20 Şubat 2022 Pazar

Z.T.KOR: İSRAİL’İN KUDÜS’Ü YAHUDİLEŞTİRME POLİTİKALARI


İSRAİL’İN KUDÜS’Ü YAHUDİLEŞTİRME POLİTİKALARI

Zahide Tuba Kor

Din ve Hayat dergisi, Kudüs sayısı, 2022 Kış, sf. 74-79.


NOT: Blogda yer alan 850 küsur içeriğe http://ortadogugunlugu.blogspot.com.tr/2018/01/bu-blogda-neler-var.html linkinden toplu olarak ulaşabilirsiniz.

Kaynak göstermeden blogdaki yazı, tercüme ve infografikleri kullanmamanız önemle rica olunur.

NOT: Bilim ve Sanat Vakfı’nda 2021’de verdiğim “Filistinlilerin Gündelik Hayatı” başlıklı seminerimin Kudüslülerin hayatını anlattığım üçüncü oturumunu linkten izleyebilirsiniz: https://youtu.be/SYl5tXJ8_jA   Seminerin diğer oturumlarına BİSAV TV'den ulaşabilirsiniz.


Kudüs’ün kaderini şekillendiren dönüm noktalarından ilki, İngiliz mandasının ardından uluslararası yönetime bırakılması öngörülen Kudüs’ün 1948 Arap-İsrail Savaşı sonucunda İsrail ile Ürdün arasında ikiye bölünmesidir. Siyonist çeteler, askerî ve psikolojik harp taktiklerini kullanarak Kudüs’ün %88’ini ele geçirirken buradaki 64 ila 80 bin kadar Filistinliyi Ürdün’ün kontrolündeki alanlara sürerler[1] ve İsrail Yahudileştirdiği Kudüs’ü başkenti ilan eder. Etnik temizlik ve yıkım politikasına hafıza katliamı da eşlik eder; Batı Kudüs’teki Arap mirasını ve kimliğini zihinlerde yok etmek amacıyla tarihî eserlerin, sokakların, mahallelerin, coğrafî yüzey şekillerinin isimleri Tevrat esas alınarak İbraniceleştirilir.


İkincisi, 1967 Altı Gün Savaşı’yla Doğu Kudüs de dahil bütün Filistin topraklarının İsrail işgaline girmesidir. Ağlama/Burak Duvarı’nın bitişiğindeki Meğaribe Mahallesi’nin yıkılması, Eski Şehir ve çevresinde Yahudileştirmenin ilk aşamasıdır. İsrail, 1967’den beri şehrin doğusunu da demografik, siyasal, toplumsal ve kültürel olarak Yahudileştirmek için her metodu dener. Ancak dünyadaki imajına önem verdiğinden, yeni bir etnik temizliğe girişmenin maliyetiyle yüzleşmek yerine Filistinlilerin hayatlarını çekilmez kılıp “gönüllü” terke zorlayıcı daha sinsi taktikler geliştirir.

Bu taktikler arasında neler yoktur ki… İkamet iznini vermeme/iptal etme, belediye sınırlarını genişletme ve yeni imar planları geliştirme, meclisten Filistinliler aleyhine kanunlar geçirme, bürokratik engeller çıkartma, belediye hizmeti götürmeme/kısıtlı götürme, para cezaları, iktisadî hayatı kontrol altında tutma ve fakirleştirme, evleri yıkma ve toprakları gasp etme, yeni Yahudi yerleşimleri kurma veya yerleşimcilerin Filistinlilerin evlerine el koymasını kolaylaştırma, Yahudilere mahsus yollar, duvarlar, kontrol noktaları ve askerî bölgeler inşa etme, sit alanı ilan edip millî parklar kurma, askerî güç kullanma, istihbarat aygıtlarıyla ve yeni dijital teknolojiyle[2] nüfusu sıkı takip altına alma, gece yarısı ev baskınları ve keyfî gözaltılarla korkutma, psikolojik yıldırma, arkeolojik kazılar yürütme… Yazımızda işte bu taktiklerin bir kısmını inceleyeceğiz.

Son sözü baştan söyleyelim. İsrail’in bütün bu çabalarında ne ölçüde başarılı olduğu bir soru işareti. Evet, türlü taktiklerle Doğu Kudüs ve çevresinde %39’luk bir Yahudi nüfus oluşturmayı başardı; ancak 1967’de tüm Kudüs’te 66 bin (%24) olan Filistinli nüfus, bugün 320-350 bine (%38) ulaştı.[3] Filistinlilerin çok çocuklu olmaları İsrail’e karşı en büyük silahları.


İkamet İzni Vermeme veya Geri Alma

Doğu Kudüslüler ne Filistin ne de İsrail vatandaşı; tıpkı İsrail’deki diğer yabancılar gibi kalıcı ikamet izniyle şehirde yaşıyorlar. Zaten en baştan beri Siyonistlerin nazarında Filistinliler, Yahudilere ait topraklarda yaşayan birer “yabancı”. 1967’den beri 15 bin Kudüslünün ikamet izni çeşitli gerekçelerle iptal edildi.[4]

Çıkartılan kanunlarla ikamet hakkının kapsamı daraltılıyor. Mesela yedi yıl Kudüs’te yaşamayanların ikameti iptal ediliyor. Ebeveyni Kudüslü olan çocuklar başka bir yerde doğduysa kaydedilmiyor. 2003’ten beri Kudüslülerle evlenen Batı Şerialı veya Gazzeli eşlere oturma izni verilmiyor; böylece Kudüslü gençler evlilik tercihleriyle şehri terke zorlanıyor. Buna mukabil dünyanın herhangi bir yerindeki bir Yahudi İsrail’e göçtüğü anda Kudüs’ün istediği yerine yerleşebiliyor.

Belediye Sınırlarını Değiştirme

İsrail Doğu Kudüs’ü işgalinin ardından 1967 ve 1993’te iki defa belediye sınırlarını değiştirerek şehri iki kat büyüttü. Bugünkü şehrin yarısı, Kudüs’e “azamî toprak, asgarî Filistinli nüfus” katma temelinde Batı Şeria’dan alınan topraklar. Nüfus dengelerini altüst edecek üçüncü bir sınır değişikliği planı şu an Kudüs belediye meclisinde bekletiliyor.

Bürokratik Engeller ve Ev Yıkımları

300 bini aşkın Filistinlinin bütün nüfus işlemleri (doğum, evlilik, ölüm kayıtları vs.) tek binadan yapılıyor ve her bir işlem için bir yığın belge isteniyor. Sürekli uzun kuyrukların olduğu ve aşağılandıkları bu bina için Filistinliler “tam bir cehennem” diyorlar.

Belediye sınırları genişletilirken Filistinlilere inşaat izni Doğu Kudüs’ün sadece %13’lük kısmında verildi.[5] Bu alan da zaten binalarla dolu olduğundan şu an ciddi bir ev krizi yaşanıyor. İmar izni ve inşaat ruhsatı için belediyeye başvuranların %93’ü red cevabı alıyor. Mecburen kaçak inşaat veya tadilat yapıyorlar. Bu da yıllarca belediyeye astronomik cezalar ödemelerine, mahkemelerle boğuşmalarına ve sonunda evlerinin yıkılmasına yol açıyor. En az 15.000 dolarlık yıkım parasını ödeyemeyenler, evlerini -yani hayallerini ve geleceklerini- kendi elleriyle yıkmaya zorlanıyor.[6]


Bugün Doğu Kudüs’te her on evden dördü yıkım tehlikesi altında. Kenize Murad, isabetli bir tespitle der ki “Ev güvenliktir, yuvadır; yuvası yıkılan kendisini ölüm tehlikesi içinde hisseder.”[7] Kudüs eski Müftüsü ve Mescid-i Aksâ İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri de şöyle der: “Ölüm insanın evinin yıkılmasından daha iyidir. Çünkü ölüm sadece bir kez yaşanır. Ama çocuklarınla birlikte, endişe ve banka borcu içinde, tüm birikimini bir anda kaybederek evsiz yaşamaya tahammül edebilmek çok zordur.”[8] 

Kudüs’te ev krizinin dışında bir de mezarlık krizi var; aile mezarlığı olmayanların ölülerini gömeceği yer yok.

Yahudi Yerleşimleri İnşası

İsrail 1967 işgali ertesinde Doğu Kudüs’ün büyük kısmına el koydu ve Yahudileştirilmesi elzem olan şehir, yerleşimciler için bir pilot proje alanına dönüştü. Kudüs’ün içi ve çevresinde Yahudi yerleşimci sayısı 1983’te 50 bini aşkınken günümüzde 220-250 bin kadar olup Doğu Kudüs’ün %35’i de Yahudilerin kullanımında.

Bugün hem Kudüs’ün mahalleleri hem de merkezi ile kırsalı arasında büyük yerleşim blokları yükseliyor. Ayrıca hem Eski Şehir’in içinde hem de Silvan, Şeyh Cerrah gibi kritik önemdeki mahallelerde kâh baskı ve şantajla, hatta silah zoruyla kâh sahte belgeler ve İsrail mahkemelerinde yürütülen hukuk savaşıyla araziler ve evler yerleşimcilerce bir bir ele geçiriliyor.[9] Yahudilere 1948 öncesine ilişkin mülkiyet iddiasında bulunma ve kaybettikleri mülkleri geri alma hakkı tanıyan kanun, yerleşimci örgütlerin en önemli dayanağı. Bir de son yıllarda yerleşimci örgütler, başta BAE’li olmak üzere zengin Arap şahısları paravan aracılar olarak devreye sokarak Filistinlilerin evlerini satın alıyorlar.[10] (Filistinliler, Yahudilerin teklif ettiği milyonlarca doları maddî durumları çok kötü olduğu halde inatla reddettikleri için artık Arap paravanlar kullanılıyor.) 

Eski Şehir’de müslüman ve hıristiyan mahallelerinin içine 1000 küsur Yahudi yerleşmiş durumda. Bu yerleşimciler, 24 saat güvenlik görevlilerinin koruması altındalar ve etraflarında yaşayan Filistinlilere çok fazla güçlük çıkarıyorlar. Ayrıca Eski Şehir’in her yeri kameralarla donatılarak Filistinliler sürekli takip ediliyor; en ufak bir şüphede gözaltına alınıyorlar.

Kudüs’teki yerleşimciler daha ziyade aşırı milliyetçi veya aşırı dindar kökenden olup hemen hepsi silahlılar. Filistinlilere, evlerine, arabalarına, dükkânlarına, bahçelerine, tarım arazilerine ve ibadethanelerine saldırılar düzenliyorlar. Çoğunlukla herhangi bir ceza da almıyorlar. 2014’te Şufat mülteci kampından 16 yaşındaki Muhammed Ebu Hudayr’ın sabah namazı için evinden çıktığında yerleşimciler tarafından kaçırılıp benzin içirilerek yakılması vakası saldırıların hangi noktaya varabileceğine acı bir örnek.

 

Öte yandan Doğu Kudüs’teki her Yahudi de yerleşimci kapsamına girmiyor; 1874’te kurulan Mea Şearim mahallesindeki[11] ultra-ortodoks anti-Siyonist Yahudiler, İsrail karşıtı olup devletle çatışıyor ve Filistinlileri destekliyor.

Irkçı-Ayrımcı Duvar

Doğu Kudüslülerin hayatını en çekilmez kılan, 2002’den itibaren Batı Şeria’nın etrafına örülen duvarlar. Yılan gibi kıvrıla kıvrıla Batı Şeria’yı verimli topraklarından, su kaynaklarından, stratejik noktalarından ve Kudüs’ten koparan 700 km.’lik duvarın 120 km.’si küçücük bir şehir olan Kudüs’ün etrafından ve içinden geçiyor.


Duvar, Kudüs kimlikli Filistinlilerin üçte birinin yaşadığı Şufat mülteci kampı ve Kfar Aqab gibi mahalleleri dışarı atarken ve Doğu Kudüs’ün merkezini kırsalından ve köylerinden koparırken, Batı Şerîa-Doğu Kudüs bağlantısını kesmek için şehrin dışına inşa edilen toplamda 150 bin nüfuslu büyük Yahudi yerleşimlerini Kudüs’ün içine katıyor. İsrail, duvarla çizdiği fiilî sınırları, Kudüs belediye meclisinden geçireceği “Büyük Kudüs” planıyla resmîleştirmeye hazırlanıyor. Belediye sınırlarının değişimi, Ir Amim adlı STK’da araştırmacı Aviv Tatarsky’nin deyimiyle “silahsız bir etnik temizlik” olacak.[12]

İkinci İntifada’da güvenlik bahanesiyle örülen bu duvarlar, hareket serbestisini sınırlayarak Kudüslülerin iktisadî hayatına darbe vurdu. Batı Şerialılar artık İsrail otoritesinden izinsiz Kudüs’e giremiyorlar. Kudüs nüfusunun üçte biri de duvarlar yüzünden merkezdeki işyerlerine, okullarına ve hastanelere gayriinsanî ve keyfî muameleye maruz kaldıkları kontrol noktalarından gidip geliyor. Kudüs’ün en önemli üretim merkezi tam önüne örülen duvar yüzünden artık bir hayalet mahalle.


Kudüs’ün duvarın dışında kalan mahalleleri ve kırsalı, nüfusu hızla artmakla birlikte, “sahipsiz topraklar”a dönüşüyor. Hayat pahalılığı, ev krizi ve yıkımları, Batı Şerialı eşleri getirememe vs. yüzünden Kudüslüler duvarın dışındaki bu bölgelere taşınıyor. Kudüs belediyesine düzenli vergi ödedikleri halde hiçbir hizmet gitmiyor, okullar ve sağlık imkanları yetersiz, kimi yerler altyapısız, hayat şartları giderek kötüleşiyor. Güvenlik güçleri de bulunmadığından suçun ve kanunsuzluğun kol gezdiği mekânlara dönüşüyor. İsrail’in kasıtlı ihmal ettiği bu topraklara, 1995 Oslo Anlaşması gereği Filistin yönetiminin hizmet götürmesi de yasak.[13]

(Kaçak ve hızlı bir şekilde yapılaşıp belediye hizmetinin gitmediği Kfar Aqab)

Belediye Hizmetlerinden Mahrumiyet

Sadece belediye seçimlerinde oy kullanma hakları var, ama çoğunlukla boykot ediyorlar. Kudüs işleri bakanları ve belediye başkanları, Filistinlileri düşman sayan aşırı sağ kanattan çıkıyor. Filistinlilerin Kudüs Belediyesi’ne ödediği vergiler yılda 100 milyon doları aşsa da yaşadıkları bölgelere belediye hizmeti ya sınırlı gidiyor ya da hiç gitmiyor. %40’lık Filistin nüfusu için belediyenin ayırdığı bütçe sadece %11 kadar.[14] Dolayısıyla Filistinlilerin mahalleleri bakımsız.

İktisadî Hayata Müdahaleler

Kudüs’te hayat çok pahalı ve iş imkanları da oldukça sınırlı. İsrail, Kudüslülerin iktisadî hayatında tam kontrole sahip olup kasıtlı ihmal ve fakirleştirme politikaları yüzünden şehirdeki Filistinlilerin %80’i fakirlik sınırı altında yaşıyor. Duvarlar ve askerî kontrol noktalarıyla Kudüslü köylülerin arazilerine erişmeleri engelleniyor. Üretim çok düşük ve rekabet edebilir değil. Filistinlilerin çoğu Batı Kudüs’te veya Yahudi yerleşimlerinde ucuz ve sigortasız işgücü olarak çalışmak zorunda.

İsrailli zabıta ve vergi memurları özellikle ana caddelerdeki ve Eski Şehir’deki dükkânlara baskınlar yapıyor. Son yirmi yılda yüzlerce dükkân fahiş vergiler, sık kontroller, büyük cezalar ve duvarlar yüzünden kapandı. İsrail yönetimi, turistleri ve hac için gelen yahudi ve hıristiyan kafileleri Eski Şehir içinde Filistinli esnafın olduğu sokaklardan geçirtmemeye çalışıyor. Corona virüsün Kudüs ekonomisine vurduğu ağır darbeyi zikretmeye gerek bile yok.

Keyfî Gözaltılar ve Yıldırma Operasyonları

Güvenlik güçleri, kritik önemdeki Eski Şehir, Silvan, İsaviyye, Tur gibi mahallelerde gece yarısı baskınlarıyla özellikle gençleri ve çocukları gözaltına alıyor. Sorgulamalarda fizikî ve psikolojik şiddet uygulayarak gözdağı veriyor, ailelerine şantaj yapıyor. Birçok çocuk ve genç kefaletle serbest bırakılırken ev hapsine alınıyor. Ev baskınlarında ayrıca eşyalara zarar veriliyor, para ve altınlar çalınabiliyor.


Gelin bu gözaltıların ne demek olduğunu Filistinli psikolog Samah Jabr’dan dinleyelim: “Serbest kalan çocuklar depresyon, anksiyete, odaklanma bozukluğu, içe dönüklük ve saldırganca davranışlar sergiliyorlar. Yaşanan şey kişiliklerin sinsice yıkımı. Gece yarısı baskınlarında çocuklar kendilerini koruyamayan ebeveyninin güçsüzlüğünü ve çaresizliğini şok edici bir şekilde görüyorlar. Birçok çocuk hapisten salınıp ev hapsine alınıyor. İlk başta çocuğum hapiste değil diye düşünebilirsiniz, ama evde olmak psikolojik olarak çok daha yıkıcı. Çünkü kendi çocuklarını hapsetmesi istenen ebeveynler, çocuklarının nazarında artık bir gardiyana dönüşüyor. Hapisten çıkan çocukların ebeveynleriyle güven bağını yeniden kurmaları çok zor oluyor, otoritelerine isyan etmeye başlıyorlar. Eğitimleri de olumsuz etkileniyor, okula uyum sağlamakta zorlanıyorlar, bilgi bakımından geri kalıyorlar ve birçok çocuk okulu bırakıyor. Arkadaşlık kurmakta zorlanıp içe kapanıyor.”[15]

Filistinlilerin aileye ve eğitime çok önem veren bir halk olduğu hesaba katıldığında çocukları ve gençleri gözaltına almanın yol açtığı tahribat daha iyi anlaşılır. Sorgulamalar sırasında arkadaşlarını ihbar etmeye ve işbirlikçiliğe zorlanıyorlar; direnirlerse ailelerinin çalışma izninin iptal edileceği tehdidiyle karşılaşıyorlar. Ayrıca hapiste birçok genç uyuşturucuya alıştırılıyor.  

Arkeolojik Kazılar

(ABD'nin İsrail Büyükelçisi David Friedman ve Beyaz Saray'ın Ortadoğu Elçisi Jason Greenblatt Silvan mahallesinin altında duvarı son baltayı vurup Hac Yolu'nu açarken, 30.6.2019)

Arkeoloji, Filistin topraklarının Yahudileştirilmesinde önemli bir araçtır. Bunlardan en kritiği, arkeolojik kazıların 1996’da Eski Şehir’in ve Harem-i Şerif’in altında resmen başlatılmasıydı. 2000 yıl evvel Romalılar eliyle yıkılmış tapınaklarından nasıl bir iz bulabildikleri koskoca bir soru işareti olsa da yerin altında kurdukları sözde “Dâvûd Şehri”nde[16] yahudi ve hıristiyan hacılar kutsal ve tarihî bir yolculuğa çıkartıyorlar. Bu kazılar birçok evin ve dinî yapının temellerini de sarstı; özellikle Silvan mahallesindeki evlerde çatlaklar ve çökmeler var.[17] Eski Şehir surlarının dibindeki 50 bin nüfuslu Silvan’ın asıl önemi, İsrail’in Tevrat’taki Kudüs’ü yeniden ihya ve inşa etme projesi bağlamında “Dâvûd Şehri”nin girişinde bulunması. Dolayısıyla mahalleyi ev ev ele geçirme mücadelesi uzun yıllardır sürüyor.  

(Silvan Mahallesinde tünellerden etkilenerek duvarları çatlayan bir ev)


(Eski Şehir, Harem-i Şerif ve Silvan'ın altındaki tünelin güzergahı)

Harem-i Şerif’i Bölme

Son yıllarda Yahudileştirme politikasının merkezinde “Tapınak Dağı” dedikleri Harem-i Şerif’i zamansal ve mekânsal olarak bölme girişimleri de var. Günde iki defa baskınlar düzenleyen Tapınakçı gruplar, artık salt ziyaretle yetinmeyip ibadet de etmeye çalışıyorlar. Harem-i Şerif avlusunda talmudik ayinler, Tevrat okuma dersleri ve zaman zaman sessiz ibadet yapıyorlar. Geçtiğimiz günlerde İsrail Sulh Mahkemesi’nin yahudilerin “Tapınak Dağı”nda sessiz ibadetine hukukî bir engel olmadığı yönündeki kararı, mevcut statükoyu değiştirecek çok kritik bir adımdı. İsrail’in 2003’te kapattığı Harem-i Şerif içindeki Babu’r-Rahme Mescidi’ni sinagoga dönüştürme hedefi, Filistinlilerin verdiği büyük mücadeleler sayesinde her defasında akim kaldı, ama rafa kalkmadı. Bu arada Ürdün’e bağlı İslamî Vakıflar İdaresi’nin lağvedilip Harem-i Şerif’in dışı gibi içinin de İsrail egemenliğine geçmesi ve Mescid-i Aksâ’nın yıkılıp Tapınağın yeniden inşa edilmesi çağrıları da artıyor. Yahudi kutsal günlerinde müslümanların Mescid-i Aksâ’ya ve hıristiyanların da kiliselerine erişimleri ve ibadetleri de engellenmeye çalışılıyor. Son dönemde Mescid-i Aksâ’yı korumaya çalışan etkili Filistinlilere yönelik İsrail güvenlik güçlerinin gözaltıları ve uzaklaştırma kararları giderek artıyor.

Erişimin engellenmesi demişken bir de not düşelim: 1990’ların ortasından itibaren hiçbir Gazzeli (2 milyon) Kudüs’e gidemiyor. Yurtdışındaki mülteci Filistinliler (5,6 milyon) de 1948’den beri aynı kaderi paylaşıyor. 2000’lerde inşa edilen duvarlar ve kontrol noktaları yüzünden Batı Şerialılar (3 milyon) ise İsrail otoritelerinden izin almadan Kudüs’e giremiyor. Kısaca bugün İsrail içinde yaşayan 1948 Filistinlileri (1,9 milyon) ile Kudüs nüfusu (320-350 bin) dışında Filistinliler, Mescid-i Aksâ’yı ya hiç göremiyor ya da özel izinle ziyaret edebiliyor.

Psikolojik Çökertme

Kudüslüleri terke zorlamak için uygulanan her bir ırkçı-ayrımcı politikanın psikolojik çökertme boyutu da var. Yukarıda bir kısmını zikrettiğim politikalar gençlerin değer duygusunu yitirtiyor, güveni sarsıp ve aile bağlarını kopartıp bireyselleştiriyor, ümitlerini ve gelecek beklentilerini tüketiyor; yetişkinlerin aile içi ve toplumsal rollerini layıkıyla gerçekleştirmelerini engelliyor, öz saygıyı yitirtiyor, depresyona sokuyor, öğrenilmiş çaresizliği aşılıyor.[18]

Gördüğünüz gibi Kudüs’te yaşamanın bedeli çok ama çok ağır. Hemen her Kudüslünün evinde bir korku, bir belirsizlik yahut fakirlik var. On yıllardır akıl almaz zorluklara maruz kalmalarına rağmen hâlâ ve inadına aktif veya pasif direnişi sürdürüyorlar, terk etmiyorlar. Onları ayakta tutan şey, tabii ki Mescid-i Aksâ’yı canları ve malları pahasına korumak. Bu bakımdan Filistinlilere ne çok şey borçlu olduğumuzun farkında mıyız?

 



[1] “A Rock and a Hard Place: What is it like to live In Jerusalem?”, 2. Bölüm, Al Jazeera Belgeseli, 7.4.2019, https://www.aljazeera.com/program/featured-documentaries/2019/4/7/a-rock-and-a-hard-place-what-is-it-like-to-live-in-jerusalem

[2] İsrail’in yeni dijital teknolojiyle Filistinlileri nasıl kontrol altında tuttuğuna ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Jonathan Cook, “İsrail’in Casus Teknolojisi Nasıl Hayatımızın Derinliklerine Ulaştı?”, Middle East Eye, 11.11.2019, http://ortadogugunlugu.blogspot.com/2019/11/jcook-israilin-casus-teknolojisi-nasil.html

[3] Meron Rapoport, “Greater Jerusalem: Israel’s failed Project”, Middle East Eye, 23.3.2016, https://www.middleeasteye.net/opinion/greater-jerusalem-israels-failed-project

[4] Ayrıntılı bilgi için bkz. “Israel: Jerusalem Palestinians Stripped of Status”, Human Rights Watch, 8.8.2017, https://www.hrw.org/news/2017/08/08/israel-jerusalem-palestinians-stripped-status

[5] Kudüs belediye sınırlarının büyümesi ve imar planları için bkz. “Right to Develop: Planning Palestinian Communities in East Jerusalem”, UN Habitat, 2015, https://reliefweb.int/sites/reliefweb.int/files/resources/Right%20To%20Develop.pdf

[6] “Kudüs: Kendi evini yıkmak”, Al Jazeera Turk, 18.10.2015,  https://www.youtube.com/watch?v=zjUBd2rl8ws

[7] Kenize Mourad, Toprağımızın Kokusu: Filistin ve İsrail’in Sesleri, s.15.

[8] Hamada Fara’na, “A dark day in Jerusalem”, Middle East Monitor, 24.7.2019, https://www.middleeastmonitor.com/20190724-a-dark-day-in-jerusalem/

[9] Yahudi yerleşimcilerin ve yerleşimci örgütlerin Filistinlilerin evlerini nasıl ele geçirdiğine ilişkin bir örnek olarak bkz. “A Rock and a Hard Place: What is it like to live In Jerusalem?”, 1. Bölüm, Al Jazeera Belgeseli, 31.3.2019, https://www.youtube.com/watch?v=WnhlubuhC5E

[10] “Selling Jerusalem: Middlemen sell Jerusalemite homes to settlers”, Al Jazeera, 14.3.2019,

https://www.aljazeera.com/features/2019/3/14/selling-jerusalem-middlemen-sell-jerusalemite-homes-to-settlers

[11] Mea Şearim Mahallesi için bkz. Laurent Perpigna Iban, “In pictures: The ultra-Orthodox Jews who back Palestine”, Middle East Eye, 3.8.2019, https://www.middleeasteye.net/discover/in-pictures-ultra-orthodox-jews-jerusalem-mea-shearim

[12] Jonathan Cook, “How Israel is ‘cleansing’ Palestinians from Greater Jerusalem”, Middle East Eye, 23.11.2017, https://www.middleeasteye.net/news/how-israel-cleansing-palestinians-greater-jerusalem

[13] A.g.m.

[14] “A Rock and a Hard Place: What is it like to live In Jerusalem?”, 1. Bölüm, Al Jazeera Belgeseli, 31.3.2019, https://www.youtube.com/watch?v=WnhlubuhC5E

[15] Chloé Benoist, “Stolen childhood: Life after prison for Palestinian minors”, Middle East Eye, 12.3.2018, https://www.middleeasteye.net/features/stolen-childhood-life-after-prison-palestinian-minors

[16] Harem-i Şerif’in altındaki kazılarla tarihin yeniden inşası ve “Davud Şehri” hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Par Juman Abu Arafeh, “How Israel’s archaeological excavations work to rewrite history in Jerusalem”, Middle East Eye, 22.7.2020, https://www.middleeasteye.net/fr/node/179646

[17] İsrail’in arkeolojik kazılarının Silvan mahallesine etkisi konusunda ayrıntılı bilgi için bkz. Mustafa Abu Sneineh ve Lubna Masarwa, “Silwan, a Palestinian community torn apart by Israel’s dig to find ‘lost city’”, Middle East Eye, 23.2.2018,  https://www.middleeasteye.net/fr/news/tunnels-silwan-631603974

[18] İşgalin Kudüslüler üzerindeki psikolojik etkisine dair ayrıntılı bilgi için bkz. Samah Jabr, “The occupation in my office: Speaking sense to power in therapeutic work”, Middle East Eye, 3.6.2019, https://www.middleeasteye.net/opinion/occupation-my-office-speaking-sense-power-therapeutic-work


17 Ocak 2022 Pazartesi

Z.T.KOR: ORTADOĞU İLE İLGİLİ KONUŞMALARIM

 


ORTADOĞU İLE İLGİLİ YOUTUBE VE INSTAGRAM’A YÜKLÜ KONUŞMALARIM

Zahide Tuba Kor

Ortadoğu ile ilgili çok farklı konularda YouTube ve Instagram’a yüklü toplamda 90 saati aşkın 70 küsur video veya ses kaydımın linkleri aşağıdadır. Listenin ilk yarısı Ortadoğu'nun geneliyle ilgili, ikinci yarısı Filistin ve İsrail konulu konuşmalarımdır. Başlıkların veya oturumların üzerine tıklayarak konuşmalarımı izleyebilirsiniz. İstifade etmeniz temennisiyle iyi seyirler…

NOT: 7 Ekim (2023)’den bu yana Aksa Tufanı, Gazze ve Filistin’le ilgili yayınlanan konuşmalarımın linklerine toplu olarak ulaşmak için TIKLAYINIZ.

NOT: Blogda yer alan 850 küsur içeriğe http://ortadogugunlugu.blogspot.com.tr/2018/01/bu-blogda-neler-var.html linkinden toplu olarak ulaşabilirsiniz.


ALGILAR İLE GERÇEKLER ARASINDA SURİYE VE SURİYELİLER SEMİNERİM

@ztkor Instagram hesabı (https://instagram.com/ztkor/), 21 Mayıs-2 Temmuz 2022 (Toplamda 14 saat süren 8 oturum, 9 ayrı videodur)


1. oturum: Suriye’nin nüfus yapısı, jeopolitiği, sosyokültürel ve sosyoekonomik hayatı, Fransız manda mirası ve 1970’e kadar Suriye siyasetinin temel özellikleri.

2. oturum: Suriye Baas Partisi ve Hafız Esed - Beşşar Esed yönetimi.

3. oturum: Suriye İç Savaşı-1: İsyan sürecinin evreleri, iç savaşın mahiyeti, rejimin isyancılara karşı taktikleri, muhaliflerin başarılı olamama nedenleri.

4. oturum: Suriye İç Savaşı-2: Küresel ve bölgesel güçlerin Suriye politikası ve iç savaşta oynadıkları roller, Esed rejimi gerçekten bir zafer kazandı mı kazanmadı mı, Suriye sahasında 2022 yılı itibarıyla yaşananlar.

5. oturum: Suriye İç Savaşı-3: Esed rejimi gerçekten bir zafer kazandı mı kazanmadı mı, 10 yıllık iç savaşın sahadaki insani sonuçları, Suriyeli gençlerin savaşma veya savaşmama nedenleri.

6. oturum: Mülteciler neler yaşarlar ve hayatlarında ne gibi değişimler olur?

7. oturum: Suriyeli mültecilerin savaş ve göçle aile ve eğitim hayatlarında yaşadıkları değişimler, çocukların okullarında karşılaştıkları sıkıntılar. (Yayın yarıda koptuğu için iki ayrı bölüm halinde yükledim)  1. bölüm  ve 2. bölüm

8. oturum: Osmanlı ve Türkiye’nin birkaç yüzyıllık göç tecrübesi, Türkiye’nin mülteciler ve sığınmacılarla ilgili yasal mevzuatı ve uygulamaları, Suriyelilerin ülkemizdeki çalışma hayatı ve koşulları; zihinlerimizde mültecilerle ilgili yerleşik sorulara cevaplar: vatandaşlık, geri dönüş, devletin yardım yapıp yapmadığı, suç oranları, çok çocuk, bayram ziyaretine gidememe vs.


ORTADOĞU’YA YAKLAŞIMIMIZDA TEMEL PROBLEMLER

Bilim ve Sanat Vakfı, 2020 Güz Seminerleri (18 Kasım-9 Aralık 2020) (Toplamda 3 saatlik 4 videodur)

1. Oturum: Türkiye odaklılık ve Batı perspektiflilik  

2. Oturum: Tek boyutluluk, an odaklılık, olay bağımlılık 

3. Oturum: Yüzeysellik, Soğuk Savaş zihniyeti, sebep ile sonuçları karıştırma, saha-masa farkı 

4. Oturum: Komplocu bakış, duygusallık-hamasilik, genellemecilik-basmakalıplık, yok sayma 


MODERN ORTADOĞU’NUN SİYASİ DÖNÜŞÜMÜ

Bilim ve Sanat Vakfı, 2017 Güz Seminerleri (14 Ekim-2 Aralık 2017) (Toplamda 10,5 saatlik 7 video)

1. Oturum: Arap coğrafyasının Osmanlı’dan kopuşu ve iki savaş arası dönemde yeni Ortadoğu’nun oluşumu 

2.Oturum: Filistin-İsrail meselesinin ortaya çıkışı, 1948 ve 1956 Arap-İsrail Savaşı bağlamında 1940’lı ve 1950’li yıllarda Ortadoğu’nun siyasi dönüşümü 

3.Oturum: Cemal Abdünnâsır’ın Ortadoğu’nun dönüşümüne etkisi, 1967 ve 1973 Arap-İsrail Savaşı bağlamında 1960’lı ve 1970’li yıllarda siyasi dönüşüm 

4. Oturum: İran İslam Devrimi ve İran-Irak Savaşı bağlamında1980’lerde siyasi dönüşüm 

5.Oturum: Soğuk Savaş’ın sona ermesi, Körfez Savaşı ve Filistin-İsrail Barış Süreci bağlamında 1990’larda siyasi dönüşüm 

6.Oturum: 11 Eylül saldırıları ve Irak Savaşı bağlamında 2000’li yıllarda siyasi dönüşüm 

7.Oturum: “Arap Baharı/Devrimleri/İsyanları” sürecinin yıl yıl muhasebesi (2011-2017) ve Ortadoğu’da karşılaşılabilecek muhtemel meydan okumalar 


ORTADOĞU’DA TOPLUMSAL HAREKETLER

Bilim ve Sanat Vakfı, 2019 Güz Seminerleri (12 Ekim-16 Kasım 2019) (Toplamda 6 saatlik 6 video)

1. Oturum: Son yüzyılda toplumsal hareketlerin ortaya çıkışının tarihi ve siyasi arka planı 

2. Oturum: Arap milliyetçiliği akımı ve Baas 

3. Oturum: İslamcılık ve Müslüman Kardeşler 

4. Oturum: Geleneksel Selefi hareketler ve Vehhabilik 

5. Oturum: Cihatçı Selefi hareketler ve IŞİD ile el-Kaide  (İlk yarıda son 30 yılda Selefi hareketlerin niçin özellikle gençler arasında hızla yayıldığı konusunu anlatıyorum.)

6. Oturum: Şii hareketler ve Hizbullah 


İSLAM COĞRAFYASINDA SAVAŞLARIN TOPLUMSAL SONUÇLARI

Bilim ve Sanat Vakfı, 2022 Bahar Seminerleri (5-26 Ekim 2022) (Toplamda 5 saatlik 4 video)

1. Oturum: Afganistan: Sovyet işgali (1979-1989), iç savaş (1990’lar) ve Amerikan işgali (2001-2021) 

2. Oturum: Irak: İran-Irak Savaşı (1980-1988), Körfez Savaşı (1991) ve Amerikan işgali (2003-2011) 

3. Oturum: Suriye: iç savaş (2011-2021)

4. Oturum: Lübnan: iç savaş (1975-1990) ve İsrail işgali (1982-2000) 


MÜLTECİLİĞİN BİREYSEL VE TOPLUMSAL SONUÇLARI: ORTADOĞU ÖRNEĞİ

Bilim ve Sanat Vakfı, 31 Ağustos 2021 (1,5 saatlik tek seminerdir)

Son yüzyılda Ortadoğu’da mülteci hareketliliğini anlattıktan sonra bir mülteci neler yaşar konusunu bireysel ve toplumsal boyutlarıyla ele alıyorum.


ALGILAR VE GERÇEKLER ARASINDA SURİYE VE SURİYELİLER

VAV TV Enderun Sohbetleri, 22 Ekim 2023


ALGILAR VE GERÇEKLER ARASINDA SURİYE VE SURİYELİLER

Mavera TV, 7 Eylül 2022, Moderatör: Mürşide Yakaryılmaz


TARİHİ VE KÜLTÜREL BOYUTLARIYLA AFGANİSTAN

VAV TV, Enderun Sohbetleri, 9 Eylül 2021 (2 saate yakın bir programdır)

İsmail Güleç, Zeki Bulduk ve Zahide Tuba Kor 


ORTADOĞU’DAKİ ÇATIŞMALAR IŞIĞINDA ARAP VE İSLAM DÜNYASININ TEMEL PROBLEMLERİ

@birvaize Instagram hesabı, 29 Temmuz 2020 (2 saatlik tek programdır) (Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler PodCast kanalına yüklenmiştir.)


ORTADOĞU’DA SAVAŞIN SOSYOPOLİTİK İZLERİ

Bilim ve Sanat Vakfı, “Savaş ve Hafıza” Yaz Semineri, 27 Ağustos 2015 (50 dakikalık tek seminerdir)


SURİYELİLERİ NE KADAR TANIYORUZ?

TRT Radyo 1, Vesair programı, 11 ve 18 Eylül 2022

1. Bölüm: https://youtu.be/FbRoDcrTUuQ

2. Bölüm: https://youtu.be/u2u5l0yuieQ


LÜBNAN VE MARUNİLER İLE DÜRZİLER

VAV TV, Enderun Sohbetleri, 25 Eylül 2023 (100 dakikalık bir programdır.)

İsmail Güleç, Zahide Tuba Kor ve Tuba Yıldız


TÜRKİYE VE DÜNYA GÜNDEMİNE BAKIŞIMIZ NASIL OLMALI?

Netyazı Atölye, 31 Mayıs 2022 (1,5 saatlik bir programdır)


ULUSLARARASI SİSTEM VE ORTADOĞU, POST-CORONA SERİSİ VII

Politic Cast, 23 Nisan 2020 (25 dakikalık bir programdır)

Koronovirüs sonrası başlayan küreselleşme tartışmaları, uluslararası sistemin ve Ortadoğu’nun bu virüsten nasıl etkilenebileceği üzerine konuştuk.


SALGIN, ULUSLARARASI SİSTEM VE BALKANLAR

Fettah Efendi Eğitim ve Düşünce Derneği/Üsküp, 19 Ağustos 2020 (1 saatlik tek seminerdir)

Koronovirüsün uluslararası sisteme ve Balkanlara muhtemel etkilerini anlattım.


ORTADOĞU’DA BAE-İSRAİL EKSENİ

Şehir Siyaset Kulübü, 22 Nisan 2020 (1,5 saatlik bir programdır)

Konuklar: Zahide Tuba Kor, Özgür Dikmen

BAE’nin bölge politikalarını, hedeflerini ve kullandığı araçları anlattım.


ŞEHADETİNİN 1.YILINDA MUHAMMED MURSİ VE ARAP BAHARI

Davet ve Kardeşlik Vakfı, 17 Haziran 2020 (2 saatlik bir programdır)

Konuklar: Maruf Çelik, Turan Kışlakçı, Zahide Tuba Kor

Mısır bağlamında Arap Baharı sürecini ve bu ülkeyi gelecekte nelerin beklediğini anlattım.


BAHAR MI KIŞ MI? | ARAP BAHARI

Medeniyet TV, Aşikar 1.Bölüm, 22 Ekim 2019 (30 dakikalık bir programdır)

Nevzat Çiçek, Veysel Kurt, Taha Kılınç, Tuba Kor’un anlatımıyla Arap Baharı...


ORTADOĞU’YA BAKIŞIMIZA DAİR ELEŞTİREL BİR DEĞERLENDİRME

ORMER ve Hariciye Kalemi öğrenci kulübü, Sakarya Üniversitesi, 14 Nisan 2015 (1 saatlik tek seminerdir)



GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE FİLİSTİN MESELESİ

Beytülmakdis Akademi, 1 ve 21 Nisan 2020 (Toplamda 3 saat 40 dakikalık 2 videodur)

1. Oturum: Siyonizmin ortaya çıkışı ve İngiliz Manda dönemi 

2. Oturum: Filistin topraklarının bölüştürüldüğü 1947 BM Taksim Planı’ndan günümüze Filistin Meselesinin son 70 yılı 


İŞGAL YILLARINDA FİLİSTİN

Genç Memur-Sen, 15 Haziran 2021 (50 dakikalık bir seminerdir)


FİLİSTİN’LE İLGİLİ DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLARIMIZ:

Kahramanmaraş Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu (@diyanet_kmarasadrb), 17 ve 24 Mayıs 2021 (Toplamda 2,5 saatlik 2 ayrı konuşmadır)

I. Bölüm: Mitler ile Gerçekler Arasında Kudüs ve Filistinliler – 1

II. Bölüm: Mitler ile Gerçekler Arasında Kudüs ve Filistinliler – 2


FİLİSTİNLİLERİN GÜNDELİK HAYATI

Bilim ve Sanat Vakfı, 2021 Güz Seminerleri (23 Ekim – 13 Kasım 2021) (Toplamda 4 saatlik 4 videodur)

1. Oturum: Gazzeliler 

2. Oturum: Batı Şerialılar 

3. Oturum: Kudüslüler 

4. Oturum: 1948 Filistinlileri (İsrail’deki Filistinliler)


“GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE FİLİSTİN” OKUMA GRUBU

İTÜ Diriliş ve Medeniyet Kulübü - Kudüs Masası, 21 Şubat-6 Mart 2020

(2 ay sürmesi planlanan “Geçmişten Günümüze Filistin” okuma grubumuz koronavirüs nedeniyle sadece 3 hafta yapılabildi. William Cleveland’in Modern Ortadoğu Tarihi kitabında Filistin-İsrail ile ilgili bölümler üzerine yaptığımız bu dersler YouTube’a yüklendi. Toplamda 4 saate yakın 3 videodur.)

1. Bölüm: Filistin Mandası ve İsrail’in Doğuşu

2. Bölüm: 1948’den 1970’lere Kadar İsrail ve Filistinliler

3. Bölüm: 1990’lar Filistin-İsrail Barış Süreci


FİLİSTİN SEMİNERLERİ

MÜİF Kudüs Araştırmaları, 2-23 Aralık 2019 (8 saatlik 4 seminerdir)

1. Oturum: Yahudi Meselesinin “Filistin Meselesi”ne Dönüşümü ve İngiliz Manda Yönetimi

2. Oturum: “Filistin Meselesi”nin Küresel ve Bölgesel Bir Meseleye Dönüşümü

3. Oturum: İnsani Bir Mesele Olarak Filistin

4. Oturum: İsrail’i Ayakta Tutan ve “Filistin Meselesi”ni Kronikleştiren Faktörler


YAHUDİ MESELESİNİN FİLİSTİN MESELESİNE DÖNÜŞÜMÜ

@birvaize Instagram hesabı, 4 Temmuz 2020 (1 saatlik tek konuşmadır)


FİLİSTİNLİLERİN VE ARAPLARIN BAŞARISIZLIĞININ, SİYONİSTLERİN VE İSRAİL’İN BAŞARISININ BİR MUHASEBESİ

@birvaize Instagram hesabı, 25 Temmuz 2020 (2 saat 10 dakikalık tek konuşmadır) (Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler PodCast kanalına yüklenmiştir.)


SİYONİSTLER VE İSRAİL HEDEFLERİNE NASIL ULAŞABİLDİ? 

Burak Derneği Kudüs Yaz Okulu, 6 Temmuz 2020 (1 saat 40 dakikalık tek seminerdir)


İSRAİL’İN KUDÜS’Ü YAHUDİLEŞTİRME POLİTİKASI

Bilim ve Sanat Vakfı, Yüzyılın Karmaşası ve Kudüs: Dini, Siyasi ve İnsanî Bakışlar Paneli, 5 Şubat 2020 (Yarım saatlik bir konuşmadır)

Panelistler: Tufan Buzpınar, Özgür Dikmen, Zahide Tuba Kor

 

MAYIS 2021’DE YAPTIĞIM FİLİSTİN KONUŞMALARIM 

(Toplamda 15 saatlik 11 videodur)

İnsani boyutuyla Filistin konuşmalarım:

Kudüs’teki Filistinliler, Önder Genç YouTube, 11.5.2021

Kudüs’te İşgal Altında Bir Gün, Meridyen Genç (@meridyen.genc), 12.5.2021 

Gazzelilerin Hayatta Kalma Mücadelesi, @mervegulcemal, 25.5.2021

Filistin’de yaşananlarla ilgili gündem değerlendirmelerim / Siyasal boyutuyla Filistin konuşmalarım:

Irkçı Ayrımcı Tecritten İsyana Filistin’de Yaşananlar

Bilim ve Sanat Vakfı, Filistin-İsrail Çatışmasında Yenilenen Fay Hatları Paneli, 20.5.2021 (2,5 saatlik bir programdır)

Panelistler: Fatih Yavuz, Özgür Dikmen, Zahide Tuba Kor

Filistin ve İsrail’de Yaşanan Son Gelişmeler

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi, 16.5.2021 

Gazze Savaşı

Ankara Diyanet Gençlik (@genc_diyanet_ankara), 27.5.2021

Kudüs Özel

Üsküdar Diyanet Gençliği (@uskudardiyanetgencligi), 12.5.2021

Diğer konuklar: Mustafa Alphayta, Esat Fırat, Zekeriya Bülbül

İsrail’in Mescid-i Aksa Baskını

Genç İHH (@gencihh), 8.5.2021

Kudüs Özel

Sivas Diyanet Gençlik (@sivasdiyanetgenclik), 18.5.2021

Mukaddes Şehir Kudüs ve Mescid-i Aksa

Gaziantep Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu, 26.5.2021 

Kudüs’ten Gazze’ye Filistinlilerin İsyanının Kökenleri ve Muhtemel Sonuçları

İnsan ve Medeniyet Hareketi, Filistin’e Vefa Gecesi etkinliği, 28.5.2021

Diğer konuklar: Mehmet Irız, Ersin Çelik, Melek Aslanbenzer


KISA BİR HAYAT SERÜVENİM

@merideniz Instagram hesabında 18 Ağustos 2020 tarihinde yayınlanıp ardından Nevin Meriç YouTube kanalına yüklenmiş 1 saatlik programdır.


KADIKÖYMEZDER ÜNİVERSİTE TERCİHİ YAPMA AŞAMASINDAKİ GENÇLERLE SÖYLEŞİ

@kadikoymezdergenclik Instagram hesabında 11 Ağustos 2020 tarihinde yayınlanmış 2021’de YouTube kanalına yüklenmiş her biri yarımşar saatlik 3 videodur.

Tercüme ve Mütercimlik Üzerine Gençlerle Söyleşi – 1

Tercüme ve Mütercimlik Üzerine Gençlerle Söyleşi – 2

Ortadoğu ve Lübnan Gündemi Değerlendirmesi – 3