Jennifer Rubin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jennifer Rubin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2017 Pazartesi

J.RUBIN: ABD BAŞKAN YARDIMCISI, BAŞKAN YAPTIRILABİLİR



TANRI AŞKINA, ONLAR MIKE PENCE’İ BAŞKAN YAPTIRABİLİRLER

Jennifer Rubin (Amerikan muhafazakâr perspektifini yansıtan yazılar kaleme alan the Washington Post yazarı)
Washington Post, 11.8.2017

Tercüme: Zahide Tuba Kor

Cumhuriyetçiler her sabah Başkanlarının hangi twiti attığı korkusuyla uyanmak zorunda değiller. Özel savcının Rusya’yla gizli anlaşma, adaleti engelleme veya cezayı yahut azli gerektirir başka tür bir eyleme ilişkin mahkûm edici bir kanıt bulacağı konusunda endişelenmek mecburiyetinde değiller. 2018 ara seçimlerinde seçmenlerin karşısına yeniden çıkmadan evvel [ülkenin mevcut sorunlarını çözüme kavuşturmakta] kesinlikle hiçbir şey başaramayacakları ümitsizliğine bürünmek durumunda değiller. Başkanlığın bir öfke nöbetinin bizi bir savaşa sürükleyeceği veya utanç verici bir geri çekilmeye zorlayacağı konusunda ölüp ölüp dirilmeleri de gerekmiyor. Partilerinden çıkan Başkan’ın kendilerine saldıracağından veya aleyhlerine önemli bir meydan okumaya destek çıkacağından korkmamalılar. Normal bir başkanları olabilir. Partilerini geri alabilirler.
Kısaca, halkın seçtiği Cumhuriyetçilerin önemli bir kısmı, [şu an başkan yardımcılığını yürüten] “Başkan Mike Pence”in “Başkan Donald Trump”a kıyasla epeyce tercih edilir olduğunu artık açık açık düşünüyorlar. Zira Trump’ın sahip olduğunu düşündükleri her ne meziyet varsa bunların hiçbiri hayata geçmediği gibi yedi aylık sinir törpüsü Beyaz Saray artistlikleri ve işlevsizlik onları zihnen ve duygusal olarak tüketti. Kapalı kapılar ardında ve kulislerdeki fısıldaşmalarda Cumhuriyetçilerin çoğu, Trump’ın partileri ve ülkeleri için bir tehlike, bir tehdit olduğunu artık itiraf ediyor. Eğer ki daha evvel bu konuda şüpheleri varmışsa bile bu hafta yaşananlar Rick Wilson’ın ifadesiyle şunu teyit etmiş olmalı: “Cumhuriyetçi Trumpçılığın işlemeyeceğine dair çokça neden var; ama en önemlisi, Donald Trump’ın sizden nefret etmesi”.
Dolayısıyla, evet, Kongre’deki Cumhuriyetçilerin çoğu, bir zamanlar Temsilciler Meclisi’nde görev yapmış ve Cumhuriyetçi eyaletlerden Indiana’da vali olmuş, istikrarlı ve son derece muhafazakâr [dindar bir Evanjelik Hristiyan olan] bir başkanı tercih edecektir. Tek yapmaları gereken Trump’ı koltuğundan etmeleri ki böylelikle yardımcısı Mike Pence’in başkanlığı başlayabilsin. Peki ama bu nasıl gerçekleşecek?
Trump’tan hızlı bir ayrılığın mümkün olduğunu düşünemeyiz. Birkaç ay daha sürecek taşkınlıklardan, Beyaz Saray’ın acemice mevzuatlarından ve Kuzey Kore’yle tırnakları kemirtici yüzleşmelerden sonra Trump’a halk desteği, Cumhuriyetçi tabanda ciddi bir erozyonla %30’lara veya hatta daha da aşağılara inebilir. Hele de biz, Trump’ın seçim kampanyasıyla Rus yetkililer arasında muhtemel bir koordinasyonun daha da can sıkıcı kanıtlarını ve/ya adaleti engellemeye dönük alarm verici kanıtları görürsek bu ilişkiyi kesmenin tam da vakti gelebilir.
İlk yaklaşım, sürdürülebilmesi imkânsız bir tercih sunmaktır. Cumhuriyetçiler belki de bu konuda [Senato’da] kapalı oturum yapmaya karar verebilirler ve nihayetinde [Başkan’ın] maaş ve kazançları problemi üzerinde kafa yorabilirler. Unutmayın ki Başkan, ya başkan olarak kalabilir ya da yurtdışından kazanç sağlamayı sürdürebilir; ama aynı anda her ikisi birden devam edemez. Benzer şekilde Cumhuriyetçiler, Başkan’ın vetosunu önleyecek bir çoğunlukla, 2020 seçimleri öncesinde başkanların vergi beyannamelerini yayınlamalarını zorunlu kılan bir düzenlemeyi yasama organından geçirebilir. Böylece Trump ya [şu an yaptığı gibi] vergi beyannamelerini gizli tutmaya devam ede[rek yeniden seçilme şansını kaybede]bilir ya da [kamuoyuna açıklayıp] başkan olarak ülkeyi tekrar yönetebilir; ama aynı anda ikisini birden sürdüremez. Bir de akraba ve yakınları kayırma kanunları devreye sokulabilir. Bunların muhtevası daha da netliğe kavuşturulup güçlendirilebilir. Mesela 2018’den itibaren başkanların çocuklarının, kardeşlerinin veya eşlerinin hiçbir resmî bir görev üstlenememeleri, Beyaz Saray’da bir ofis veya giriş belgesi edinememeleri sağlanabilir. Tabii ki Trump görevinde kalabilir; ama yanı başında damadı Jared Kushner ve kızı Ivanka Trump olmaksızın. Yani eğer ki başkan olmayı sürdürmek istiyorsa, çocuklarını [Beyaz Saray’da değil, ticari] işlerinde kendisine yardımcı olması için kullanabilir.
İkinci seçenek ise [Trump’ın başkanlıktan] azli olup bu artık hiç de ihtimal dışı değil. Her şey Özel Savcı Robert S. Mueller’ın ne bulacağına bağlı. Ancak avukatlar kadrosu, bir ton şahit ve Trump’ın ikinci sınıf savunma avukatı karşısında Mueller’ın gerçekten soruşturmadan elinin boş çıkacağını düşünebilir miyiz? Bir ay evvel Cumhuriyetçilerin azil sürecini başlatmasını hayal etmek zordu. Ama şimdi Amerikan halkı, Rusya meselesinin bir aldatmaca olmadığına iyiden iyiye ikna olmuş durumda. (…)
(…)
Eğer ki Trump işbirliği yapmayı reddeder ve/ya birileri hakkında af çıkarmaya başlarsa ülkeden topluca “Yeteeer!” çığlığının yükseleceğini tahayyül edebilirsiniz. Eğer ki Mueller, azil için Temsilciler Meclisi’ne başvurursa bu durumda Cumhuriyetçiler, bu süreci işletmekten başka bir çareleri olmadığını hissedebilirler. (…) Adli duruşmaların başlaması dahi Trump’ın çark etmesine yetebilir.
Bu durumda Trump “yetti artık, gına geldi” kararını verebilir. Söz konusu Trump olunca, başkanların çoğunun 8 yılda yaptığından çok daha fazlasını 9 ayda başardığına (!) kendi kendisini ikna edebilmesi hiç de imkansız değil. (Bana inanın.) Tam da zirvede görevi bırakmak: yasadışı göçmen geçişi azalıyor, borsa yükselişte, işsizlik düşük… Ana-akım medyanın, özel savcının ve o lanet olası sahil kesimi elitinin onu alaşağı etmesine, ailesini rahat bırakmamasına vs. niçin izin versin ki? Görevi Pence’e devretsin ve onun Trump’ın yaptığı tüm planları uygulamasına izin versin. Böylelikle kazansın! Ardından Trump başkanlıktan kaçarcasına uzaklaştığı konusunu milyonlara böbürlenerek anlatabilir.

Cumhuriyetçiler Trump’tan kurtulma fikrini tamamen idrak edebilmiş değiller. Son gelişmeler nazarı dikkate alındığında, eğer ki Cumhuriyetçilere kalan başkanlık dönemi içinde Trump’ı mı yoksa Pence’i mi başkan olarak tercih edeceklerine dair bir gizli oylama yapılsa Pence’in açık ara kazanacağı kesin. “İyi” haber şu ki Trump hiçbir zaman başkan olacağını düşünmemişti ve şu an görevinde son derece sıkıntılı günler geçiriyor. Çevrilen dolap; yeterince baskı uygulamak, azil veya mali ifşa ihtimalini körüklemek ve bu sayede onun 2020 seçimlerinden evvel galip bir şekilde görevi bırakabileceği ve daha da önemlisi servetini el değmeden ve gizlilik içinde koruyabileceği sonucuna varmasını sağlamak.

5 Haziran 2016 Pazar

J.RUBIN - KERRY SURİYE GÖRÜŞMELERİNİ ANLAMIYOR


KERRY SURİYE GÖRÜŞMELERİNDEN İŞ ÇIKMAYACAĞINI GÖREMEYEN TEK KİŞİ

Jennifer Rubin (Amerikan muhafazakar görüşüne ve Cumhuriyetçi Parti’ye yakın Washington Post blog yazarı)
Washington Post, 4.2.2016

Tercüme: Zahide Tuba Kor

Suriye’nin geleceğine ilişkin görüşmeler durdu. (…)
Ne bekliyordu ki? ABD’nin Türkiye’deki eski büyükelçisi Eric Edelman “Maalesef bu tamamen tahmin edilen bir sonuçtu” diyor ve ekliyor: “Tüm kozları Rusya ve İran’a teslim ederek Obama yönetimi fiilen bu sonucu garantiledi. Bir dışişleri bakanının bu kadar uzun bir süre ve bu kadar yoğun bir emek sarf edip de karşılığını bu denli az görmesi nadirdir.” Ve nadiren bir dışişleri bakanı kaba güç ile diplomasi arasındaki bağı bu denli az bilir.

Kerry, ister Ukrayna ister Suriye isterse İran olsun müzakerelerle ilgili temel gerçeklikleri hiçbir zaman idrak edememiş gibi görünüyor. Hedefine kilitlenmiş düşmanlarla muhatap olurken hiç kimse, askeri avantajları veya askeri güç kullanma tehdidini bir kenara bırakıp da hedeflerine müzakere masasında ulaşmayı bekleyemez. (…)

Suriye müzakerelerine gelince, Demokrasileri Savunma Vakfından Jonathan Schanzer bana dedi ki “Kürt temsiline ilişkin didişme [müzakerelerin başarısızlığa uğrayacağının] bir göstergesiydi. Ama aynı şekilde İran’ın ve Suriye rejiminin pozisyonunu üstü örtülü ve aşırı bir şekilde meşrulaştırmak da. Ama tabuta çakılan çivi, Amerikan stratejisinin ve ahlaki netliğinin/berraklığının olmamasıydı. Savaş alanında hem Esed’i hem de IŞİD’i temizlemeye dönük net bir plan olmaksızın Suriye’yi yumuşak bir inişe geçirmenin [yani çatışmayı azaltmanın] makul bir yolu yok.”

Amerikan yönetimi sürekli Rusya’nın Suriye’deki rolünü yanlış anlamakta ve hafife almakta. (…)
(…)
Uzmanlara ve yetkililere göre Rus hükümeti, bu kazançları, ülkenin bütçesinden nispeten düşük bir maliyetle, çok az can kaybıyla ve çok büyük ölçüde destek veren bir kamuoyuyla elde ettiğine inanıyor.

Rus müdahalesi, Obama yönetiminin savaşın müzakereler yoluyla sonlandırılması yaklaşımını alaşağı etti. (…)
(…) Rusya müttefiklerinin arkasında dururken, biz bunu yapmadığımız gibi bir de ortak düşmanlarımızı (Esed, İran, Putin) güçlendirecek şekilde davrandık. Bu onların nasıl kazanıp bizim kaybettiğimizi ortaya koyuyor:

“Putin Ortadoğu’da jeopolitik satrancı oynayabildi, çünkü bunun pek de bir maliyeti yoktu” diyor Moskova’dan bağımsız bir siyasal analist olan Konstantin von Eggert. “Suriye’deki çatışmaya girmek, Putin’e ABD’nin rejim değiştirme politikasına karşı mücadele etme imkan sağladı, askeri gücünü göstererek bölgedeki müttefiklerine Moskova’nın sadık/vefakar bir ortak olduğu güvencesini verdi” diye de ekliyor.

Unutmamalıyız ki jeopolitik yenilginin yanı sıra Amerikan yönetimi, [Suriye’de] -boyutunu ancak Ruanda [soykırımı]nın geçebileceği- devasa bir insani felakete de başkanlık etti/seyirci kaldı. (…) Washington Post’un başyazısında da belirtildiği üzere:
Bütün bunlar yaşanırken Sayın Kerry ve Obama yönetiminin ürettiği tek karşılık, retorik [yani sadece etkili konuşmalar yapıyorlar]. (…)


Amerikan sorumsuzluğunun/amaçsızlığının maliyeti oldukça yüksek ve barış, istikrar ve insan hakları için Amerikan gücünün araçlarını kullanmaktan tamamen aciz bir yönetimin geriye kalan günlerinde bu maliyet sadece daha da fazla artacak.