21 Aralık 2023 Perşembe

Z.T.KOR: 7 EKİM’DEN ÖNCE DE GAZZELİLER YAVAŞ YAVAŞ ÖLÜYORDU


7 EKİM’DEN ÖNCE DE GAZZELİLER YAVAŞ YAVAŞ ÖLÜYORDU

Zahide Tuba Kor

Genç Dergi, sayı 207, Aralık 2023, sf. 10-11


NOT: Blogda yer alan 900 küsur içeriğe http://ortadogugunlugu.blogspot.com.tr/2018/01/bu-blogda-neler-var.html linkinden toplu olarak ulaşabilirsiniz.

 

7 Ekim’den sonra Gazze gündemden hiç düşmedi. Peki 7 Ekim öncesinde Gazze nasıldı? Tüm sorunlar 7 Ekim’de mi başladı?

7 Ekim’den bu yana İsrail Gazze’nin yarıdan fazlasını adeta yerle bir edip halkı tam bir sefalete sürükledi. Ama bu, bir başlangıç değil, işgalci İsrail’in on yıllardır Filistinlilere karşı uyguladığı -ancak dünyanın gündemine pek de girmeyen- ırkçı-ayrımcı ve sömürgeci politikaların şiddetinin intikam hırsıyla zirveye çıktığı bir süreçtir. İsrail, 7 Ekim’den sonra bir intikam, toplu cezalandırma ve tehcir aracı olarak Gazze’ye elektrik, su, gıda, yakıt ve her türlü mal girişini tamamen kesti ve havadan gelişigüzel her yeri bombalıyor. Ancak bunların hiçbiri yeni değil. Filistinli gençlerin tek silah olarak taşları kullandıkları 1980’lerin sonunda da İsrail bir cezalandırma yöntemi olarak elektrik-suyu kesiyor, taş atanları hapse atıyor ve ‘uslanmazsa’ evlerini yıkıyordu.

İsrail, 2005 Eylül’ünde Gazze’den çekilip burayı karadan, havadan ve denizden kuşatarak bir açık hava hapishanesine çevirdi. 2006 Ocak’ında yapılan seçimlerde HAMAS Filistin halkının %60’ının oyuyla iktidar olunca bir cezalandırma yöntemi olarak ablukayı yürürlüğe koydu. 16 yıldır Gazze’ye temel ihtiyaç malzemelerinin girişini ya sınırlı tutuyor ya da engelliyordu. Dahası, 2006’dan bu yana HAMAS’ı ve altyapısını yok etme hedefiyle açtığı savaşlarda Gazze’nin bütün altyapısını, okullarını, hastanelerini, üretim tesislerini ve sivillerin evlerini de bombalıyordu. İnşaat ve tamir için gerekli malzemelerin girişine de kolay kolay müsaade etmediği için altyapı yıllardır haraptı.

Elektrik, su ve kanalizasyon sistemlerinin vurulması yüzünden 7 Ekim’den evvel Gazze’de elektrik günde 5-6 saat, su haftada birkaç gün gelebiliyordu. Nüfusun sadece %10’u temiz içme suyuna ulaşabiliyordu. Gazze’deki hastalıkların dörtte biri içilen sağlıksız sular yüzündendi; çok fazla böbrek ve mide hastası vardı. Sağlık sistemi, her savaşta hastanelerin hedef alınması, yeterli tıbbi cihazın bulunmaması, elektrik-yakıt kıtlığı ve belirli ilaçların -silaha dönüştürüleceği bahanesiyle- içeri sokulmaması yüzünden zaten iyi değildi. Elektrik ve yakıt kıtlığı yüzünden Gazzeliler yazları yanıyor, kışları donuyordu. Gazze’ye giriş-çıkış hep çok zor, pahalı ve çileliydi. Çoktandır ekonomik çöküntü vardı; işsizlik oranı %50’nin üstünde, insani yardımlara bağımlılık %80’lerdeydi.

2013-2014’ten beri Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler, 2020’de Gazze yaşanamaz bir yere dönüşecek uyarısında bulunuyordu. Özetle Gazze’de hayat zaten katlanılmaz durumdaydı; Gazzeli gençler “Biz yaşayan ölüleriz”, “Biz yavaş yavaş ölüyoruz” diyorlardı. Gazzeliler adeta iki tercihle yüz yüzeydi: İşgalcinin bombaları altında hızlı bir ölüm ya da yıllardır süren abluka altında yavaş yavaş ölüm…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder