20 Şubat 2024 Salı

ÜÇ DOKTORUN DİLİNDEN SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ SAĞLIK ŞARTLARI


ÜÇ DOKTORUN DİLİNDEN SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ SAĞLIK ŞARTLARI

Azez/Suriye, 11.2.2024

 

11 Şubat Pazar günü (Pazar haftanın ilk iş günüdür) Suriye’nin Azez ilçesindeki Kifaf Kliniği’ni ziyaret edip üç branştan -fizik tedavi, çocuk ve dahiliye bölümünden- doktorlarla röportaj yaptım. Çevredeki dört-beş kamptan hastalar buraya geliyormuş. Küçük bir klinik olduğu halde her gün ortalama 150 hasta müracaat ediyormuş. Uzman doktorların bir kısmı Türkiye’de yaşıyor ve Suriye’ye çalışmak için gidip geliyormuş, daha genç doktorlar ise Azez’de yaşıyormuş. Buyurunuz uzman doktorlarla yaptığım röportajları okumaya…

 

15 yıldır fizik tedavi doktoru olan bir hanım:

“Modern fizik tedavi cihazlarımız olmadığından tedaviye gelenlerin sağlık durumlarında hiçbir ilerleme sağlayamıyoruz”

“Bu kız çocuğu İsra, yetersiz beslenme yüzünden yürüyemiyor”


Fizik tedaviye gelen bu çocukların hastalıkları neler?

Bu çocuk Musa, doğuştan şekil bozukluğu var, sırtında bir kitleyle doğmuş; kitle alındıktan sonra iki bacağına da felç inmiş. Bu çocuk ise otizmli, serebral palsi hastası; doğum esnasında beynine yeterince oksijen gitmemiş. Bu da geçirdiği trafik kazasında beyni hasar almış bir çocuk. Bakın bu gördüğünüz kız çocuğu İsra da (aşağıda resimdeki) yetersiz beslenme yüzünden yürüyemiyor.

Savaşta sakatlananlar da vardır…

Evet, hem de çok. En yaygın görülen vakalar omurilik zedelenmesi, uzuv kaybı ve sinir sisteminin tamamıyla zarar görmesi.

Kampta çadırlarda yaşayan hastalarla normal evde yaşayanlar arasında fark var mı?

Var tabii. Hava durumu, özellikle soğuk havalar hastaları çok etkiliyor. Kamplarda yollar yürümeye uygun olmadığından çocuklarda yürüme gecikmesi ve yürüme zorlukları var. Yine kamplarda fakirlik çok yaygın. Ulaşım problemi var. Hastalarını buraya getirecek araç sıkıntısı çekiyorlar. Kemik kırıkları olanlar, uzuvları kesilenler, şeker hastaları, omurilik yaralanmaları vb. var. Ayrıca yetersiz beslenme de kas ve sinir sistemini çökertiyor, beyin hücrelerini de öldürüyor. Böyle çok vaka var. Kamplarda yetersiz ve kötü beslenme, suların kirliliği, kimyasal maddeler yüzünden oluşan çevre kirliliği hep beyin hücrelerine hasar veriyor. Kandaki protein trombositleri zarar görüyor.

Psikolojik rahatsızlıklar da bu tür hastalıklara yol açıyor mu?

Evet. Şu an gördüğün, -yetişkin veya çocuk- fizik tedaviye gelmiş hastaların hepsinin psikolojik rahatsızlıkları da var. Şöyle düşünün: Bu insanlar savaştan evvel doğru düzgün evlerde, apartmanlarda yaşıyorlardı; bir anda kendilerini kamplarda, çadırlarda buldular. Varlıklılardı; birden beş parasız kalakaldılar. Temiz su içiyorlardı; artık kirli suya mahkumlar. Her yer çok kalabalık, kamplar iç içe insan dolu. Buraya gelene kadar bombardımanlar yüzünden oradan oraya sürekli göç etmek zorunda kaldılar. Tüm bu etkenler psikolojik problemlere yol açtı. Ayrıca engellilik de insanları toplumdan uzaklaştırdı. Kıyafetsizlik ve gıdasızlık da. Mevcut şartlar yüzünden hemen herkes psikolojik desteğe muhtaç, hatta biz doktorlar bile.


Sizi en çok etkileyen hastalar hangileri?

Tabii ki çocuklar. Şu kız mesela; yiyecek yemek bulamadığı için yürüyemiyor. Bir de imkânsızlık yüzünden gerekli tedaviyi uygulayamadığımız için hasta kalanlar var. Mesela yaşlılar, mesela savaşta yaralananlar. Buna çok üzülüyoruz. Biz onların mevcut durumunu korumaya, daha fazla kötüleşmelerini engellemeye çalışıyoruz, yoksa durumlarını daha iyi hale getirebilmemiz mümkün değil. Çünkü modern fizik tedavi cihazlarımız yok. Bu gördüklerinizin hepsi el yapımı cihazlar, onlarla hastalara tedavi uygulamaya çalışıyoruz. Tabii ki elimizde modern cihazlar olmadığından bize tedaviye gelen çocukların ve büyüklerin sağlık durumlarında hiçbir ilerleme sağlayamıyoruz.

Savaştan evvel ve sonra size gelen fizik tedavi hastaları arasında ne gibi farklar var?

Eskiden vakalar hafifti ve sıradandı. Trafik kazasında, spor yaparken ya da bir yerden düşüp yaralananlar geliyordu. Eklem rahatsızlıkları oluyordu. Savaştan kaynaklı yaralamalar yoktu, yetersiz beslenme ve açlık yüzünden gelen hastalar da yoktu. Çok farklıydı hastalarımız. Savaşla birlikte kurşunla veya bombayla yaralananlar, yananlar, zehirlenenler, kemikleri kırılanlar, uzuvları kopanlar veya kesilenler yoğunlaştı. Felç vakaları çok arttı.  Keza panik, fakirlik ve kahırdan yüksek tansiyon ve kısmi felç de çok. Yani savaş öncesi ile sonrası arasında çok bariz bir fark var. Artık savaş nedeniyle gelen vakalar, diğer normal yaralanmalardan çok daha fazla. 


25 senedir çocuk doktoru olan Halid bey:

“Savaş nesli çocuklarının peşini hastalıklar hiç bırakmayacak”

“Kamplarda yaşayanların ömürleri 50-55 seneye düştü”

 

Savaştan evvel Suriye’de sağlık şartları nasıldı? Neler değişti?

Savaştan evvel Suriye’de sağlık durumu stabildi, hastanelerde hizmet iyiydi, doktorların sayısı fazlaydı. Savaşla birlikte hem ülke içinde hem de ülke dışına 6-7’şer milyonluk bir göç yaşandı. Suriye’nin doktorları ve diğer sağlık çalışanları Türkiye’ye ve Avrupa’ya göç etti. Bu da içeride tıbbi kadrolarda büyük bir açığa yol açtı. Diğer yandan savaş kaynaklı rahatsızlıklar çok fazla. Bir milyonu aşkın insan hastalandı, yaralandı veya engelli kaldı. Bu da bölgede sağlık alanında ciddi bir yük demek.

Çocuk hastalıklarında ne gibi değişiklikler oldu?

Hastalıklar çok arttı. Savaştan evvel ülkede gıda güvenliği vardı, yetersiz beslenme diye bir şey yoktu. Şu an en büyük problemlerimizden biri bu. Kampların kötü hali, insanların maddi sıkıntıları ve fakirliği, kaynakların yetersizliği yüzünden çocuklarda kötü beslenme ileri derecede. Bazı hastalıkların sebebi de ailelerin cahilliği veya yaşadıkları yerin sağlık merkezlerine uzaklığı yüzünden çocuklarına doğru düzgün aşı yaptırmamaları. Yine kamplarda altyapısızlık ve hijyensizlik yüzünden ishal, dizanteri gibi bağırsak ve mide hastalıkları çok. Savaş ortamı ve sonuçları, Suriye halkının tamamı, ama özellikle çocuklar için tam bir felaket oldu.

Bu çocuklar büyüdüğünde ne olacak? Gelecekte nasıl bir Suriye toplumu bekliyorsunuz?

Biz bu çocuklar için “savaş nesli” diyoruz. Eğitim, sağlık ve psikolojik baskı bakımından eşi benzeri olmayan şartlarda büyüyorlar. Her gün bombalara, yıkıma şahit oldular. Her gün korku içindeydiler. Allah yardımcıları olsun, bunların peşini psikolojik hastalıklar ve depresyon bırakmayacak. Yetersiz beslenen çocukların gelişimi tabii ki sağlıklı büyüyenler gibi olmayacak; ileride toplumda etkin rol alamayacaklar.

Yetersiz beslenme gelecekte çocuklarda ne gibi sıkıntılara yol açacak?

Hafıza zayıflığı, zihni ve fiziksel yetersizlik, tansiyon ve şeker gibi kronik hastalıklara neden olacak. Bağışıklık sistemi zayıf kalacağından her türlü hastalığı kapmaya meyyal olacaklar.

Bu çocuklar yıllarca hep korku yaşadı. Daimi korkunun çocuklar üzerindeki etkisi ne olabilir?

Korku ve stres insanın bağışıklık sistemini çökertir. Böylece virüslere ve enfeksiyona daha kolay kapılır ve hastalık şiddetlenir. Ayrıca stres, kortizon hormonunu da yükseltir. Bu da kişinin gelecekte şeker, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ihtimalini artırır.

Suriye toplumunda erken ölümler başladı. Mesela kamplarda yaşayanların ömürleri artık 50-55 sene. Niye? Endişe, psikolojik baskı, üzerlerindeki büyük sorumluluklar, kısaca tahammülü zor hayat şartları yüzünden. Her ailede bir-iki kişi şehit verildi ve hayatta kalanların şehitlerin küçük çocuklarına bakmaları gerekiyor. Bu sorumluluklar ebeveynler ve aileler üzerindeki psikolojik baskıyı artırıyor. Bu şekilde insanların ömrü azalıyor. Bunu özellikle siyasi istikrarın olmadığı bölgelerde görüyoruz. Bombaların, topun tüfeğin arasında insanların ne bir gelecekleri ne de umutları var.  Buna bir de zorlu iktisadi şartları ve sağlık koşullarını ekleyin.

Çocukları düzgün tedavi edebilme imkânınız var mı?

Mevcut tıbbi imkanlar dahilinde elimizden geleni yapıyoruz. Kifaf Kliniği’nin varlık nedenlerinden biri, yetersiz beslenme sorunları olan veya engelli kalan insanların, ama bilhassa çocukların tedavisine odaklanmak. Hem yetersiz beslenme hem de fizik tedavi bölümümüz var. Fizik tedavi bölümündeki çocukların durumunu gördünüz zaten. Savaştan kalma engelleri, beyin felci gibi hastalıkları var.

Kuzeyde tıbbi ihtiyaçlar çok fazla. Evet, sağlık merkezleri ve hastaneler var; ama bunlar tıbbi müdahale için çok yetersiz.

Sizi en çok üzen vakalar neler?

Savaş yüzünden uzuvları kesilmiş çocuklar. Bombardımanın neden olduğu yaralanmalar sonucu vücutlarının üst ya da alt kısmında uzuvlarını kaybettiler. Çok acı veren durumlar bunlar. Bir de yetersiz beslenmeden muzdarip çocuklar. Eğer bu çocuklar yeterli beslenebiliyor olsaydı ya da en başından tedavi edebilseydik beslenme ve vitamin eksikliğinden beyinlerinde ya da karaciğerlerinde hasar meydana gelmezdi.

Savaştan önceki ve sonraki hastanelerin durumunu mukayese edebilir misiniz?

Savaştan önce hastanelerin dağılımı nüfusun dağılımıyla doğru orantılıydı ve yeterliydi. Bugüne gelince, bölgede hastaneler mevcut; ama tıbbi kadro eksiliği var. Çocuk kalp cerrahı, göğüs hastalıkları cerrahı, damar cerrahı, romatolog gibi alanlarda uzman doktor açığımız büyük. Varsa da bütün bölgede ancak tek bir tane olduğundan yetmiyor.

 


10 yıl evvel mezun olmuş dahiliye doktoru Muhammed Vahîd:

“Kuzeydeki kurtarılmış bölgede örnek teşkil edecek çok iyi bir sağlık hizmeti yok”

“Depremden sonra Türkiye’ye hasta nakli iyice zorlaştı, çok fazla hasta hayatını kaybetti.”

 

Suriye’nin kuzeyinde sağlık şartları nasıl?

Kuzeydeki kurtarılmış bölgede örnek teşkil edecek çok iyi bir sağlık hizmeti maalesef yok. Sıkıntılarımız büyük. Hele de bizim görev yerimiz gibi ilçe merkezinden uzak bölgelerde. Mobil klinik hizmeti veren bazı özel kuruluşlar var. Ama sağlık merkezlerinin sayısı ihtiyaca kıyasla az. Sağlık hizmetlerini yürütme önünde en büyük engel tıbbi personel, cihaz ve ilaç yetersizliği. İhtiyaçlarımız çok. En temel ihtiyaçlar, kronik hastalar ve çocuklar için gerekli ilaçlar. Fakirler bu ilaçları satın alamıyor.

Burada en temel sağlık problemleri neler?

Kamplarda hijyen koşullarının ve altyapının kötü olması yüzünden bulaşıcı hastalıklar var. Kolera, cilt hastalıkları, bit, uyuz, parazitler, karaciğer iltihaplanması, solunum yolu enfeksiyonları gibi. Tedavi için gerekli ilaçlara ulaşma noktasında sıkıntı çekiliyor.

Savaşla bağlantılı hastalıklar yaygın mı?

Savaşın engelli bıraktığı hastalar burada çok.

Psikolojik rahatsızlıklar iç hastalıkları tetikler. Psikolojik rahatsızlıklar yaygın mı?

Evet. İç hastalıkların yüzde 40 kadarı psikolojik rahatsızlıklardan kaynaklanıyor. Kalp çarpıntısı, uyku bozukluğu, depresyon şikayetleri ve özellikle gençler arasında intihar düşüncesi yaygın.

Bazı hastalıkların burada tedavi imkânı yok diye biliyorum. Bu hastalar ne yapıyor?

Kanser hastaları ve savaşta yaralanıp sinir sistemi zarar görenler sadece Türkiye’de tedavi olabiliyor. Burada tecrübeli uzman doktorlarımız olsa bile ameliyatlar için gerekli tıbbi cihaz ve ekipman yetersiz.

Bu hastaları Türkiye’ye yollamanız zor olmuyor mu?

Türkiye’ye hasta nakli ancak çok acil durumlarda yapılıyor; çünkü prosedürü zor ve belli bir kotası var.

Peki, gerekli tıbbi cihazlar ve ilaçlar olmaması yüzünden hayatını kaybeden hasta sayısı çok mu?

(Derin bir nefes alarak) Evet, maalesef çok. Depremden önce durum daha iyiydi. Depremden sonra hastaların Türkiye’ye nakli iyice zorlaştı, özellikle de kanser hastalarının. Burada çok fazla hasta hayatını kaybetti. Eğer Türkiye’ye nakledilebilselerdi veya burada daha iyi ekipman olabilseydi, bu insanların hayatı kurtulurdu.

Neden depremden sonra hasta nakli zorlaştı?

Çünkü Türkiye’deki hastaneler depremde yaralananlarla dolup taştı. Ayrıca sınıra yakın hastaneler de depremde zarar gördü.

İlaç sıkıntısından bahsetmiştiniz. Burada ilaç fiyatları nedir? Türkiye’den daha mı pahalı, daha mı ucuz?

Evet. Maddi durumu kötü olanlar, eğer hastanelerden bedava temin edemezse, parayla ilaç satın alamıyorlar. Türkiye’den gelen ilaçların fiyatları aşağı yukarı aynı. Ama buraya ilaçlar daha ziyade rejim bölgesinden geldiği için biraz daha ucuz. Ağrı kesici gibi basit ilaçlar çok ucuz. Hatta bu bölgede de bazı ilaçların üretimi var; ama ilaçların uluslararası lisansı olmadığı için güvenemiyoruz. O yüzden rejimden ya da Türkiye’den gelen ilaçları kullanıyoruz.

Rejim bölgesinden ilaçlar buraya hangi yolla geliyor?

Kaçak geliyor. Bu yüzden fiyatları rejim bölgesine kıyasla daha yüksek. Tabii artık rejim bölgesindeki ilaçlar da güvenilir değil, geçmişteki gibi bir kalite kontrolü ve sıhhi denetim yok. Vakti bitmiş ilaçların tarihini yenileyip bize satıyor da olabilirler.

Suriye’nin kuzeyinde çalışan sağlık personelinin ortalama maaşı nedir?

Doktorların maaşı, eğer haftada altı gün tam mesai çalışırlarsa, ortalama 1200-1500 dolar; hemşirelerin ise 300-500 dolar arası. Tabii ki bu, STK’ların kurduğu özel tıp merkezlerinde çalışanlar için geçerli. Türkiye’den gelip giden Suriyeli doktorlar ise 500 dolar ve hemşireler 200 dolar alıyor. Maaşlar, ya haftada altı gün ya da nöbet sistemine dayalı olarak haftada 48 saat sürekli çalışma esasına dayalı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder