GAZZE/CEBALİYE’DEN GELMİŞ HANIMLARLA KISA
GÖRÜŞMELER
Kahire, 12.3.2026
Röportajları yapan: Zahide Tuba Kor
Tercümede yardımcı olan öğrencim Betül Aslan’a
müteşekkirim.
NOT: Blogdaki şahsıma ait bütün yazı, röportaj,
tercüme, fotoğraf ve infografikleri ancak kaynak göstermek şartıyla
kullanabilirsiniz.
NOT: Blogda yer alan 950 küsur içeriğe http://ortadogugunlugu.blogspot.com.tr/2018/01/bu-blogda-neler-var.html linkinden toplu olarak ulaşabilirsiniz.
Ramazan’da tamamı Gazze’nin kuzeyindeki
Cebaliye şehrinden veya mülteci kampından olan yaklaşık 20 kişilik bir grup
kadınla Kahire’de görüşüp kısa hikayelerini dinledim. Cebaliye, Gazze
direnişinin merkezi olup en büyük yıkımı alan bölgelerden biri. Savaşta neler
yaşadıklarını, Kahire’ye neden geldiklerini, Gazze’de kalan yakınlarının durumlarını
ve en önemlisi, Cebaliyelileri direnişçi kılan faktörleri sordum. Buyurunuz
okumaya…
Gazze’de savaş sırasında neler yaşadınız ve
Mısır’a niçin geldiniz?
1. Eskiden beri kuzeyde Cebaliye’de yetimlere,
fakirlere ve yerinden olanlara hizmet veren yerel bir yardım derneğinde
çalışıyordum. Savaş başlayınca ailem Gazze’nin batısındaki güvenli bir bölgeye
sığındı. Ben ise onlarla gitmeyip görevimin başında kaldım. 11 Ocak 2025’te, yani
ikinci ateşkesten kısa süre evvel, Cebaliye’de mültecilerin sığındığı okuldaki
ofisimizin bombalanmasıyla yaralandım. Sıradan bir gündü, biz her zamanki gibi
yetimlere gönderilen yardımları dağıtıyorduk. Birden ofis Siyonist uçaklarınca
bombalandı. Yetim biriminden sorumlu arkadaşım şehit düştü, personelimiz ve okuldaki
sivil insanlar da yaralandı. Her halimize hamdolsun. Bacaklarımdan yaralandım
ve her ikisi de kesildi. Sağ elim ve sırtımda da yanıklar oluştu. Çok şükür
annem ve iki kardeşimle birlikte Mısır’a geldim. Burada protez bacak takıldı,
şu an protezlere alışmak için yürüme egzersizleri yapıyorum. Yanıklarım
iyileşti ancak yanık bölgelerimden estetik ameliyat da olmak zorundayım.
Elhamdülillah.
2. Savaş henüz başlamıştı. 12 Ekim 2023’te
amcamın evi bombalandı. Saldırıda kızı, oğlu ve torunlarının da aralarında
olduğu 13 kişi şehit düştü. Oğullarından biri yedi gün yoğun bakımda kaldı.
Amcam da enkaz altında kaldı, bu süreçte görme ve işitme duyularını kaybetti. Enkazdan
çıktıktan sonra dengesini sağlayamadığından yürüyemez oldu ve tekerli
sandalyeye mahkûm kaldı. Açık yarası ve kanaması olmadığından fark edilemedi.
Meğer enkaz altında aldığı darbeler nedeniyle beyninde sıvı birikmesi oluşmuş,
biriken sıvı duyu merkezine baskı yapmış; bu yüzden dengesini yitirip hareket
edemez hale gelmiş. Düşünün, tuvalet ihtiyacını bile hissedemiyordu. Doktora
götürdük. Doktor gözünü muayene edince başına aldığı darbeyle duyularını
kaybettiğini söyledi. 9 Şubat 2024’te ilk tüpü taktılar, tüp 15 gün takılı
kaldı ama durumu değişmediği gibi daha da kötüleşti. Nöbet geçirmeye başladı;
hareket edemiyor, herhangi bir tepki veremiyor, sadece nefes alabiliyordu.
Hastaneye tekrar götürdük; doktor sıvı birikmesi nedeniyle ikinci bir ameliyat
olması gerektiğini söyledi. 25 Şubat’ta ikinci tüpü taktılar. Tüpü takar takmaz
doktor beyninde başlangıç aşamasında küçük bir tümör olduğunu fark etti ve tedavi
için bizi Mısır’a sevk ettiler. Çok şükür şu an kemoterapi görüyor. Bir
ameliyatla göze baskı yapan ve görmesini engelleyen tümörü aldılar. Ama sıvı
birikmesi yüzünden oluşan diğer tümör büyüyüp duyu merkezlerine yayıldığı için
temizlenemedi. Mısır’daki doktorlar, ameliyat yapmaya cesaret edemedi; ölebilir
veya tamamen felç kalabilir dediler. Böyle bir ameliyatı ancak yurtdışındaki uzman
cerrahlar yapabilirmiş.
Bize gelince, savaş şiddetlenince bir
üniversite binasına sığınmıştık. İki oğlumu geçici sığınma merkezine
dönüştürülen üniversitede hedef aldılar. Biri şehit düştü, diğeri yoğun bakımda
yedi gün kaldı, hayati tehlikesi devam ediyor. Ameliyat olması gerekiyor.
Vücuduna saplanan şarapnel parçaları bedeninin yarısını etkiliyor. Bu yüzden
çalışamıyor, herhangi bir iş yapamıyor. Allah şifasını verecek inşallah. Rabbim
sizlere de lütfu ve keremiyle muamele etsin.
3. Savaş Cebaliye’de gerçekten çok zordu Aileler dağıldı gitti. Ailemden
yaklaşık 80 şehit var. Bütün çekirdek ailemi kaybettim; geriye bir tek ben,
kızım, onun eşi ve çocukları kaldık. Kızım ve onun dört çocuğuyla birlikte
Mısır’dayız. Buraya kızım yaralandıktan üç ay sonra tedavi için geldik. Vücudu
bombardımanda yanmıştı. Gazze’deki üç kız kardeşim dul ve çocukları yetim
kaldı. Alemlerin Rabbine şükürler olsun. Biz ribat yurduyuz, cihat yurduyuz.
Allah’ın bizi bu mukaddes topraklarda yaratmış olmasından gurur duyuyoruz.
Elhamdülillah. Cebaliye’de her ailenin onlarca şehidi var. Eşimin soyadını gelecek
nesillere taşıyacak kimse kalmadı; yeryüzünden silindiler. Her şeye rağmen âlemlerin
Rabbine hamdolsun.
4. Gözlerimden tedavi görüyorum. Babam, eşim, oğlum ve torunlarımdan
bazıları 2024’te şehit düştüler. Elhamdülillah. Kızım yaralandı; iki senedir
tekerlekli sandalyede, hareket edemiyor. Kızımın tüm çocukları da yaralı olup
şu an Gazze’de çok zor şartlarda yaşıyorlar. Hayırseverler onlara bakıyor,
tedavi olamıyorlar. Durumları çok kötü. Erkek kardeşim, eşi ve çocukları da
şehit düştü. Eşimin dört kardeşi, eşleri ve çocukları da şehit. Cebaliye’de
hiçbir şeyleri kalmadı. Dükkanları, işleri, evleri, paraları vardı, her şey
gitti. Akrabalar arasında toplamda 150 şehit, benim kendi ailemde 30 şehit var…
Savaştan evvel altı oğlum, bir kızım vardı. Burada oğullarımdan biri bana
refakat ediyor. Gazze’de hayatta kalan üç çocuğum ve onların da çocukları hepsi
yaralılar. Elhamdülillah.
5. Açlıktan
ölmek üzereydik. Cebaliye’den çıkıp güvenli bir bölgeye doğru gitmeye
çalışırken yolda Yahudiler eşimi esir aldılar. Küçük çocuklarımla ortada
kalakaldık. Oğlum kanser hastasıydı. Bir kampa sığındık. En son kanser hastası
oğlumun tedavisi için buraya geldim. Mısır’dayım ama aklım Gazze’de tek
başlarına bıraktığım çocuklarımda. Gazze’de durum gerçekten çok kötü. Tüm
yıkıma rağmen Gazze’ye geri döneceğiz.
6. Kanser
hastası olan eşime refakatçi olarak Mısır’a geldim; ancak eşim geldikten 15 gün
sonra vefat etti, geri gidemiyorum. İki kızım ve bir oğlum Gazze’de kaldı.
Çadırda kayınvalidem onlara bakıyor. Hafız olan iki kız kardeşim de şehit düştü.
7. Cebaliye
şehrinde yaşıyorduk. 27 Aralık 2023’te yaralandım, keskin nişancı ateşiyle
boynumdan ve sırtımdan vuruldum. Sol tarafımdan kısmi felç oldum,
yürüyemiyordum. Mısır’a iki sene evvel geldim, tedavi görüyorum. Sol bacağımdan
yürürken aksamaması için tendon uzatma ameliyatı oldum. İnşallah zamanla daha
iyi olacağım.
8. 14
yaşındaki çocuğumun tedavisi için Mısır’dayım. Gazze’de evimi kaybettim, eşim
yaralandı ve birçok akrabamız şehit oldu. Çadırlarda hayat çok zor. Elektrik
olmadığından gece çocuklarım ağladığında onları göremeden teselli etmeye
çalışıyordum. Kışın hava çok soğuk, çadırlar sular altında kalıyor. İçecek
temiz su yok. Tuvalet-banyo yok. Umumi tuvaletler uzakta, çocuklar gece nasıl
gidecekler? Geceleri ya kova bulundurmak gerekiyor ya da çocuklar altına
yapıyor. Gündüz de tuvalet kuyruğu var. Tıbbi malzemeler de çok pahalı.
Gazze’dekiler için hayat diye bir şey kalmadı.
9. Eşimi ve
dört çocuğumu kaybettim. Bombardımanda yaralandığımda işitme kaybı yaşadım,
hala az işitiyorum. Yine saldırıda bedenim yandı. Gerekli ilaçlara
ulaşamıyorduk, ağrıkesici bile yoktu. Yaralanmamdan üç ay sonra Mısır’a tedavi
için gelebildim; bu süreç zarfında tedavi göremediğim için çok kötü
vaziyetteydim.
10. Eşim de
ben de kanser hastasıyız. 2025 Ramazan’ında Mısır’a geldik. Bir senedir tedavi
görüyoruz. Kaç defa ameliyat olduk. İyileşeceğiz inşallah. Bir kızım, bir de
oğlum var.
11. Savaş çok
zordu. Çocuklarımız yaralandı, yakınlarımız şehit düştü, evlerimiz yerle bir
oldu. Savaştan önce güzelce yaşayıp gidiyorduk, savaşla birlikte sahip
olduğumuz her şeyi yitirdik.
12. Tüm
kuşatmaya, açlığa rağmen Cebaliye halkı olarak direndik. Öyle bir noktaya
vardık ki hayvan yemlerini öğütüp ekmek yapıp yedik. Savaşı tüm şiddetiyle ve
her boyutuyla yaşadık. Kuzeydekilerin durumu en zoruydu. Güneydekilerin en
azından yiyecek lokması vardı. Güneydekiler savaşın şiddetinin anca yüzde 20’sini
yaşamıştır, ama kuzey yerle yeksan oldu. Bugün biri gidip evini aramaya kalksa
bırakın evini, evinin bulunduğu mahalleyi bile bulamaz. Her şeye rağmen
alemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun. Hayattayız, çok şükür.
13. Biz
Cebaliye’de açlıktan ağaç yapraklarını pişirip yedik. Bir ay boyunca ekmek yüzü
görmediğimiz oldu.
14. Kanser
hastası olduğum için başkaları gibi koparılan otları veya yaprakları
yiyemiyordum. Beş gün boyunca yiyecek hiçbir şey bulamadığım dönemler oldu.
Açlıktan 40 kiloya kadar düştüm. Çok şükür Mısır’a geldik, burada daha iyiyiz.
Ama çocuklarım Gazze’de kaldılar.
15. Gazze’ye
gelen yardımları tüccarlar alıp çok pahalıya satıyorlar. Şu an gıda var ama
satın almak gerekiyor ve fiyatlar aşırı pahalı.
16. Anne karnındaki
çocuklar bile engelli doğuyor. Bu kadınlar savaşta ikinci bir felaket yaşıyorlar.
Savaş sırasında kızım iki çocuğu doğurdu; ikisi de yoğun bakımda kaldı. Geçen
sene doğan ilki çocuk hala hasta. Diğer üç aylık olup şu an yoğun bakımda.
Allah yardımcısı olsun, merhametiyle muamele etsin. Doktorlar yaşaması %1 ihtimal
diyorlar.
17. Gazze’de
ilaç da dahil hiçbir şey yok. Hayat o kadar zor ki. Felçli bir kızım var, bazen
ona bez bile bulunamıyor. Keza yaralı oğluma da gereken ilacı bulmak zor.
Gazze’de tedavi olamıyor, tedavi için yurtdışına da çıkamıyor. Gazze’de durum
tam anlamıyla bir felaket. Sular kirli, yaşadıkları çevre kirli ve sağlıksız.
Ne giyecek kıyafetleri var ne de yiyecek yemekleri.
18. Hepimiz
çocuklarımızı ve ailelerimizi Gazze’de bırakıp Mısır’a geldik. Onlara ne zaman
kavuşacağız, ne zaman geri dönebileceğiz diye düşünüp duruyoruz. Gazze’de yaşadıkları
tüm zorluklara rağmen onları düşünmediğimiz, onlarla beraber olmak
istemediğimiz tek bir an yok. Burada içimiz hiç rahat değil. Her şey için
Allah’a hamdolsun.
19. Adım
Melek, 16 yaşındayım. Mısır’a 13 yaşında tedavi için geldim. Uzun süre
yürüyemedim, tekerlekli sandalyeye bağımlıyım. Tekrar yürüyebilmek için fizik
tedavi görüyorum. Ameliyat olunca rahatlayacağım. Hamdolsun iyileşiyorum. Allah’a
şükür biz iyiyiz, bizden daha kötü durumda olanlar var.
Cebaliyeliler
Gazze’nin en dayanıklı, sabırlı ve direnişçi kesimi. Neden? Sizin diğer
Filistinlilerden farkınız nedir?
Hep bir
ağızdan dediler ki “Rabbimiz sayesinde…”
Amenna,
Allah’ın verdiği güç olmasa bunu başaramazdınız. Ama buna ilave faktörler de
olmalı, öyle değil mi? Aralık 1987’de Birinci İntifada da Cebaliye mülteci
kampında başlamıştı. Neden sizin direniş ruhunuz daha kuvvetli?
1. Biz ölümden
korkmuyoruz. Ayrıca nesillerimiz iman, din, Allah yolunda cihad ve vatan
sevgisiyle yetiştirildi.
2. Cebaliye
halkı cihada âşık bir topluluktur. Bu şekilde yetiştirildik. Akidemize ve
dinimize bağlılığımız daha kuvvetlidir.
3.
Çocuklarımızı davamıza sahip çıkmaları ve gerekirse davamız uğrunda savaşmaları
idealiyle yetiştiriyoruz.
4. Cebaliyelilerin
dünya hayatında gözleri yoktur, ahirete âşıktırlar. Direnişçisi ve şehidi
olmayan aile yoktur.
5. Cebaliye
halkı çiftçiler ve sivillerden oluşur. Allah’ın hikmeti bu ya, direnişi
genellikle devlet kurumlarında çalışmayanlar yürütür. Cebaliye Mülteci Kampı,
dünyada nüfus yoğunluğu en yüksek kamptır. Erkek-kadın hepimiz camilerde
yetiştik. Diğer bölgelere nazaran en fazla dinî öğretiyle yetişenleriz. Bizde
cihat aşkı ağır basar.
Peki, sizin
üzerinizde en çok etkisi olan şahıslar kimler veya kurumlar neler?
1. Camiler…
Hepimiz cami halkalarına bağlıyız. Çocuklarımızı küçüklükten itibaren gönülleri
camilere sıkı sıkıya bağlı yetiştiririz. Cebaliye halkının kendine örnek aldığı
şahsiyet, sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemdir. Biz ne yaşarsak
yaşayalım Peygamberimizin yaşadığı sıkıntılarla ölçülemez. Eğer dünyada rahat
yüzü olsaydı en başta Peygamber Efendimiz rahat yaşardı. Biz bu şiar üzerine
hayatımızı yaşıyoruz.
2. Cebaliye,
en baştan beri Kassam Tugaylarının ana merkezi, Gazze direnişinin kaynağıdır.
Savaşlar hep Cebaliye’den başlardı. Daha önceki savaşlarda da bombardımanların
ve saldırıların yoğunlaştığı yerdi; diğer bölgeler Cebaliye kadar etkilenmezdi.
Ama bu sefer ayakta tek bir bina, hayata dair hiçbir şey bırakılmamacasına tamamen
yerle bir edildi. Çünkü Siyonistler HAMAS’ın en çok buradan beslendiğini
biliyorlardı.
Cebaliye’de
hala yaşamaya çalışanlar var m?
Eşim,
çocuklarım ve torunlarım Gazze’nin batısına doğru göç etmişti; ama ateşkes
olunca Cebaliye’deki kampımıza geri döndürdüler. Koskoca şehir yok oldu. Onlar
yıkımın ortasında çadır kurdular, saldırılar hala daha devam ettiği halde. Hayat
orada çok zor, hatta hayat yok diyebiliriz. Cebaliye’ye giden ulaşım aracı da
yol da yok. Yiyeceğe ve suya ulaşmak çok zor. İnsanlar gelen gıda yardımlarıyla
karınlarını doyurmaya çalışıyorlar. Bir hastanın hastaneye ulaşması için
kilometrelerce yürümesi gerekiyor. Bazı kuruluşlar yeni yeni Cebaliye’ye yakın
bir bölgede sağlık hizmetleri vermeye başladı. Ama sağlık merkezi yok.
İnsanların topraklarını terki reddetmesi ve yaşadıkları yere dönme ısrarı
sayesinde Cebaliye biraz olsun hareketleniyor. Rabbimize razıyız. Direnmeye
devam ediyoruz. Biz inatçı bir halkız, Allah’ın izniyle geri döneceğiz.