Annapolis Konferansı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Annapolis Konferansı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2010 Salı

ANNAPOLİS'TE BARIŞÇILIK OYUNU

Z. Tuba Kor, Anlayış Dergisi, Sayı: 55, Aralık 2007, sf. 70-71.

NOT: Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.


TÜRK ka­mu­oyu­nun PKK ve Ku­zey Irak me­se­le­si­ne odak­lan­dı­ğı son bir­kaç ay­dır Or­ta­do­ğu’da, böl­ge­de­ki ge­liş­me­le­ri ta­kip eden­le­rin da­hi hı­zı­na ye­tiş­mek­te zor­lan­dı­ğı zi­ya­ret­ler, top­lan­tı­lar, zir­ve­ler ger­çek­le­şi­yor. Bu dip­lo­ma­tik ha­re­ket­li­li­ğin oda­ğın­da ise Tür­ki­ye var. 27 Ka­sım’da An­na­po­lis’te ger­çek­leş­ti­ri­len Or­ta­do­ğu kon­fe­ran­sı ön­ce­sin­de, 11-13 Ka­sım’da İs­ra­il Cum­hur­baş­ka­nı Şi­mon Pe­res ve Fi­lis­tin Dev­let Baş­ka­nı Mah­mud Ab­bas An­ka­ra’ya gel­di; ar­dın­dan 15-17 Ka­sım’da İs­tan­bul’da Ulus­la­ra­ra­sı Ku­düs Bu­luş­ma­sı ya­pıl­dı.

Ab­bas-Pe­res zi­ya­re­ti ile Ku­düs Bu­luş­ma­sı’nın or­tak nok­ta­sı, ge­rek iç ge­rek­se dış ka­mu­oyun­da bü­yük yan­kı uyan­dır­ma­la­rı ve fark­lı ke­sim­ler­den yo­ğun eleş­ti­ri al­ma­la­rıy­dı. İs­ra­il iş­ga­li­ne kar­şı çı­kan­la­rın, Ab­bas-Pe­res bu­luş(tu­rul)ma­sın­dan ve Pe­res’in TBMM’de ko­nuş­ma­sın­dan do­la­yı vic­dan­la­rı sız­la­dı; bu­nu An­ka­ra’nın, PKK’ya kar­şı mü­ca­de­le­de ABD ve Ya­hu­di lo­bi­sin­den des­tek bul­mak için at­tı­ğı bir adım ve Ha­mas’ı tec­rit eden­ler ker­va­nı­na ka­tıl­ması ola­rak yo­rum­la­dı­lar. Bu bu­luş­ma­yı tak­dir­le kar­şı­la­yan­lar ise Ha­mas ve di­re­ni­şe des­tek ve­ril­di­ği ge­rek­çe­siy­le Ku­düs top­lan­tı­sı­nı eleş­tir­di­ler. An­cak bu iki bu­luş­ma, as­lın­da Tür­ki­ye’nin Or­ta­do­ğu po­li­ti­ka­sı­nın bir öze­tiy­di.

2002’den bu ya­na kom­şu­lar­la iliş­ki­le­ri­ni dü­zel­te­rek çev­re­sin­de ba­rış un­su­ru ol­ma­yı ön­ce­le­yen hü­kü­met, böl­ge­sin­de ba­rış ve is­tik­ra­rın te­si­si için ge­rek­li olan rol­le­ri üst­len­me­yi dış po­li­ti­ka­sı­nın ana he­de­fi ha­li­ne ge­tir­di. Bu bağ­lam­da So­ğuk Sa­vaş man­tı­ğıy­la böl­ge­sel ku­tup­laş­ma­lar­da ta­raf ol­mak ye­ri­ne, tüm ta­raf­lar­la ara­sı­nı iyi tut­ma­ya özen gös­te­re­rek, an­laş­maz­lık­lar­da ara­bu­lu­cu ol­ma­yı ter­cih et­ti. Baş­lan­gıç­ta kuş­kuy­la kar­şı­la­nan bu ye­ni rol, ar­tık ge­rek böl­ge­sel ge­rek­se kü­re­sel oyun­cu­lar ta­ra­fın­dan bü­yük öl­çü­de ka­nık­san­mış du­rum­da. Hat­ta ara­la­rın­da hiç­bir dip­lo­ma­tik iliş­ki bu­lun­ma­yan düş­man ta­raf­lar prob­lem­le­ri­nin çö­zü­le­bil­me­si için An­ka­ra’dan yar­dım is­ti­yor­lar. Bu açı­dan de­ğer­len­di­ril­di­ğin­de, her ne ka­dar Fi­lis­tin’e resmî yar­dım­lar ve ya­tı­rım­lar Ba­tı Şe­ri­a’ya ve el-Fe­tih yö­ne­ti­mi­ne kay­dı­rıl­sa da, An­ka­ra’nın Ha­mas ve­ya el-Fe­tih’ten bi­ri­ni di­ğe­ri­ne ter­cih et­ti­ği­ni söy­le­mek zor. Tür­ki­ye’nin ama­cı, ba­rış gi­ri­şim­le­rin­de ba­şa­rı­sız­lı­ğın en te­mel se­bep­le­rin­den bi­ri olan İs­ra­il yan­lı­sı Ame­ri­kan te­ke­li­ni kı­ra­rak ara­bu­lu­cu sa­yı­sı­nı ar­tır­mak. Bu­nun İs­ra­il ve ABD ta­ra­fın­dan ne de­re­ce ka­bul gö­re­ce­ği ise şim­di­lik bü­yük bir so­ru işa­re­ti.

Ku­düs’e Gö­nül Ve­ren­ler Bu­luş­tu

Ulus­la­ra­ra­sı Ku­düs Mü­es­se­se­si’nin ön­cü­lü­ğün­de, TGTV’nin ev­sa­hip­li­ğin­de İs­tan­bul Fes­ha­ne’de ger­çek­leş­ti­ri­len Ulus­la­ra­ra­sı Ku­düs Bu­luş­ma­sı’nda Ku­düs da­va­sı­na gö­nül ve­ren­ler “Me­de­ni­ye­tin be­şi­ği­ni ko­ru­ya­lım” slo­ga­nıy­la bir ara­ya gel­di­ler. Üç gün bo­yun­ca Ku­düs­lü­le­rin ya­şa­dık­la­rı prob­lem­ler, Ku­düs’ün Ya­hu­di­leş­ti­ril­me­si için İs­ra­il’in at­tı­ğı adım­lar, Ku­düs’e kar­şı İs­lam ve Ba­tı dün­ya­sı­nın so­rum­lu­luk­la­rı ve Fi­lis­tin­li­le­rin ken­di­le­ri­ni mü­da­fa­a yön­tem­le­ri tar­tı­şıl­dı.

Sem­poz­yum­da Ku­düs­lü­ler ya­şa­nan sı­kın­tı­la­rı şöy­le an­lat­tı­lar: Ku­düs’te­ki ta­ri­hî eser­ler ve baş­ta Ha­rem-i Şe­rif ol­mak üze­re kut­sal me­kan­lar tah­rip edi­li­yor. Ko­nut, en bü­yük prob­lem­ler­den bi­ri; zi­ra in­şa­at yap­mak ol­duk­ça zor, ruh­sat al­mak için 3-4 bin do­lar öde­yip 6-7 se­ne bek­le­ni­yor. Ev­le­rin %70’inin alt­ya­pı­sı yok. Am­bar­go­lar ne­de­niy­le sa­na­yi­nin ol­ma­dı­ğı şe­hir­de, ta­rım böl­ge­le­ri­nin %35’ine, su kay­nak­la­rı­nın %85’ine el kon­muş du­rum­da. Mad­di im­kan­sız­lık­lar­la bo­ğu­şan der­nek­le­rin ha­yır fa­ali­yet­le­ri dur­ma nok­ta­sın­da. Fi­lis­tin ge­ne­lin­de 10 bin mah­ku­mun ai­le­le­ri­ne ba­kıl­ma­sı ge­re­ki­yor; an­cak bun­la­ra yar­dım eden­ler te­rö­rist mu­ame­le­si gö­rü­yor. En kö­tü­sü ise, so­nu gel­mez İs­ra­il iş­ga­li ve am­bar­go­lar so­nu­cu ümit­le­ri­ni yi­ti­ren genç­le­rin (ki bun­la­rın sa­yı­la­rı 5 bi­ni ge­çi­yor) ya­şa­nan acı­lar­dan ka­çış için uyuş­tu­ru­cu ba­ta­ğı­na sü­rük­len­me­le­ri. Bu şart­lar al­tın­da Ku­düs­lü­ler, ya hic­re­te ya da kö­tü şart­lar­da ya­şa­ma­ya mah­kum edi­li­yor. İs­ra­il’in Ku­düs’ü Ya­hu­di­leş­tir­me po­li­ti­ka­sı­na kar­şı di­re­ni­şin de­vam ede­bil­me­si için Fi­lis­tin­li­ler, ma­ne­vi des­te­ğin ya­nı sı­ra mad­di des­tek bek­li­yor­lar.

ABD ve İs­ra­il’in en­gel­le­me­ye ça­lış­tı­ğı Ku­düs bu­luş­ma­sın­dan ka­tı­lım­cı­la­rın bek­len­ti­le­ri yük­sek­ti; ba­rış ko­nu­sun­da ise ümit­siz­di­ler. Bu­gü­ne ka­dar her ba­rış gi­ri­şi­miy­le düş­man­lı­ğın ve Ya­hu­di yer­le­şim­le­ri­nin kat­la­na­rak art­tı­ğı­nı, mü­za­ke­re­le­rin iş­ga­li ve zul­mü meş­ru­laş­tır­ma­ya ve unut­tur­ma­ya dö­nük ol­du­ğu­nu vur­gu­la­dı­lar. Fi­lis­tin ko­nu­sun­da uz­man Ame­ri­ka­lı bir avu­kat olan Stan­ley Ko­hen’in şu söz­le­ri önem­liy­di: “Ül­ke­ni­ze ge­lip iş­gal edi­yor­lar, son­ra da ba­rış di­yor­lar. Ba­tı ba­rış der­ken İs­ra­il’in gü­ven­li­ğin­den bah­se­di­yor; an­cak Fi­lis­tin­li­ler için ada­let­ten bah­se­den yok.” Ha­mas’ın Si­ya­si Bü­ro Baş­kan Yar­dım­cı­sı Mu­sa Ebu Mer­zuk ise, “An­na­po­lis Kon­fe­ran­sı Fi­lis­tin so­ru­nu­nu çöz­mek için de­ğil. ABD’nin çö­züm için bir prog­ra­mı ve pro­je­si yok. Bu kon­fe­ran­sa ka­tı­lım do­lay­lı ola­rak Ame­ri­kan ve İs­ra­il po­li­ti­ka­la­rı­na des­tek an­la­mı­na ge­le­cek­tir” de­di. “Böl­ge­ye ba­rış na­sıl ge­lir?” su­ali­mi­ze, İs­la­mi ha­re­ket li­de­ri Ra­id Sa­lah, an­cak İs­ra­il iş­ga­li­nin bit­me­siy­le ce­va­bı­nı ve­rir­ken; Ko­hen, ön­ce­lik­le ba­rı­şın önün­de­ki en bü­yük en­gel olan ABD’nin ara­dan çe­kil­me­si ge­rek­ti­ği­ni be­lirt­ti. Tür­ki­ye’de­ki Ab­bas-Pe­res bu­luş­ma­sı­nı sor­du­ğu­muz Fi­lis­tin­li­ler ise, bu­gü­ne ka­dar Türk hü­kü­me­ti­nin Fi­lis­tin hal­kı­na des­te­ğin­den min­net­tar ol­duk­la­rı­nı; an­cak An­ka­ra’nın gi­ri­şim­le­ri­nin Fi­lis­tin hal­kı­nın mas­la­ha­tı­na ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni vur­gu­la­dı­lar.

Bu­luş­ma Ku­düs’e da­ir bi­lin­cin oluş­tu­rul­ma­sı açı­sın­dan önem­liy­di. An­cak si­ya­set­çi­ler­den ilim adam­la­rı­na, iş­ga­li biz­zat ya­şa­yan­lar­dan Müs­lü­man ve Hı­ris­ti­yan ka­na­at ön­der­le­ri­ne, STK tem­sil­ci­le­ri­ne yak­la­şık 70 ül­ke­den 3.000’i aş­kın ka­tı­lım­cı­nın bu­luş­tu­ğu böy­le önem­li bir top­lan­tı­da -is­tis­na­lar ha­riç- ya­pı­lan ko­nuş­ma­ların düzeyi bek­len­ti­mi­zin çok al­tın­day­dı. Mı­sır­lı aka­de­mis­yen Ha­san Na­fi’nin, İs­ra­il’in ve Ya­hu­di­le­rin çok ön­ce­den uz­man­la­rın­ca ha­zır­lan­mış pro­je­le­ri za­ma­nı gel­di­ğin­de ya­vaş ya­vaş ha­ya­ta ge­çir­di­ği hu­su­su­na yap­tı­ğı vur­gu göz önü­ne alın­dı­ğın­da, slo­gan­dan öte­ye geç­me­yen ve bı­ra­kın ile­ri­ye dö­nük bir pers­pek­ti­fi anı da­hi kur­tar­mak­tan uzak söz­ler­le “Me­de­ni­ye­tin be­şi­ği”nin na­sıl ko­ru­na­ca­ğı, üze­rin­de dü­şü­nül­me­si ge­re­ken bir hu­sus.

“Son Şans” An­na­po­lis

Or­ta­do­ğu ‘ba­rış’ kon­fe­ran­sı­nın or­ta­ya çı­kış ze­mi­ni­ni Ey­lül 2007 ta­rih­li An­la­yış’ta ir­de­le­miş­tik. Ha­mas’ın Gaz­ze’yi kon­tro­lü al­tı­na al­dı­ğı bir or­tam­da, de­rin gö­rüş ay­rı­lık­la­rı olan ta­raf­la­rı bir ara­ya ge­ti­ren un­sur, iç po­li­ti­ka­da güç kay­be­den Bush-Ol­mert-Ab­bas üç­lü­sü­nün su­ni bir ba­rış ha­va­sı­na duy­du­ğu ih­ti­yaç­tı.

Ba­rış için “son şans” ola­rak su­nu­lan An­na­po­lis, ge­rek gö­rüş­me­le­re te­mel oluş­tur­ma­sı bek­le­nen or­tak bel­ge­nin son da­ki­ka da ol­sa ha­zır­la­na­bil­me­si ge­rek­se kon­fe­rans­ta Ame­ri­kan yö­ne­ti­mi­nin is­te­di­ği gi­bi ge­niş bir ka­tı­lı­mın sağ­la­na­bil­me­si, özel­lik­le de baş­ta Suu­di Ara­bis­tan ve Su­ri­ye ol­mak üze­re Arap ül­ke­le­ri ile İs­ra­il’i ay­nı ma­sa et­ra­fın­da top­la­ya­bil­me­si açı­sın­dan bir ‘ba­şa­rı’ ka­bul edil­di. An­cak 12 Ara­lık’ta ilk mü­za­ke­re­le­re baş­lan­ma­sı ve ABD’de baş­kan­lık se­çim­le­ri­nin de ya­pı­la­ca­ğı 2008 so­nu­na ka­dar ni­hai çö­zü­me ula­şıl­ma­sı ‘ümid’inin kaç gün sü­re­ce­ği he­nüz bel­li de­ğil. Zi­ra adil bir ba­rı­şa gi­den yo­lu aça­ma­ya­cak olan bu kon­fe­ran­sın ye­ni bir böl­ge­sel ku­tup­laş­ma­ ve ça­tış­ma­ya yol aç­ma­sı ih­ti­ma­li ol­duk­ça yük­sek.

“Te­rö­re kar­şı sa­vaş” stra­te­ji­si de, Bü­yük Or­ta­do­ğu Pro­je­si de ‘ba­şa­rı­sız’ o­lan Bush yö­ne­ti­mi, böl­ge­de biz­zat ya­rat­tı­ğı ka­os or­ta­mı­nı, bu kez de ba­rış oyu­nuy­la ken­di le­hi­ne çe­vir­me­yi he­sap­lı­yor. ‘Ba­rış’ ha­va­sı­nı İran’a kar­şı bir koa­lis­yo­na dö­nüş­tür­mek için kul­lan­ma­sı kuv­vet­le muh­te­mel.

An­na­po­lis’in ‘ba­şa­rı­sı’nın ilk test ala­nı ise, üç se­ne­dir Ba­tı yan­lı­la­rıy­la Su­ri­ye-İran yan­lı­la­rı­nın nü­fuz mü­ca­de­le­si­ne sah­ne olan ve üç ay­dır bu mü­ca­de­le ne­de­niy­le bir isim üze­rin­de uz­la­şı­la­ma­ma­sı ne­ti­ce­sin­de cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çim­le­ri­nin tam beş de­fa er­te­len­di­ği Lüb­nan ola­cak gi­bi gö­rü­nü­yor. 30 Ka­sım’da­ki se­çim­ler bu açı­dan kri­tik.

ANNAPOLİS'İN ARDINDAN LÜBNAN VE FİLİSTİN

Z. Tuba Kor, Anlayış Dergisi, Sayı: 56, Ocak 2008, sf. 76-77.

NOT: Her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.

Lüb­nan Hâ­lâ Baş­sız

AN­NA­PO­LİS’İN ilk test ala­nı Lüb­nan’dı; zi­ra üç gün son­ra, da­ha ön­ce de­fa­lar­ca er­te­le­nen cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­mi­nin ya­pıl­ma­sı bek­le­ni­yor­du. Ta­raf­la­rın üç ay son­ra, Lüb­nan Or­du Ko­mu­ta­nı Ge­ne­ral Mi­şel Sü­ley­man üze­rin­de uz­la­şı­la­bil­me­si An­na­po­lis son­ra­sı böl­ge­de ba­zı de­ği­şim­ler ya­şa­na­ca­ğı umu­du­na ne­den ol­du. Zi­ra Su­ri­ye’ye ya­kın­lı­ğı ile bi­li­nen Sü­ley­man’ın aday­lı­ğı­na Ba­tı ta­raf­ta­rı ik­ti­dar ABD’nin bas­kı­sıy­la ye­şil ışık yak­mak zo­run­da kal­mış­tı. An­cak bu uz­laş­ma se­çi­min ya­pıl­ma­sı­nı sağ­la­ya­ma­dı.

Bu nok­ta­da Ba­tı ta­raf­ta­rı ik­ti­dar ile Su­ri­ye ta­raf­ta­rı mu­ha­le­fet ara­sın­da son bir se­ne­dir zir­ve­ye çı­kan ge­ri­li­me de­ğin­mek ge­re­kir. Ey­lül 2004’te ya­pı­lan bir ön­ce­ki cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­miy­le baş­la­yan ve ül­ke­yi de­rin bir ay­rış­ma­ya sü­rük­le­yen Ha­ri­ri sui­kas­tı ile de­vam eden si­ya­si ge­ri­lim­de Ba­tı ta­raf­tar­la­rı le­hi­ne iş­le­yen sü­reç, 2006 ya­zın­da ya­şa­nan Hiz­bul­lah-İs­ra­il Sa­va­şı’yla de­ğiş­ti. Hiz­bul­lah İs­ra­il’e kar­şı as­ke­rî ba­şa­rı­sı­nı si­ya­si alan­da taç­lan­dır­mak is­te­di. As­lın­da bu bir zo­run­lu­luk­tu; ak­si tak­dir­de ateş­ke­sin yo­lu­nu açan BM Gü­ven­lik Kon­se­yi’nin 1701 sa­yı­lı ka­ra­rı uya­rın­ca si­lah­sız­lan­dı­rıl­ma­sı­nı ön­gö­ren mad­de iş­le­ti­le­bi­lir­di. Hiz­bul­lah, di­ğer Su­ri­ye ta­raf­tar­la­rı­nı da ya­nı­na ala­rak, mu­ha­le­fe­te ve­to yet­ki­si ve­re­cek bir mil­li mu­ta­ba­kat hü­kü­me­ti ku­rul­ma­sı ve se­çim ya­sa­sı­nın de­ğiş­ti­ri­le­rek cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çim­le­rin­den ev­vel er­ken ge­nel se­çi­me gi­dil­me­si çağ­rı­sın­da bu­lun­du. Mu­ha­le­fe­tin ta­lep­le­ri­ni hü­kü­me­tin red­det­me­si üze­ri­ne Ka­sım 2006’da ka­bi­ne­de­ki Şii ba­kan­la­rın tü­mü is­ti­fa et­ti. Böy­le­ce tüm mez­hep­le­rin tem­si­li­ni ön­gö­ren ana­ya­sa hük­mü uya­rın­ca Fu­ad Sin­yo­ra hü­kü­me­ti meş­ru­iye­ti­ni kay­bet­ti. Ar­dın­dan mu­ha­le­fet so­ka­ğa dö­kül­dü; hü­kü­me­ti dü­şür­mek için Baş­ba­kan­lı­ğın önün­de ya­pı­lan otur­ma ey­le­mi bir se­ne­dir de­vam edi­yor. Yi­ne Mec­lis, hü­kü­me­tin ve al­dı­ğı bü­tün ka­rar­la­rın gay­ri­meş­ru ol­du­ğu ge­rek­çe­siy­le bir se­ne­dir top­la­na­mı­yor.

Cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­mi sü­re­ci si­ya­si sis­te­min ta­ma­men tı­ka­lı ol­du­ğu böy­le bir or­tam­da baş­la­dı. Uz­laş­ma ta­le­bi­ne ik­ti­da­rın ka­yıt­sız kal­ma­sı üze­ri­ne mu­ha­le­fet, Mec­lis otu­rum­la­rı­nı boy­kot et­ti. Ta­raf­la­rın ara­la­rı­nı bul­mak için pek çok ül­ke dev­re­ye gir­se de ba­şa­rı­lı ola­ma­dı­lar. 23 Ka­sım’da mev­cut Cum­hur­baş­ka­nı Emi­le La­hud’un gö­rev sü­re­si dol­du ve Ana­ya­sa ge­re­ği tüm yet­ki­le­ri oto­ma­tik­man hü­kü­me­te geç­ti. İş­te böy­le bir or­tam­da üç yıl­dır ya­şan­mak­ta olan si­ya­si ge­ri­lim­ler­de or­du­nun ta­raf­sız­lı­ğı­nı sağ­la­dı­ğı için ka­mu­oyu­nun say­gı­sı­nı ka­za­nan Sü­ley­man’ın aday­lı­ğı üze­ri­ne va­rı­lan uz­laş­ma bir umut ışı­ğı ol­du. An­cak bu kez de Sü­ley­man’ın se­çi­le­bil­me­si için ya­pıl­ma­sı ge­re­ken Ana­ya­sa de­ği­şik­li­ği mu­ha­le­fe­te ta­kıl­dı. Mu­ha­le­fet meş­ru bir hü­kü­met ku­rul­ma­sı için bas­tı­rı­yor ve ik­ti­da­rın ka­bul et­me­si ih­ti­ma­li çok dü­şük olan şart­lar öne sü­rü­yor.

İk­ti­dar ile mu­ha­le­fet güç­le­ri ara­sın­da­ki denk­lik, sis­te­min çık­ma­za gir­me­sin­de önem­li se­bep­ler­den bi­ri. Er­ken ge­nel se­çi­me gi­dil­me­si­nin sis­te­mi ra­hat­la­ta­ca­ğı aşi­kâr; an­cak se­çim­den Su­ri­ye ta­raf­ta­rı mu­ha­le­fe­tin za­fer­le çı­ka­ca­ğı da or­ta­da. Bu ise, Mart 2005’te­ki Se­dir Dev­ri­mi ile ABD’nin “ye­ni Or­ta­do­ğu”su­nun önem­li ka­le­le­rin­den bi­ri ha­li­ne ge­len Lüb­nan’ın ye­ni­den Su­ri­ye-İran nü­fu­zu­na terk edil­me­si an­la­mı­na ge­lir ki bu, böl­ge­de ABD’ye gü­ve­ne­rek or­ta­ya çı­kan ha­re­ket­le­ri bir kez da­ha sü­kut-u ha­ya­le uğ­ra­tır. Öte yan­dan Su­ri­ye, ye­te­rin­ce ta­viz ko­par­ma­sı kar­şı­lı­ğın­da -ki bu muh­te­me­len Lüb­nan’ın tek­rar ken­di­si­ne ‘ema­net’ edil­me­si ola­cak­tır- böl­ge po­li­ti­ka­la­rı if­las eden Was­hing­ton yö­ne­ti­mi­nin fark­lı alan­lar­da yü­zü­nü gül­dü­re­cek ba­zı adım­lar ata­bi­lir.

So­nuç ola­rak Lüb­nan’da üç se­ne­dir ya­şan­mak­ta olan ge­ri­li­min baş­lan­gı­cı da ni­hai nok­ta­sı da cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çim­le­riy­di. Zi­ra se­çim so­nuç­la­rı, sa­de­ce Lüb­nan için­de ya­şa­nan re­ka­be­tin de­ğil, böl­ge­sel nü­fuz mü­ca­de­le­si­nin de is­ti­ka­me­ti­ni ta­yin ede­cek ka­dar önem­li. Çün­kü Arap-İs­ra­il ça­tış­ma­sın­dan ABD-İran/ABD-Su­ri­ye mü­ca­de­le­si­ne ve hat­ta Sün­ni-Şii ge­ri­li­mi­ne ka­dar tüm böl­ge­sel prob­lem­ler, is­ter is­te­mez, bir­bi­rin­den fark­lı ide­al­le­ri ve çı­kar­la­rı olan 17 ay­rı et­nik ve di­nî gru­ba ev sa­hip­li­ği ya­pan bu kü­çü­cük ül­ke­ye yan­sı­yor. Önü­müz­de­ki gün­ler­de Lüb­nan’da her şey ola­bi­lir. Eğer dış güç­le­rin çı­kar­la­rı fark­lı alan­lar­da ke­si­şir­se cum­hur­baş­kan­lı­ğı kri­zi iç ak­tör­le­re ya­pı­la­cak bas­kıy­la çö­zü­le­bi­lir; yok eğer çö­zül­mez­se, o tak­dir­de Lüb­nan yi­ne dış güç­le­rin koz­la­rı­nı pay­la­şa­ca­ğı ye­ni bir iç sa­va­şa sü­rük­le­ne­bi­lir. Bu nok­ta­da Lüb­nan­lı­lar, ABD’nin Su­ri­ye ve İran’a iliş­kin ni­hai ka­ra­rı­nı bek­li­yor­lar.

Fi­lis­tin’de Ba­rış Yo­lu Tı­ka­lı

An­na­po­lis’te va­rı­lan ka­rar uya­rın­ca, Fi­lis­tin ile İs­ra­il ara­sın­da ye­di se­ne­dir as­kı­da olan “ba­rış mü­za­ke­re­le­ri” 12 Ara­lık’ta baş­la­dı. An­cak ‘mü­za­ke­re’ ma­sa­sı­na otu­ran İs­ra­il ade­ta mu­ha­ta­bıy­la dal­ga ge­çi­yor­du. Bir yan­da Gaz­ze’ye yö­ne­lik ar­dı ar­ka­sı ke­sil­me­yen sal­dı­rı­la­rı, di­ğer yan­da Do­ğu Ku­düs’te Ya­hu­di yer­le­şi­mi­ni ge­niş­let­me ka­ra­rı (ki böl­ge­nin Ba­tı Şe­ri­a ile bağ­lan­tı­sı ta­ma­men ke­si­le­cek), öte yan­da ulus­la­ra­ra­sı tep­ki­ler kar­şı­sın­da dur­dur­mak zo­run­da kal­dı­ğı Ha­rem-i Şe­rif av­lu­sun­da­ki ka­zı ça­lış­ma­la­rı­na tek­rar baş­lan­ma­sı ta­li­ma­tı… As­lın­da İs­ra­il hü­kü­me­ti­nin da­ha ma­sa­ya otur­ma­dan al­dı­ğı bu ka­rar­lar hiç de şa­şır­tı­cı de­ğil. Zi­ra 90’lı yıl­lar bo­yun­ca ya­pı­lan ba­rış gö­rüş­me­le­rin­de de ben­zer ge­liş­me­ler ya­şan­mış­tı. Bel­ki tek şa­şır­tı­cı olan bu ka­rar­la­rın An­na­po­lis’ten sa­de­ce bir­kaç gün son­ra alın­ma­sı ve ta­bii baş­ta Arap dün­ya­sı ol­mak üze­re ulus­la­ra­ra­sı top­lu­mun bu ka­rar­lar kar­şı­sın­da sus-pus ol­ma­sı. Bu da İs­ra­il’in, ilk kez Arap ül­ke­le­ri ile ay­nı ma­sa­ya otur­du­ğu An­na­po­lis’le, ba­rış­tan zi­ya­de böl­ge­de meş­ru­iye­ti­ni sağ­la­ma ve ol­du­bit­ti­le­ri­ne ses çı­ka­rıl­ma­sı­nı en­gel­le­me he­def­le­ri­ne bir öl­çü­de ulaş­tı­ğı­nı or­ta­ya ko­yu­yor.

As­lın­da An­na­po­lis son­ra­sı bu ya­şa­nan­lar sa­de­ce bir baş­lan­gıç. Zi­ra İs­ra­il, Gaz­ze’ye ol­duk­ça ge­niş kap­sam­lı ye­ni bir sal­dı­rı­nın ha­zır­lık­la­rı­nı ya­pı­yor. Ey­lül ayın­da Gaz­ze’yi “düş­man böl­ge” ilan eden İs­ra­il yö­ne­ti­mi­ni şim­di­ye ka­dar bun­dan alı­ko­yan, ABD’nin es­tir­di­ği ba­rış rüz­gar­la­rıy­dı; ta­bii bir de Hiz­bul­lah’la yap­tı­ğı sa­vaş­ta ya­şa­dı­ğı ba­şa­rı­sız­lı­ğın se­bep­le­ri­ni so­ruş­tu­ran Wi­nog­rad Ko­mis­yo­nu’nun ni­hai ra­po­ru­nu açık­lan­mak üze­re ol­ma­sı. Zi­ra bu ra­por­la Baş­ba­kan Ehud Ol­mert kol­tu­ğu­nu kay­be­de­bi­lir. Gaz­ze’ye top­ye­kun bir sal­dı­rı du­ru­mun­da ba­rış gö­rüş­me­le­ri­nin de­vam edip et­me­ye­ce­ği ise me­rak ko­nu­su.

İlk “ba­rış mü­za­ke­re­si” böy­le bir at­mos­fer­de ger­çek­le­şir­ken, Mart 2006’dan bu ya­na Fi­lis­tin’e dip­lo­ma­tik ve ma­li tec­rit uy­gu­la­ya­rak Fi­lis­tin hal­kı­nı pe­ri­şan eden ulus­la­ra­ra­sı top­lum ade­ta gü­nah çı­kar­tır­ca­sı­na Pa­ris’te bir ara­ya gel­di. Ama­cı 2008’de ku­rul­ma­sı va­at edi­len Fi­lis­tin dev­le­ti­nin sem­bo­lik ve ma­li te­mel­le­ri­ni at­mak olan kon­fe­rans­ta, üç yıl için­de 7,4 mil­yar do­lar ve­ril­me­si ta­ah­hüt edil­di. Gaz­ze’yi tec­ri­din ağır­laş­tı­ğı ve İs­ra­il iş­ga­li­nin de­vam et­ti­ği bir or­tam­da dış dün­ya­nın ya­pa­ca­ğı yar­dım önem­li ol­sa da ne de­re­ce ama­cı­na ula­şa­ca­ğı meç­hul. Zi­ra bu­gü­ne ka­dar ya­şa­na­gel­di­ği üze­re Fi­lis­tin eko­no­mi­si­ni güç­len­dir­mek için ya­pı­lan her ya­tı­rım ve yar­dım, ‘te­rö­rist’ avın­da­ki İs­ra­il bom­ba­la­rı­nın ve bul­do­zer­le­ri­nin al­tın­da yer­le bir ol­du.