11 Temmuz 2016 Pazartesi

D.IGNATIUS: IŞİD’LE SAVAŞTA OBAMA KAPLUMBAĞA, CUMHURİYETÇİLER KUŞ BEYİNLİ


İSLAM DEVLETİYLE SAVAŞTA OBAMA BİR KAPLUMBAĞA, CUMHURİYETÇİLER İSE KUŞ BEYİNLİ

David Ignatius (Washington Post gazetesi köşe yazarı, ödüllü gazeteci ve kitapları en çok satanlar listesinde yer alan casusluk romanı yazarı)
Washington Post, 16.12.2015

Tercüme: Zahide Tuba Kor

Salı akşamı, İslam Devletiyle daha sert bir şekilde savaşmadığı için Başkan Obama’yı kınayan Cumhuriyetçi başkan adaylarına verilmesi gereken cevap şu: Obama bunu ABD’nin topyekun bir savaş vermesine değecek varoluşsal bir mücadele olarak görmüyor.

Obama’nın fayda-maliyet hesabına ve bizi bu noktaya taşıyan geçmişteki Suriye ve Irak kararlarına karşı olabilirsiniz. Ama şu açık ki Obama, Ortadoğu’ya daha fazla müdahale edip etmeme ikilemini çok dikkatlice tarttı ve bunun mantıklı olmadığına karar verdi. Bu tartışmada Obama’nın ihtiyatlı analizleri ile Cumhuriyetçilerin çoğunlukla lakayt ve acemice önerilerini kıyaslamak çarpıcı olur.

Öyle görünüyor ki Obama, stratejisinde eksik bir halka olduğunu kabul ediyor: İslam Devletinin merkezi konumundaki Suriye ve Irak’ı temizleyip kontrolü altına alacak güvenilir bir Sünni kara gücünün eksikliği. Kamuya açık beyanatlarından hissedilebileceği üzere Obama, bu hayati Sünni müttefiklerin zayıflığı karşısında önünde iki temel seçenek görüyor:

Birincisi, öngörülebilir gelecekte ABD, kara birlikleriyle her şeyi masaya koymaya ve Sünni ılımlılar için askerî güç sağlamaya karar verebilir. Bu Suriye’de başlayacaktır; ancak Obama’nın danışmanları, Suriye’de yükümlülük altına girilmesi halinde bunun Libya ve Yemen gibi çökmüş diğer Sünni devletlere de genişletilmesinden korkuyor. Bu durumda ABD Sünnistan’ın idarecisine dönüşecektir.

Çok açık ki Obama bu seçeneği yanlış buluyor. Danışmanları bu seçeneğin hayata geçmesi halinde ayda 100 Amerikan askerinin öleceği, 500’ünün de yaralanacağı ve aylık maliyetin 10 milyar dolar olacağı konusunda kendisini uyarıyor. Obama sözde beceriksiz/amaçsız politikasından dolayı her taraftan saldırılara uğrasa da böyle bir yükümlülüğün altına girmesi konusundaki baskılara direniyor (…)

İkincisi, Obama zayıf Sünni müttefiklerle ortaklıkta Özel Operasyon Birliklerini kullanmak suretiyle daha yavaş ve daha zorlu bir süreci tercih ediyor. Kısa vadede bu strateji karmaşık ve bazen de acı verici olabilir; çünkü yerel güçler son derece dağınık. Ancak Beyaz Saray, zamanla bunun daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir yaklaşım olabileceği sonucuna vardı.

Obama’nın politika analizinin altından yatan saik, ABD Ortadoğu’yu yönetmeye çalışmayı bırakmalı görüşüne dayanıyor. Beyanatlarından da açıkça anlaşılıyor ki Obama’ya göre, bölge zorlu bir dönüşüm sürecinin henüz daha ilk aşamalarında; bu dönüşüm bir nesil sürecek ve hızlı tamirat ancak ve ancak kabul edilmesi mümkün olmayan maliyetlerle gerekleşebilir.

Uzun lafın kısası Obama’ye göre ABD, gerçekleştiremeyebileceği –ve sonunda ülkenin kanını akıtacak- projeler için kendini fazla zorlamamalı. ABD İslam Devletine karşı bir şeyler yapmalı; zira Ürdün, Suudi Arabistan ve Avrupa’daki müttefiklerine yönelik tehdit gerçekten çok çok büyük. Ancak Obama -hepten tüketici bir hale bürünmemesi için- Amerikan müdahilliğini sınırlandırmak istediğini gösteriyor.

Obama’nın fikrini değiştirmesine ve İslam Devletine karşı savaşı, büyük bir Amerikan müdahalesini gerektiren varoluşsal bir kriz olarak görmesine ne yol açabilir? Belki bunu tetikleyecek gelişme, Amerika’nın normal işleyişini engellemeye başlayacak şekilde kamuoyunu çok korkutacak büyük, planlı bir terör saldırısı olabilir. Bu noktada Obama, on binlerce asker yollamak suretiyle Ortadoğu’daki karmaşayı sahiplenmekten başka bir alternatifi olmadığına karar verebilir.
(…)

Cumhuriyetçi adaylar propagandalarında bir cehennem yeri tasvir ederken ülkeyi sakinleştirmek zor. Ancak Obama, Cumhuriyetçilerin tekliflerinin bütüncül, tutarlı bir alternatif strateji yerine daha fazla bomba ve daha yüksel sesle konuşma anlamına geldiğine ikna olmuşa benziyor.

Yıl sona ererken Obama, haklı bir şekilde büyük başarılar olarak gördüğü İran nükleer anlaşmasını, ticarette Transpasifik Ortaklığı, Küba’yla ilişkileri yeniden başlatmayı ve Paris’te varılan iklim değişikliği anlaşmasını kutlamak isteyecektir. Ancak kalıcı, zehirli bir problem olan Ortadoğu kaynaklı İslami terörizm ortada duruyor.

Obama olabildiğince kenarda bekleyecek. Ancak büyük bir saldırı, miras olarak bırakmayı en az isteyeceği şeyi yapmaya, yani Ortadoğu’ya askeri birlik yollamaya onu zorlayabilir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder