6 Ekim 2017 Cuma

A.COLIBASANU: ALMAN ANAAKIM SİYASETİNDE ELİ KULAĞINDAKİ CEPHELEŞME



ALMAN ANA-AKIM SİYASETİNDE ELİ KULAĞINDAKİ CEPHELEŞME

Antonia Colibasanu (Geopolitical Futures jeopolitik uzmanı ve farklı akademik kurumlarda görev yapan mukayeseli stratejik istihbarat analizi uzmanı; daha evvel on yılı aşkın bir süre Stratfor’da görev almıştı)
Geopolitical Futures, 26.9.2017

Tercüme: Zahide Tuba Kor

(…) Daha da önemlisi seçim sonuçları, Alman toplumundaki bölünmüşlüğün artmasıyla Alman parti sisteminin de parçalandığını teyit ediyor. (…)



Artan memnuniyetsizlik
(…)
(…) Almanya, 2008 ekonomik krizinden en az etkilenen aktör olsa da AB içindeki diğer ülkelerin karşı karşıya kaldığı problemlerden muaf değildi. Alman ekonomisi büyük ölçüde ihracata dayalı ve AB de Berlin’in en önemli ihracat pazarı olduğundan diğer ülkelerdeki iktisadi sıkıntılar Almanya’yı da ister istemez etkileyecektir. Almanya büyük işsizlik oranları veya borçlanmadan muzdarip değil; ama ekonomide genel bir yavaşlama sözkonusu. Bu de demek oluyor ki resmi istatistiklere yansımasa da bazı vatandaşlar işlerini kaybettiler, diğerleri de maaş zammı alamadılar. Mülteci krizi işte bu problemle birleşip ağırlaştı. (…) AfD bu rahatsızlıktan istifade ederek radikal bir değişim şart fikri üzerinden seçim kampanyasını yürüttü.
Almanya’da milliyetçiliğin yükselişine yol açan faktörler diğer Avrupa ülkelerindekine benzer olabilir; ancak Almanya, ülkenin doğusu ile batısı arasındaki tarihinden kaynaklanan toplumsal bölünmeler nedeniyle aynı zamanda benzersiz bir örnek. 1990’ların başındaki birleşme Doğu Almanya ile Batı Almanya arasındaki bölünmüşlüğü çözmedi. Gerek popülizm gerekse milliyetçilik ülkenin batısına kıyasla doğusunda çok daha hızlı bir yükseliş kaydetti ve Sol kanat partiler doğuda daha fazla destek gördü. SPD, komünist ilkelere meyleden Sol Parti’yle rekabet edebilmek adına doğuda daha popülist bir gündem benimsedi. Doğu, komünist geçmişinden tam bir dönüşümle çıkmak için hala daha cebelleşiyor. Doğunun Almanya’nın en fakir bölgesi olduğu ve Avrupa’ya yayılan sosyoekonomik problemlerin ülkenin batısından ziyade doğusunu etkilediği hesaba katılırsa buranın AfD’nin gündemini savunmak için ne denli verimli bir alan olduğu anlaşılır.

Bölünmüş seçim bölgeleri
(…) Oylarının çoğunu Yeşiller ve Hür Demokratlar batıdan, AfD ve Sol Parti ise doğudan elde etti. Muhalefet, birbirinden son derece farklı partiler arasında bölünecektir: Zayıflamış SPD ve Sol Parti ile güçlenen AfD. Muhalefet desteğini büyük ölçüde doğudan almışken iktidar partileri çok daha baskın şekilde batıyı temsil edecektir. Bu durumda ülkeyi yönetmenin zorlaşması muhtemeldir; hükümetin doğu ile batının öncelikleri arasında bir denge bulması gerekecektir.
(…) Ancak Merkel büyük bir çoğunlukça desteklenmiyor artık. Bu da hem Almanya içinde hem de dışında onun gücünü sınırlayacaktır.
Merkel hükümetinin ideolojik birleşimi ve daha da önemlisi giderek milliyetçi hale bürünen muhalefet, AB reform müzakerelerinde Almanya’nın rolünü etkileyecektir. Almanya, –ekonomisinin büyümesine yardımcı olacağından– AB içinde daha fazla entegrasyonu savunmayı sürdürecektir; ancak Merkel’in –ortak göç politikası da dahil– iddialı reform projelerini desteklemekte çok daha temkinli olması muhtemeldir. Avro Bölgesi’nde kuzey ve güney blokları arasında karşılıklı tavizlerle bir uzlaşmaya varılması gerektiğinden Almanya’da Avrupa şüpheciliğin artması muhtemel görünüyor. AfD’nin meclise girmesiyle birlikte güney Avrupa’nın risklerini paylaşmakta isteksizlik daha da artacaktır.

(…) Alman müesses nizamı milliyetçi partilerin itibar kazanmasını artık göz ardı edemez. (…)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder