hiç göremedi. Gazze’deki zor hayat
şartlarından çok yorulmuştum, doğumdan üç gün sonra Mısır’a geldim. Oğlum da kanser
hastası, onun tedavisi için buradayım.
Gazze’de hamile
kadınların durumu nasıldı?
Ölümden beter
haldeler. Her şeyi kendileri yapmak zorundalar. Ateş yakıyor, hamur yoğuruyor,
ekmek yapıyorlar. Ben de çocuklarıma yemek ve temizlik yaptıktan sonra doğum
yaptım. En küçük kızım babasını hiç tanımadı, görmedi. Baba mefhumu nedir
bilmiyor. Savaş başladığında bir yaşında olan kızım da öyle.
Eşim İslami
Cihad’da savaşıyordu. İlk başlarda direniş saflarında değildi; ancak zaman
ilerledikçe benim, çocuklarının, ailesinin ve Gazzeli kadınların halini görünce
direnişe katılmaya karar verdi. Refah’ta şehit düştü.
Savaşta o kadar
çok şey öğrendik ki. Sabrı ve bitap düşmeyi öğrendik demek hafif kalır.
Hamileydim, bir yanımda bir yaşındaki kızım, diğer yanımda küçük oğlumla yalnız
başıma sürekli yollardaydım. Üç çocukla her şeyi kendim yapmak zorundaydım.
Bitap düştüm. Tüm ailem Gazze’de kaldı. Evim Refah’ta Mısır sınırındaydı. Refah
vuruldukça kaçıyor, sonra tekrar geri dönüyorduk. Bir müddet böyle geçti.
Savaştan önce
hayatınız nasıldı?
Savaştan önce
hayatımız çok sade/basit ama güzeldi. Kocam günlüğü 20 şikele çalışıyordu,
gelirimiz azdı ama yine de evimde prensesler gibi yaşıyordum. Ama artık geriye
hiçbir şey kalmadı.
***
Gazze şehrindenim. On ay boyunca kuşatma altında yaşadık. Sonra işgalci Yahudiler tanklarıyla gelip yıktı her yeri. Gazze’den çıktık. Göğsüme, kalbe yakın bir noktaya şarapnel parçası isabet etti. Ben çocuklarımla geldim ama eşim Gazze’de kaldı. Mısır’a gelmek istiyor ama nasıl geleceğini bilmiyor. Her halimize hamdolsun. Her şeye rağmen hayattayız, ama halimizden anlayıp bize yardım edecek insanlara ihtiyacımız var. Allah sizden razı olsun.
***
[Savaşta iki
bacağını da kaybetmiş hasta arabasında oturan bir beyefendiyle yaptığım kısa
röportaj]
Gazze’nin kuzeyindeki Cebaliye şehir merkezindenim. Savaştan evvel elektrikçiydim. Sahip olduğumuz her şeyi kaybettik; evlerimizi, ailemizi, paramızı... Her halimize hamdolsun. 15 Ocak 2025’te ailemden 22 kişi şehit düştü, hamdolsun. Ailemden geriye sadece eşim, bir oğlum, iki kızım, erkek kardeşim ve onun oğlu kaldı. Mısır’da hayat gerçekten çok zor. Hayat kalmadı. İnsanlar burada hayatlarını hastalıklarla mücadele ederek geçiriyorlar. Her şey çok zor. Zaten buraya gelenler hep hasta ve yaralı olanlar. Büyük kızım 16 yaşında, o da yaralı; diğer kızım 15, oğlum da 9 yaşında. Şehit düşen kızım 13, oğlum ise 3 yaşındaydı. Eşim Mısır’da yanımda. Eşimin ailesi tamamen şehit düştü, hiç kimsesi kalmadı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder