17 Ocak 2022 Pazartesi

Z.T.KOR: ORTADOĞU İLE İLGİLİ KONUŞMALARIM

 


ORTADOĞU İLE İLGİLİ YOUTUBE VE INSTAGRAM’A YÜKLÜ KONUŞMALARIM

Zahide Tuba Kor

Ortadoğu ile ilgili çok farklı konularda YouTube ve Instagram’a yüklü toplamda 90 saati aşkın 70 küsur video veya ses kaydımın linkleri aşağıdadır. Listenin ilk yarısı Ortadoğu'nun geneliyle ilgili, ikinci yarısı Filistin ve İsrail konulu konuşmalarımdır. Başlıkların veya oturumların üzerine tıklayarak konuşmalarımı izleyebilirsiniz. İstifade etmeniz temennisiyle iyi seyirler…

NOT: 7 Ekim (2023)’den bu yana Aksa Tufanı, Gazze ve Filistin’le ilgili yayınlanan konuşmalarımın linklerine toplu olarak ulaşmak için TIKLAYINIZ.

NOT: Blogda yer alan 850 küsur içeriğe http://ortadogugunlugu.blogspot.com.tr/2018/01/bu-blogda-neler-var.html linkinden toplu olarak ulaşabilirsiniz.


ALGILAR İLE GERÇEKLER ARASINDA SURİYE VE SURİYELİLER SEMİNERİM

@ztkor Instagram hesabı (https://instagram.com/ztkor/), 21 Mayıs-2 Temmuz 2022 (Toplamda 14 saat süren 8 oturum, 9 ayrı videodur)


1. oturum: Suriye’nin nüfus yapısı, jeopolitiği, sosyokültürel ve sosyoekonomik hayatı, Fransız manda mirası ve 1970’e kadar Suriye siyasetinin temel özellikleri.

2. oturum: Suriye Baas Partisi ve Hafız Esed - Beşşar Esed yönetimi.

3. oturum: Suriye İç Savaşı-1: İsyan sürecinin evreleri, iç savaşın mahiyeti, rejimin isyancılara karşı taktikleri, muhaliflerin başarılı olamama nedenleri.

4. oturum: Suriye İç Savaşı-2: Küresel ve bölgesel güçlerin Suriye politikası ve iç savaşta oynadıkları roller, Esed rejimi gerçekten bir zafer kazandı mı kazanmadı mı, Suriye sahasında 2022 yılı itibarıyla yaşananlar.

5. oturum: Suriye İç Savaşı-3: Esed rejimi gerçekten bir zafer kazandı mı kazanmadı mı, 10 yıllık iç savaşın sahadaki insani sonuçları, Suriyeli gençlerin savaşma veya savaşmama nedenleri.

6. oturum: Mülteciler neler yaşarlar ve hayatlarında ne gibi değişimler olur?

7. oturum: Suriyeli mültecilerin savaş ve göçle aile ve eğitim hayatlarında yaşadıkları değişimler, çocukların okullarında karşılaştıkları sıkıntılar. (Yayın yarıda koptuğu için iki ayrı bölüm halinde yükledim)  1. bölüm  ve 2. bölüm

8. oturum: Osmanlı ve Türkiye’nin birkaç yüzyıllık göç tecrübesi, Türkiye’nin mülteciler ve sığınmacılarla ilgili yasal mevzuatı ve uygulamaları, Suriyelilerin ülkemizdeki çalışma hayatı ve koşulları; zihinlerimizde mültecilerle ilgili yerleşik sorulara cevaplar: vatandaşlık, geri dönüş, devletin yardım yapıp yapmadığı, suç oranları, çok çocuk, bayram ziyaretine gidememe vs.


ORTADOĞU’YA YAKLAŞIMIMIZDA TEMEL PROBLEMLER

Bilim ve Sanat Vakfı, 2020 Güz Seminerleri (18 Kasım-9 Aralık 2020) (Toplamda 3 saatlik 4 videodur)

1. Oturum: Türkiye odaklılık ve Batı perspektiflilik  

2. Oturum: Tek boyutluluk, an odaklılık, olay bağımlılık 

3. Oturum: Yüzeysellik, Soğuk Savaş zihniyeti, sebep ile sonuçları karıştırma, saha-masa farkı 

4. Oturum: Komplocu bakış, duygusallık-hamasilik, genellemecilik-basmakalıplık, yok sayma 


MODERN ORTADOĞU’NUN SİYASİ DÖNÜŞÜMÜ

Bilim ve Sanat Vakfı, 2017 Güz Seminerleri (14 Ekim-2 Aralık 2017) (Toplamda 10,5 saatlik 7 video)

1. Oturum: Arap coğrafyasının Osmanlı’dan kopuşu ve iki savaş arası dönemde yeni Ortadoğu’nun oluşumu 

2.Oturum: Filistin-İsrail meselesinin ortaya çıkışı, 1948 ve 1956 Arap-İsrail Savaşı bağlamında 1940’lı ve 1950’li yıllarda Ortadoğu’nun siyasi dönüşümü 

3.Oturum: Cemal Abdünnâsır’ın Ortadoğu’nun dönüşümüne etkisi, 1967 ve 1973 Arap-İsrail Savaşı bağlamında 1960’lı ve 1970’li yıllarda siyasi dönüşüm 

4. Oturum: İran İslam Devrimi ve İran-Irak Savaşı bağlamında1980’lerde siyasi dönüşüm 

5.Oturum: Soğuk Savaş’ın sona ermesi, Körfez Savaşı ve Filistin-İsrail Barış Süreci bağlamında 1990’larda siyasi dönüşüm 

6.Oturum: 11 Eylül saldırıları ve Irak Savaşı bağlamında 2000’li yıllarda siyasi dönüşüm 

7.Oturum: “Arap Baharı/Devrimleri/İsyanları” sürecinin yıl yıl muhasebesi (2011-2017) ve Ortadoğu’da karşılaşılabilecek muhtemel meydan okumalar 


ORTADOĞU’DA TOPLUMSAL HAREKETLER

Bilim ve Sanat Vakfı, 2019 Güz Seminerleri (12 Ekim-16 Kasım 2019) (Toplamda 6 saatlik 6 video)

1. Oturum: Son yüzyılda toplumsal hareketlerin ortaya çıkışının tarihi ve siyasi arka planı 

2. Oturum: Arap milliyetçiliği akımı ve Baas 

3. Oturum: İslamcılık ve Müslüman Kardeşler 

4. Oturum: Geleneksel Selefi hareketler ve Vehhabilik 

5. Oturum: Cihatçı Selefi hareketler ve IŞİD ile el-Kaide  (İlk yarıda son 30 yılda Selefi hareketlerin niçin özellikle gençler arasında hızla yayıldığı konusunu anlatıyorum.)

6. Oturum: Şii hareketler ve Hizbullah 


İSLAM COĞRAFYASINDA SAVAŞLARIN TOPLUMSAL SONUÇLARI

Bilim ve Sanat Vakfı, 2022 Bahar Seminerleri (5-26 Ekim 2022) (Toplamda 5 saatlik 4 video)

1. Oturum: Afganistan: Sovyet işgali (1979-1989), iç savaş (1990’lar) ve Amerikan işgali (2001-2021) 

2. Oturum: Irak: İran-Irak Savaşı (1980-1988), Körfez Savaşı (1991) ve Amerikan işgali (2003-2011) 

3. Oturum: Suriye: iç savaş (2011-2021)

4. Oturum: Lübnan: iç savaş (1975-1990) ve İsrail işgali (1982-2000) 


MÜLTECİLİĞİN BİREYSEL VE TOPLUMSAL SONUÇLARI: ORTADOĞU ÖRNEĞİ

Bilim ve Sanat Vakfı, 31 Ağustos 2021 (1,5 saatlik tek seminerdir)

Son yüzyılda Ortadoğu’da mülteci hareketliliğini anlattıktan sonra bir mülteci neler yaşar konusunu bireysel ve toplumsal boyutlarıyla ele alıyorum.


ALGILAR VE GERÇEKLER ARASINDA SURİYE VE SURİYELİLER

VAV TV Enderun Sohbetleri, 22 Ekim 2023


ALGILAR VE GERÇEKLER ARASINDA SURİYE VE SURİYELİLER

Mavera TV, 7 Eylül 2022, Moderatör: Mürşide Yakaryılmaz


TARİHİ VE KÜLTÜREL BOYUTLARIYLA AFGANİSTAN

VAV TV, Enderun Sohbetleri, 9 Eylül 2021 (2 saate yakın bir programdır)

İsmail Güleç, Zeki Bulduk ve Zahide Tuba Kor 


ORTADOĞU’DAKİ ÇATIŞMALAR IŞIĞINDA ARAP VE İSLAM DÜNYASININ TEMEL PROBLEMLERİ

@birvaize Instagram hesabı, 29 Temmuz 2020 (2 saatlik tek programdır) (Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler PodCast kanalına yüklenmiştir.)


ORTADOĞU’DA SAVAŞIN SOSYOPOLİTİK İZLERİ

Bilim ve Sanat Vakfı, “Savaş ve Hafıza” Yaz Semineri, 27 Ağustos 2015 (50 dakikalık tek seminerdir)


SURİYELİLERİ NE KADAR TANIYORUZ?

TRT Radyo 1, Vesair programı, 11 ve 18 Eylül 2022

1. Bölüm: https://youtu.be/FbRoDcrTUuQ

2. Bölüm: https://youtu.be/u2u5l0yuieQ


LÜBNAN VE MARUNİLER İLE DÜRZİLER

VAV TV, Enderun Sohbetleri, 25 Eylül 2023 (100 dakikalık bir programdır.)

İsmail Güleç, Zahide Tuba Kor ve Tuba Yıldız


TÜRKİYE VE DÜNYA GÜNDEMİNE BAKIŞIMIZ NASIL OLMALI?

Netyazı Atölye, 31 Mayıs 2022 (1,5 saatlik bir programdır)


ULUSLARARASI SİSTEM VE ORTADOĞU, POST-CORONA SERİSİ VII

Politic Cast, 23 Nisan 2020 (25 dakikalık bir programdır)

Koronovirüs sonrası başlayan küreselleşme tartışmaları, uluslararası sistemin ve Ortadoğu’nun bu virüsten nasıl etkilenebileceği üzerine konuştuk.


SALGIN, ULUSLARARASI SİSTEM VE BALKANLAR

Fettah Efendi Eğitim ve Düşünce Derneği/Üsküp, 19 Ağustos 2020 (1 saatlik tek seminerdir)

Koronovirüsün uluslararası sisteme ve Balkanlara muhtemel etkilerini anlattım.


ORTADOĞU’DA BAE-İSRAİL EKSENİ

Şehir Siyaset Kulübü, 22 Nisan 2020 (1,5 saatlik bir programdır)

Konuklar: Zahide Tuba Kor, Özgür Dikmen

BAE’nin bölge politikalarını, hedeflerini ve kullandığı araçları anlattım.


ŞEHADETİNİN 1.YILINDA MUHAMMED MURSİ VE ARAP BAHARI

Davet ve Kardeşlik Vakfı, 17 Haziran 2020 (2 saatlik bir programdır)

Konuklar: Maruf Çelik, Turan Kışlakçı, Zahide Tuba Kor

Mısır bağlamında Arap Baharı sürecini ve bu ülkeyi gelecekte nelerin beklediğini anlattım.


BAHAR MI KIŞ MI? | ARAP BAHARI

Medeniyet TV, Aşikar 1.Bölüm, 22 Ekim 2019 (30 dakikalık bir programdır)

Nevzat Çiçek, Veysel Kurt, Taha Kılınç, Tuba Kor’un anlatımıyla Arap Baharı...


ORTADOĞU’YA BAKIŞIMIZA DAİR ELEŞTİREL BİR DEĞERLENDİRME

ORMER ve Hariciye Kalemi öğrenci kulübü, Sakarya Üniversitesi, 14 Nisan 2015 (1 saatlik tek seminerdir)



GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE FİLİSTİN MESELESİ

Beytülmakdis Akademi, 1 ve 21 Nisan 2020 (Toplamda 3 saat 40 dakikalık 2 videodur)

1. Oturum: Siyonizmin ortaya çıkışı ve İngiliz Manda dönemi 

2. Oturum: Filistin topraklarının bölüştürüldüğü 1947 BM Taksim Planı’ndan günümüze Filistin Meselesinin son 70 yılı 


İŞGAL YILLARINDA FİLİSTİN

Genç Memur-Sen, 15 Haziran 2021 (50 dakikalık bir seminerdir)


FİLİSTİN’LE İLGİLİ DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLARIMIZ:

Kahramanmaraş Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu (@diyanet_kmarasadrb), 17 ve 24 Mayıs 2021 (Toplamda 2,5 saatlik 2 ayrı konuşmadır)

I. Bölüm: Mitler ile Gerçekler Arasında Kudüs ve Filistinliler – 1

II. Bölüm: Mitler ile Gerçekler Arasında Kudüs ve Filistinliler – 2


FİLİSTİNLİLERİN GÜNDELİK HAYATI

Bilim ve Sanat Vakfı, 2021 Güz Seminerleri (23 Ekim – 13 Kasım 2021) (Toplamda 4 saatlik 4 videodur)

1. Oturum: Gazzeliler 

2. Oturum: Batı Şerialılar 

3. Oturum: Kudüslüler 

4. Oturum: 1948 Filistinlileri (İsrail’deki Filistinliler)


“GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE FİLİSTİN” OKUMA GRUBU

İTÜ Diriliş ve Medeniyet Kulübü - Kudüs Masası, 21 Şubat-6 Mart 2020

(2 ay sürmesi planlanan “Geçmişten Günümüze Filistin” okuma grubumuz koronavirüs nedeniyle sadece 3 hafta yapılabildi. William Cleveland’in Modern Ortadoğu Tarihi kitabında Filistin-İsrail ile ilgili bölümler üzerine yaptığımız bu dersler YouTube’a yüklendi. Toplamda 4 saate yakın 3 videodur.)

1. Bölüm: Filistin Mandası ve İsrail’in Doğuşu

2. Bölüm: 1948’den 1970’lere Kadar İsrail ve Filistinliler

3. Bölüm: 1990’lar Filistin-İsrail Barış Süreci


FİLİSTİN SEMİNERLERİ

MÜİF Kudüs Araştırmaları, 2-23 Aralık 2019 (8 saatlik 4 seminerdir)

1. Oturum: Yahudi Meselesinin “Filistin Meselesi”ne Dönüşümü ve İngiliz Manda Yönetimi

2. Oturum: “Filistin Meselesi”nin Küresel ve Bölgesel Bir Meseleye Dönüşümü

3. Oturum: İnsani Bir Mesele Olarak Filistin

4. Oturum: İsrail’i Ayakta Tutan ve “Filistin Meselesi”ni Kronikleştiren Faktörler


YAHUDİ MESELESİNİN FİLİSTİN MESELESİNE DÖNÜŞÜMÜ

@birvaize Instagram hesabı, 4 Temmuz 2020 (1 saatlik tek konuşmadır)


FİLİSTİNLİLERİN VE ARAPLARIN BAŞARISIZLIĞININ, SİYONİSTLERİN VE İSRAİL’İN BAŞARISININ BİR MUHASEBESİ

@birvaize Instagram hesabı, 25 Temmuz 2020 (2 saat 10 dakikalık tek konuşmadır) (Vaiz Fatma Bayram ile Sohbetler PodCast kanalına yüklenmiştir.)


SİYONİSTLER VE İSRAİL HEDEFLERİNE NASIL ULAŞABİLDİ? 

Burak Derneği Kudüs Yaz Okulu, 6 Temmuz 2020 (1 saat 40 dakikalık tek seminerdir)


İSRAİL’İN KUDÜS’Ü YAHUDİLEŞTİRME POLİTİKASI

Bilim ve Sanat Vakfı, Yüzyılın Karmaşası ve Kudüs: Dini, Siyasi ve İnsanî Bakışlar Paneli, 5 Şubat 2020 (Yarım saatlik bir konuşmadır)

Panelistler: Tufan Buzpınar, Özgür Dikmen, Zahide Tuba Kor

 

MAYIS 2021’DE YAPTIĞIM FİLİSTİN KONUŞMALARIM 

(Toplamda 15 saatlik 11 videodur)

İnsani boyutuyla Filistin konuşmalarım:

Kudüs’teki Filistinliler, Önder Genç YouTube, 11.5.2021

Kudüs’te İşgal Altında Bir Gün, Meridyen Genç (@meridyen.genc), 12.5.2021 

Gazzelilerin Hayatta Kalma Mücadelesi, @mervegulcemal, 25.5.2021

Filistin’de yaşananlarla ilgili gündem değerlendirmelerim / Siyasal boyutuyla Filistin konuşmalarım:

Irkçı Ayrımcı Tecritten İsyana Filistin’de Yaşananlar

Bilim ve Sanat Vakfı, Filistin-İsrail Çatışmasında Yenilenen Fay Hatları Paneli, 20.5.2021 (2,5 saatlik bir programdır)

Panelistler: Fatih Yavuz, Özgür Dikmen, Zahide Tuba Kor

Filistin ve İsrail’de Yaşanan Son Gelişmeler

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi, 16.5.2021 

Gazze Savaşı

Ankara Diyanet Gençlik (@genc_diyanet_ankara), 27.5.2021

Kudüs Özel

Üsküdar Diyanet Gençliği (@uskudardiyanetgencligi), 12.5.2021

Diğer konuklar: Mustafa Alphayta, Esat Fırat, Zekeriya Bülbül

İsrail’in Mescid-i Aksa Baskını

Genç İHH (@gencihh), 8.5.2021

Kudüs Özel

Sivas Diyanet Gençlik (@sivasdiyanetgenclik), 18.5.2021

Mukaddes Şehir Kudüs ve Mescid-i Aksa

Gaziantep Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu, 26.5.2021 

Kudüs’ten Gazze’ye Filistinlilerin İsyanının Kökenleri ve Muhtemel Sonuçları

İnsan ve Medeniyet Hareketi, Filistin’e Vefa Gecesi etkinliği, 28.5.2021

Diğer konuklar: Mehmet Irız, Ersin Çelik, Melek Aslanbenzer


KISA BİR HAYAT SERÜVENİM

@merideniz Instagram hesabında 18 Ağustos 2020 tarihinde yayınlanıp ardından Nevin Meriç YouTube kanalına yüklenmiş 1 saatlik programdır.


KADIKÖYMEZDER ÜNİVERSİTE TERCİHİ YAPMA AŞAMASINDAKİ GENÇLERLE SÖYLEŞİ

@kadikoymezdergenclik Instagram hesabında 11 Ağustos 2020 tarihinde yayınlanmış 2021’de YouTube kanalına yüklenmiş her biri yarımşar saatlik 3 videodur.

Tercüme ve Mütercimlik Üzerine Gençlerle Söyleşi – 1

Tercüme ve Mütercimlik Üzerine Gençlerle Söyleşi – 2

Ortadoğu ve Lübnan Gündemi Değerlendirmesi – 3


 


M.MERZÛKÎ: ARAP DÜNYASININ KRİZLERİ

 

Diktatörlük ile Devrim Arasında

ARAP DÜNYASININ KRİZLERİ

Yazar: Munsif Merzûkî

Derleme ve tercüme: Zahide Tuba Kor

Küre Yayınları, İstanbul, (2. baskı) Eylül 2021

https://www.kureyayinlari.com/Kitap/3261/arap_dunyasinin_krizleri

ARKA KAPAK

Arap dünyasında yüzyıldır birikmiş meşruiyet krizlerinin ve yapısal problemlerin patlamasına şahit oluyoruz. Bölge çok boyutlu bir krizler yumağı içinde boğuluyor. Yaşanan sadece siyasî, iktisadî, toplumsal ve hukukî değil aynı zamanda fikrî, felsefî, dinî ve ahlâkî bir kriz.

Tunuslu Prof. Dr. Munsif Merzûkî, bu kriz hâline yıllardır dikkat çeken Arap dünyasının önemli mütefekkirlerinden ve eylem adamlarından biri. Tıp doktoru, insan hakları aktivisti, velut bir yazar, siyaset felsefecisi, siyasetçi ve Tunus’un demokratik yolla seçilen ilk cumhurbaşkanı…

Bu kitap, Merzûkî’nin el-Cezire’de yayınlanmış 18 makalesinin tercümesinden ve kendisiyle gerçekleştirdiğimiz söyleşiden oluşuyor. Kitapta Arap dünyasının temel meselelerini keşfedeceksiniz. Merzûkî’nin tarih ve insan tasavvurunu, fikrî yönelimini ve ahlâkî duruşunu; Arap rejimlerine, entelektüellerine ve ideolojilere eleştirilerini; Arap devrimleri ve karşı-devrimlerine dair değerlendirmelerini bulacaksınız.

Bu hâliyle elinizdeki kitap ezber bozucu, ufuk açıcı ve yol-yöntem gösterici bir çalışma.


Kitap için kaleme aldığım GİRİŞ yazısını şu linkten okuyabilirsiniz: http://ortadogugunlugu.blogspot.com/2019/04/

 

İÇİNDEKİLER

Giriş

Muhammed Munsif Merzûkî’nin Hayatı ve Eserleri

Manevî Babam Nelson Mandela

Munsif Merzûkî ile Söyleşi

Makaleler

Arapların Tarihi de Bir Kurgu mu?

Arap Dünyası Uçuruma Doğru İlerlerken

Arap Devriminin Önündeki Korkutucu ve Umut Dolu Ufuklar

Despotlar için Millet, Millet için Despotlar Dersi

İmdat! ‘Siyaset’ Kelimesinin Mânâsını Kim Bilir?

‘Aydınlanmacılar’ ile ‘Gericiler’ Arasındaki Husumete Dair

Muhtaç Olduğumuz Fikrî Devrim

Muhtaç Olduğumuz Ahlâkî Devrim

İslâmcı Dalga... Sular Geri mi Çekiliyor?

Araplara veya Onlardan Geriye Kalanlara Mektup

Tunus Devrimi’nde Beş Yıl, Beş Kural

Başarılı ve Başarısız Askerî Darbeler Arasında 15 Temmuz Kalkışması

Türkiye’nin Tam Bir Zafer Kazanmasının Yolu

Sîsî’nin Mısır’ında Siyasetin Ölümü ve Ölüm Siyaseti

Katar’a Yönelik İkinci Kuşatmanın Arka Planı

Arap Medyası: Çözümün Bir Parçası mı, Yoksa En Büyük Problem mi?

Henüz On Yıl Geçmiş, Arap Devrimlerini Değerlendirme İddiasındalar!

Arapların En Tehlikeli Yanılsaması: Adil Müstebit

(2. baskıya 2021’de yayınlanmış son iki makale eklenmiştir.)


M.MERZÛKÎ: ARAPLARIN EN TEHLİKELİ YANILSAMASI: ADİL MÜSTEBİT

 

ARAPLARIN EN TEHLİKELİ YANILSAMASI: ADİL MÜSTEBİT

 

Munsif Merzûkî (Tunus’un demokratik yollarla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı)

El-Cezire Arapça, 27.7.2021

Tercüme: Zahide Tuba Kor


NOT: Bu tercüme Fikir Turu web sitesinde 5.8.2021 tarihinde yayınlanmıştır. https://fikirturu.com/jeo-strateji/araplarin-en-tehlikeli-yanilsamasi-adil-zorba/

أخطر أوهام العرب” başlığıyla yayınlanan makalenin Arapçasını okumak için TIKLAYINIZ

Bu makale, Munsif Merzûkî'nin makalelerinden derlediğim Diktatörlük ile Devrim Arasında Arap Dünyasının Krizleri kitabının ikinci baskısında yayınlanmıştır. Kitaptaki makale ile Fikir Turu'nda yayınlanan aşağıdaki ilk versiyonu birebir aynı değildir. 

NOT: Blogda yer alan 850 küsur içeriğe http://ortadogugunlugu.blogspot.com.tr/2018/01/bu-blogda-neler-var.html linkinden toplu olarak ulaşabilirsiniz.

Kaynak göstermeden blogdaki yazı, tercüme ve infografikleri kullanmamanız önemle rica olunur.

 

Spot: Cumhurbaşkanı Kays Said’in, Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden alarak Meclis’in yetkilerini durduğu Tunus, son on yılının en büyük siyasi krizine sahne oluyor. Bu noktaya nasıl gelindi ve sonrasında ülkeyi ne bekliyor? Tunus’un demokratik yollarla seçilen ilk Cumhurbaşkanı Munsif Merzûkî yazdı.

 

Tunus’ta yaşanan “anayasa darbesi”nin ardından halkın sokaklarda sevinç gösterileri düzenlemesi, ülkedeki gelişmeleri yakından takip etmeyenleri şaşırttı. Bu sevincin ardında, halkın 10 yıldır yükselen beklentilerinin karşılanamaması, koronavirüs salgınıyla ağırlaşan kronik işsizlik ve fakirlik, siyasi kavgalardan duyulan bıkkınlık ve öfke gibi birçok faktör var.

Tunus’un demokratik yollarla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı (2011-2014) Munsif Merzûkî, 27 Temmuz’da el-Cezire’de yayınlanan yazısında, hiç gündeme gelmeyen daha derinlerdeki bir konuya, “adil müstebit” yanılsamasına odaklanıyor.

Merzûkî, Arap dünyasının önde gelen mütefekkirlerinden olup, aynı zamanda alanında öncü bir tıp doktoru, tanınmış bir insan hakları aktivisti, siyaset felsefecisi ve siyasetçi. Yazısından bazı bölümleri aktarıyoruz: 

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said yürütme, yasama ve yargı yetkilerine el konduğunu ve meclisin askıya alındığını duyurduğunda benim açımdan en önemli şey insanların tepkisiydi.

Tunus’un yolsuzluğu ve çürümüşlüğü

Ülke sokaklarının tanık olduğu büyük sevinç beni şaşırtmadı doğrusu; çünkü sokağın, meclislerin yüz kızartıcılığı altında, birbiriyle çatışan siyasi tabakaya duyduğu nefretin derinliğini biliyordum.

Ayrıca sosyal medyanın Nahda Hareketi’ne karşı yaydığı patolojik kinin derinliğine de şaşırmadım; Nahda darbenin ilk kurbanı oldu. Bu partinin alamet-i farikası haline gelen [ve on yıldır iktidarlara ortak olmasını sağlayan] siyasi “taktik”, İslami hareketin köküne kibrit suyu dökmek isteyenlerin nefretine -malum sebeplerle- devrimcilerin kinini de eklemişti. Zira Nahda, karşı-devrimin stepne lastiği ve siyasi alanda ardı ardına gelen yolsuzluğa batmış partilerin değişmez müttefiki ve hevesli ortağı olmuştu – ki ortak olduğu “Nida Tunus (Tunus’un Çağrısı)”, “Tahya Tunus (Yaşasın Tunus)” ve “Kalb Tunus (Tunus’un Kalbi)” partilerini “Fesad Tunus (Tunus’un Yolsuzluk ve Çürümüşlüğü) 1, 2 ve 3” diye adlandırmak daha doğru olurdu.

Halkın sevincini açıklamak için bazı demokratlar, bunun eski rejim yanlılarının bir coşkusu olduğunu söylerken, diğerleri bunun darbenin hoş karşılanması değil, bütünüyle egemen sistemin kınalar yakması olduğunu dillendiriyorlar.

Bu sevincin ardında birçok sebep olup o gece bambaşka gruplar tek bir noktada buluştu: nefret edilen bir meclisin ve yıpranmış bir hükümetin -hangi mekanizmayla yapıldığına da, akıbete de bakılmaksızın- sona erişine duyulan memnuniyet…

Gelecek umut etme hakkı

Demokratlar, belki de en ciddi sebeplerin farkında değillerdi veya belki de bilinçaltları bu olgunun açıklanması noktasında daha derinlere inmeyi reddetmişti.

Sokaklara dökülen bu kitleler kendiliğinden, naifliklerinden, gayriihtiyari bir şekilde, yaşadıkları kâbusu protesto etme meşru hakları ve daha iyi bir gelecek umut etme hakları bağlamında darbeye desteklerini ifade ettiler; tıpkı daha evvel [eski Suriye liderleri] Hüsnü Zaim ve Edib Çiçekli, [eski Irak liderleri] Abdülkerim Kasım, Abdüsselam Arif ve Saddam Hüseyin, [eski Sudan lideri] Ömer el-Beşir, [eski Yemen lideri] Ali Abdullah Salih, [eski Libya lideri] Muammer Kaddafi, [Mısır lideri] Abdülfettah es-Sisi, [eski Moritanya lideri] Muhammed Veled Abdülaziz ve diğerlerini samimiyetle karşılamak için Atlantik Okyanusu’ndan Basra Körfezi’ne her tarihî münasebetle sokağa dökülen aynı aldatılmış kitleler gibi…

Modern tarihimiz boyunca tekerrür eden bu sahneyi incelediğinizde, bunun arkasında fakirleştirilme, zulüm ve adaletsizlik, cahilleştirilme, aşağılanma ve sömürülmenin tüm objektif nedenlerinin olduğunu keşfedersiniz. Ancak yozlaşmış ve şiddete meyyal azınlıklar tarafından -tarih boyunca- haysiyetleri ve geri kalan hakları çalınmış bu kitlelerin ümit ve beklentilerini daha yakından araştırırsanız, bu defa tüm sorunlarının nihai çözümünün bulunduğuna dair bir yanılsamanın canlanışını keşfedersiniz. Çoğunluğun zihninde çözüm bir sistem, kurumlar ve kanunlar değildir; “adil müstebit” denilen, merhametli mukadderatın bahşettiği uzunca bir süredir beklenen kişidir.

“Adil müstebit”in soğuk ateş ve sıcak kar türünden dilsel bir safsata [oksimoron] olduğunu fark eden çok az kişi var; nasıl ki bir erkek kadın değilse, bir müstebit de adil olamaz. Tüm yetkiyi tekeline almak, çok büyük sayıda insanı iktidar payından -ve buna bağlı olarak itibardan ve servetten- mahrum bırakan başlı başına bir zulüm ve adaletsizlik değil mi? İstibdadı uygulayanın haşin ve zalimden başka bir şey olması mümkün değilken adil kişi nasıl bir müstebit olabilir?

En ideal model: Ömer bin Hattab

Bununla birlikte kavramın ortak akla nüfuzunu ve bugüne kadarki etki gücünü anlamak için tarihimizde -iyi yönetişimde en ideal modelimiz olan- Ömer bin Hattab’la ilişkilendirildiği unutulmamalı. Sorun şu ki adil müstebit ile el-Faruk’u [Hz. Ömer’in lakabıdır] bir araya getirmek muazzam bir hatadır.

Müstebidin temel özelliği, kanunu okuyup yorumlama şeklinin kanunun ta kendisi olması ve bazen de herhangi bir kanuna dahi ihtiyaç duymamasıdır; öyle ki kanun denen şey onun irade ve buyruğudur, heveslerinden ve dengesiz ve sorumsuz sözlerinden bahsetmiyoruz bile…

Ömer bin Hattab ise hiçbir zaman heva ve heveslerine göre hükmetmedi; iradesini Müslümanların iradesinin, hele de kutsal metnin [yani Kur’an-ı Kerim’in] emrettiklerinin üzerine koymadı.

Bin Hattab, hata yaptığı takdirde, başkalarının kılıcının ucuyla düzeltilme hakkına boyun eğdi ve tüm kararlarını ve eylemlerini o çağın anayasası olan Kur’an-ı Kerim’in hükümlerine tâbi kıldı; bu nedenle irade ve kararlılığı istibdatla ve meşruiyetin gücünü, gücün meşruiyetiyle açıkça birbirine karıştırıp da onu bir müstebit olarak tanımlamak yersizdir.

Peki, o zaman bu zehirli adil müstebit kavramı nereden geldi?

Sıradan insanlar arasındaki kökleri, hayali tarih içinde bir yanlış anlamaya dayanıyorsa, Arap entelektüeller arasındaki kökleri de 18’inci yüzyılın Batılı Aydınlanma düşüncesine gider.

Muhammed Abduh (1848-1905), tam tercümesi “aydınlanmış despot” olan Fransızcadan (Le despote éclairé) çevrilmiş bu kavramı toplumda yayan ilk kişi olabilir. Bu kavramı iki Fransız yazara borçluyuz: Voltaire (1694-1778) ve D’Alembert (1717-1783).

Aydınlanmış despot

Avrupa’nın yüzyıllar boyunca mutlak monarşi şeklinde vücut bulan istibdadın baskısı altında yaşadığını unutmamalıyız. Böylelikle -reformist düşünürlerin zihinlerinden onunla çeşitli yüzleşmeler sonuncunda- “aydınlanmış despot” efsanesi çıktı ve buna göre, mutlak monarşinin yetkilerini koruması zımnen kabul ediliyor, ancak zavallı halkı iyi muamele ve adalet kırıntılarıyla taltif ve memnun etmesi isteniyordu.

Avrupa ve Amerikan devrimleri, bu ürkekçe ve başarısız stratejiyi aşarak, istibdadı sevimli göstermeyi değil, ortadan kaldırmayı dayatmak ve bunu da demokratik rejimler kurarak yapmak üzere gerçekleşti. Haydi bugün bir Batılıya, -derin ve giderek büyüyen bir kriz olan- Batı’daki demokrasi krizini aydınlanmış despota dönerek aşmayı teklif edin bakalım, ne olacak… Yüzünüze koskoca bir kahkaha patlayacaktır.

Ancak -Lübnan, Irak ve Tunus’ta demokrasiyle uğranan hayal kırıklıkları karşısında- halklarımızın çoğu adil müstebit efsanesine dönüşü kabul etmeye gayet hazır; yolsuzluğun ve kul-köleliğin gölgesinde bile olsa, en azından istikrarı sağlamış istibdat dönemlerini hasretle arayanların çokluğu bunun bir kanıtı.

Tüm aldatılanların, -uzak ve yakın tarihimizin tecrübelerinin sürekli kanıtladığı üzere- “kurtarıcı”nın iktidara yerleştikten sonra her geçen gün istibdadının artarak ve umulan adaletinin ise azalarak en nihayetinde -tıpkı selefi ve halefi gibi- halkına bedel ödeten, yozlaşmış ve suçlu bir despota dönüştüğünü keşfetmeleri fazla uzun sürmez. Ve kitleler, tüm komedileri ve tüm trajedileri bir araya getirme rolünü oynamak üzere meçhulden beliren her yeni temsilciyi alkışlamaya her daim hazırdır.

Peki, bu dizinin günün birinde biteceğine dair bir umut var mı?

Batı, aydınlanmış despot kavramını unutup gitti ve toplumları da kurumlar ve hukuk devletine geçti. Bu durum, kültürel olarak henüz Arap insanının ulaşamadığı seviyeye yükselmiş Batılı insanın niteliksel değişikliğinden kaynaklanmıyordu. Demokrasinin ortaya çıkmasını ve ayakta kalmasını sağlayan unsur, -toplumların mücadelesi ve birçok devrimin yanısıra- Batı’nın tarım uygarlığından sanayi uygarlığına geçişidir.

Bunun manası şudur: İnşa etmekte olduğumuz demokrasiler halen kırılgan; zira modern kurumlarımızı üzerine inşa ettiğimiz iktisadi ve toplumsal temel, yöneten ile yönetilen arasındaki ilişkide geri bir anlayışla, hâlâ tarım uygarlığı sistemine dayanıyor. Bu anlayış çoban-sürü ilişkisi olup çobandan bütün istenen ve beklenen, koyunlarına karşı haddi aşmaması ki, sürü başındaki idarecisine isyana kalkışmasın.

Çok şükür, toplumlarımızın ivme kazanan gelişimi ve çağdaş teknolojik sıçrama, onları adil müstebit yanılsamasına sırtını dönen bir yola girmeye zorluyor; her ne kadar halkın en fakir, en az bilinçli, cahilleştirilmeye ve aldatılmaya en çok maruz kalan kesimlerinde bir despot bulunmaya devam etse de…

Hürriyeti tatmış yeni nesiller

Bu da demek oluyor ki, [iktidarda] ebedi bir rol arzulayanların tamamı, hırçın bir tarihî akıntıya karşı kulaç atıyorlar ve -akıntı tükenip de tarih istedikleri şekilde ters yöne akmaya başlamadan evvel- kendileri bitap düşüp boğulacaklar.

Hürriyeti tatmış yeni nesillerin görevi, biz Araplar da tabaa halklardan vatandaş halklara dönüşene ve köleleştirilmiş halklara sahip müstebit devletlerden kurumlara ve hukuk devletlerine sahip hür halklara geçene kadar bu tehlikeli geri kalmışlara karşı var güçleriyle karşı koymaktır. Ve işte o gün bu nesiller hayır diyecekler, biz artık [1890-1957 yılları arasında yaşamış Lübnanlı şair] İliyâ Ebu Mâdî’nin “laneti”ni bitirdik:

Bir zalim eliyle bir zalimden kurtuluşu diliyoruz
Köle taciri köle tacirinden kurtarmaz
Hiç şüphesiz her gecenin bir sabahı vardır.