9 Mayıs 2026 Cumartesi

KAHİRE’DEKİ GAZZELİLERLE YAPTIĞIM RÖPORTAJLAR – 3

 

KAHİRE’DEKİ GAZZELİLERLE YAPTIĞIM RÖPORTAJLAR – 3

Kahire, 11 Mart 2026

Röportajları yapan: Zahide Tuba Kor

 

11 Mart 2026 tarihinde Şanlıurfa merkezli Kardeşim Derneği’nin Kahire’deki Gazzeli dul, yetim ve yaralılar için verdiği iftarda karşılaştığım bazı Gazzelilerle yaptığım röportajları aşağıda paylaşıyorum.

 

Gazze’de neler yaşadınız? Savaş nasıldı?

Bismillahirrahmanirrahim. Essalatu vesselamu ala Rasulillah. Bu, yaşadığımız en zor savaştı. Savaşın ilk başladığı yer olan Şucaiyye’denim. Savaşın birinci ayında 7 Kasım 2023’te evimiz tepemize yıkıldı. Ailemizden on kişi şehit düştü: amcamın dört kızı, eşimin iki kız ve iki erkek kardeşi ve onların kızları… Elhamdülillah biz kurtulduk ve güneye göç ettik. Güneyde 4-5 ay boyunca oradan oraya göç edip durduk. Savaş şartları çok zordu. Evden çıktığımızda yanımızda ne paramız ne kıyafetimiz ne yiyecek ne de herhangi bir eşyamız vardı. 16 yaşındaki oğlum kanser hastasıydı. Nazofarenks kanseriydi [burun arkasını ağız arkasına bağlayan boğaz kısmını (farenks) etkileyen nadir bir kanser türü]. Düzgün beslenmesi ve tedavi olması gerekiyordu, ama ne ilaç ne de yiyecek vardı. Hayvan yemi arpayı öğütüp un haline getirip ekmek yapardık.

Zor şartlarda yürüyerek Şucaiyye’den Refah’a vardık; orada eşim, beş kızım ve üç oğlumla birlikte çadırda yaşadık. Şartlar gerçekten çok zordu. Kış mevsimindeydik, yağmur yağıyordu; kışlık kıyafetimiz ve gıdamız yoktu. Akrabalardan kimse birbirini arayamıyordu, herkes kendi çocuklarının derdine düşmüştü. Ama elhamdülillah. Başlangıçta temel ihtiyaçlarımızı okullara gelen yardımlardan karşılıyorduk. Oğlumun hastalığı ağırlaştı, kemoterapi ve tedavi imkânı yoktu. Çok şükür ki oğlumun tedavisi için Mısır’a gelmemize izin verildi.

Bulunduğumuz yerde şartlar kötüleşince güneyde hiç bilmediğimiz başka bir yere gittik. Orada güvenebileceğimiz bir tanıdık da yoktu; kendi başımızın çaresine bakmak, ihtiyaçları kendimiz bulmak zorundaydık. Çocuklarımıza ekmek pişirmek için odun da ateş de bulamıyorduk. Ateş yakmak için çalı çırpıyla karton topluyorduk. Yahudilerin yıktığı evlere oğullarım yakacak odun ve malzeme bulmak için giriyor, temiz su için kızlarım uzun kuyruklarda bekliyordu. İçilebilir suya başka şekilde ulaşamıyorduk. Sular temiz değildi.

Peki sıraya girip aldığınız su iyi miydi?

Hayır, tuzluydu ama içmek zorundaydık. Tatlı su yoktu. Bizi asıl yoran yıkım değil, aç ve susuz bırakılmaktı. Hiçbir hastalık için ilaca ve tedaviye ulaşamıyorduk. Ben şeker ve tansiyon hastasıyım; ama insülin ve diğer ilaçları bulamıyordum, bulsam da fiyatı çok yüksekti. Savaşın ilk aylarında UNRWA’nın sağlık merkezleri kapandı, ilaç alamaz olduk. Hava soğuktu ve yeterli battaniyemiz yoktu. Mevcutları kızlarıma örttüğümden kendime battaniye bulamıyordum. Battaniye bulabilmek için soğukta çevredeki binaların kapısını çalıyorduk. Vallahi o günler gözümün önünden geçiyor; Allah rahmet eylesin, bize yardım edenlerin hepsine.

Yardım için kapısını çaldığınız kişilerin muamelesi nasıldı?

Filistin’in en güzel yönü yardımlaşma ve dayanışmadır. Sağ olsunlar, karda kışta çadır kurmamıza yardım edip çocuklarıma battaniye getirdiler.

Mısır’a hep birlikte mi geldiniz? Kanser olan çocuğunuzun durumu nasıl?

Oğlum elhamdülillah Mısır’da tedavi görüp iyileşti. Kızılhaç’a başvurdum, ambulansların geldiği yere gidip oğlumun hasta olduğunu söyleyip yardım etmelerini istedim. Üç kızım ve hasta oğlumla beraber bizi Mısır’a hastaneye getirdiler, oğlumu tedavi ettiler. Allah’a hamdolsun, O’nun lütfu ve keremiyle buraya gelebildik. Diğer dört oğlum ve eşim Gazze’de kaldılar, sahildeki kamptalar. Eşimi eşim sekiz ay önce kaybettim. Gazze’de Yahudilerin hava bombardımanında şehit düştü. Allah rahmet eylesin. Oğullarımı da Rabbim korusun. Onları Allah’a emanet ettim. Tabii Gazze’de iş yok, çadırlarda elektrik ve su yok. Çocuklarım bana, Gazze’ye dönme burada hayat yok, diyorlar.

7’den 70’e her yaştan kanser hastasıyla karşılaştım. Herhangi bir ferdi kanser hastası olmayan aile kaldı mı?

Her ailede kanser hastası olan biri illaki var. Oğlumun savaşta, savaşın başlarında kanser olduğu ortaya çıktı.

Savaştan evvel hayatınız nasıldı?

Eşim demirciydi, hem demir atölyesi hem de sahilde kafesi vardı. Ben de Kur’an-ı Kerim hocası olarak camide çalışıyor, hafız yetiştiriyordum. İkimiz de çalışıyorduk, paramız vardı. Durumumuz çok iyiydi. İkinci evimizi satın almıştık, ne çok sevinmiştik, ama oturmak nasip olmadı. İkisi de yıkıldı. Tüm birikimim evimin enkazında kaldı. Gazze’de hiçbir şeyimiz kalmadı.

En çok neyi özlüyorsunuz?

Evimi, ailemi, toprağımı özlüyorum. Çadırda bile yaşayacak olsam geri dönmek, eşimin mezarını ziyaret etmek ve mezarı başında Fatiha okumak istiyorum. Annem, kardeşlerim ve çocuklarım Gazze’de. Evet, burada yiyecek-içecek var, hayat var; ama benim ruhum Gazze’de kaldı, dönmek istiyorum.

Çocukların da aynı şeyi hissediyor mu?

Onlara sor (kızını çağırıyor). Kızım Türkiye’yi çok seviyor, sürekli Türk dizileri izliyor ve sadece ülkenize gitmek istiyor. (Gülerek) ona bir Türk damat bulsak yeter.

Evinizde en çok neyi özlediniz?

Eşim ve çocuklarımla tüm ailemizin bir arada olmasını… İftar sofralarını… Her gün ama her gün namaz kılıp ağlıyorum. Evimizi geçtim, çadırda yaşama pahasına bile olsa çocuklarım ve eşimle bir arada olmak istiyorum.

İsrail kapıları açsa oğullarınız Gazze’yi terk ederler mi, yoksa kalırlar mı?

Ben vatanıma, toprağıma geri dönerim. Niye onlar çıksın ki? Orası bizim toprağımız. Biz orayı yeniden inşa edeceğiz. İsrail savaşı kazanmış değil, geri döneceğiz. İsrail de bundan korkuyor zaten. Neden toprağımızı bırakıp gidelim ki?

Keşke 7 Ekim yaşanmasaydı diye düşünüyor musunuz hiç?

(Yanındaki Gazzeli arkadaşı “tabii ki” dedi.) Allah bu savaşın yaşanmasını takdir etti. Başlarda esirlerimizi kurtarmak için savaşı can-ı gönülden destekliyorduk. Dönüşleri daha hızlı olacak sanmıştık; ama savaş uzadıkça evlerimizi ve sevdiklerimizi bizden aldı.

Ne zaman içinizden “keşke bu savaş yaşanmasaydı” dediniz?

Eşim vefat ettiğinde. O da direnişçiydi. Çadırdayken füze saldırısında şehit düştü, elhamdülillah.

Şucaiyye halkının çoğunun direnişçi olduğunu duymuştum, doğru mu?

Vatanı ve toprağı için canlarını feda edenler çok.

2014’teki 51 günlük savaşta da Şucaiyye yıkılmıştı, yeniden nasıl toparlandı?

Allah büyüktür. Biz azimli ve güçlü bir halkız. Onlar yıktıkça biz yılmadan yeniden inşa ediyoruz. Şucaiyye’yi ayağa kaldırmaya çalışırken bize Katar, BAE ve Türkiye dahil olmak üzere yardım eden ülkeler ve STK’lar oldu.

Gazze’deki çocuklarıma nasıl yardım edebilirim, bir yol var mı? Çok kötü durumdalar. Ben Gazze dışında olduğum için çocuklarım yardım almak için başvuramıyorlar. Onlara yardım edilmiyor. Tüm yardım kuruluşları yetimleri önceliyor. Sadece Mısır’dan yardım alıyoruz. Gazze’de yardım alabilmek için anne-babanın vefat etmiş ve yaşın küçük olması gerekiyor. Benim çocuklarım yetişkin ve evliler…

Bu savaş size ne öğretti?

Sabretmeyi öğrendim, bir de bu dünyada emniyet ve selametin olmadığını. Bu dünyada güvende kalmanın garantisi yok. Savaştan önce hayatımdan çok memnundum; eşimden, çocuklarımdan, işimden... Beraber sofralar kurup yiyip içiyorduk. Emniyet içindeydik. Savaş bana şu dünya hayatından bir şey beklememeyi öğretti. Hayat dediğin nedir ki? Kalbimde yaşama sevinci yok artık.

***

[Savaş size ne öğretti soruma aynı masada oturan diğer iki Gazzeli hanım da cevap vermek istedi.]

Birinci hanım: Her şey bir anda değişiyor. Hiçbir şey mevcut haliyle kalmıyor. Dünya ansızın tepetaklak oluyor. Hiçbir şeyin aynı kalmayacağını öğrendim artık.

İkinci hanım: Çok şey öğrendim; mesela göç etmeyi, ateş yakıp ekmek yapmayı… Gazze’deyken dokuz aylık hamileydim, kızım şehit düşen babasını hiç göremedi. Gazze’deki zor hayat şartlarından çok yorulmuştum, doğumdan üç gün sonra Mısır’a geldim. Oğlum da kanser hastası, onun tedavisi için buradayım.

Gazze’de hamile kadınların durumu nasıldı?

Ölümden beter haldeler. Her şeyi kendileri yapmak zorundalar. Ateş yakıyor, hamur yoğuruyor, ekmek yapıyorlar. Ben de çocuklarıma yemek ve temizlik yaptıktan sonra doğum yaptım. En küçük kızım babasını hiç tanımadı, görmedi. Baba mefhumu nedir bilmiyor. Savaş başladığında bir yaşında olan kızım da öyle.

Eşim İslami Cihad’da savaşıyordu. İlk başlarda direniş saflarında değildi; ancak zaman ilerledikçe benim, çocuklarının, ailesinin ve Gazzeli kadınların halini görünce direnişe katılmaya karar verdi. Refah’ta şehit düştü.

Savaşta o kadar çok şey öğrendik ki. Sabrı ve bitap düşmeyi öğrendik demek hafif kalır. Hamileydim, bir yanımda bir yaşındaki kızım, diğer yanımda küçük oğlumla yalnız başıma sürekli yollardaydım. Üç çocukla her şeyi kendim yapmak zorundaydım. Bitap düştüm. Tüm ailem Gazze’de kaldı. Evim Refah’ta Mısır sınırındaydı. Refah vuruldukça kaçıyor, sonra tekrar geri dönüyorduk. Bir müddet böyle geçti.

Savaştan önce hayatınız nasıldı?

Savaştan önce hayatımız çok sade/basit ama güzeldi. Kocam günlüğü 20 şikele çalışıyordu, gelirimiz azdı ama yine de evimde prensesler gibi yaşıyordum. Ama artık geriye hiçbir şey kalmadı.

***

Gazze şehrindenim. On ay boyunca kuşatma altında yaşadık. Sonra işgalci Yahudiler tanklarıyla gelip yıktı her yeri. Gazze’den çıktık. Göğsüme, kalbe yakın bir noktaya şarapnel parçası isabet etti. Ben çocuklarımla geldim ama eşim Gazze’de kaldı. Mısır’a gelmek istiyor ama nasıl geleceğini bilmiyor. Her halimize hamdolsun. Her şeye rağmen hayattayız, ama halimizden anlayıp bize yardım edecek insanlara ihtiyacımız var. Allah sizden razı olsun.

***

[Savaşta iki bacağını da kaybetmiş hasta arabasında oturan bir beyefendiyle yaptığım kısa röportaj]

Gazze’nin kuzeyindeki Cebaliye şehir merkezindenim. Savaştan evvel elektrikçiydim. Sahip olduğumuz her şeyi kaybettik; evlerimizi, ailemizi, paramızı... Her halimize hamdolsun. 15 Ocak 2025’te ailemden 22 kişi şehit düştü, hamdolsun. Ailemden geriye sadece eşim, bir oğlum, iki kızım, erkek kardeşim ve onun oğlu kaldı. Mısır’da hayat gerçekten çok zor. Hayat kalmadı. İnsanlar burada hayatlarını hastalıklarla mücadele ederek geçiriyorlar. Her şey çok zor. Zaten buraya gelenler hep hasta ve yaralı olanlar. Büyük kızım 16 yaşında, o da yaralı; diğer kızım 15, oğlum da 9 yaşında. Şehit düşen kızım 13, oğlum ise 3 yaşındaydı. Eşim Mısır’da yanımda. Eşimin ailesi tamamen şehit düştü, hiç kimsesi kalmadı.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder