13 Nisan 2026 Pazartesi

GAZZE KOMİTESİ: “GAZZE’DE SİLAHSIZLANMA OLMADAN NE GÜVENLİK NE YENİDEN İNŞA MÜMKÜN”


“GAZZE’DE SİLAHSIZLANMA OLMADAN NE GÜVENLİK NE YENİDEN İNŞA MÜMKÜN”

Ali Şaas (inşaat mühendisi, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi Başkanı) & Adnan Ebu Verde (hukukçu, Komitenin Adaletten Sorumlu Üyesi)

Röportajı yapan: Zahide Tuba Kor

Kahire/Mısır, 13.03.2026

Bu röportaj 13.04.2026 tarihinde Fokus+ internet sitesinde yayınlanmıştır. https://www.fokusplus.com/roportaj/gazze-komitesi-baskani-silahsizlanma-olmadan-ne-guvenlik-ne-yeniden-insa-mumkun   

 


NOT: Blogda yer alan 950 küsur içeriğe http://ortadogugunlugu.blogspot.com.tr/2018/01/bu-blogda-neler-var.html linkinden toplu olarak ulaşabilirsiniz.

 

14 Ocak’ta 15 Gazzeli teknokrat ve profesyonel meslek sahibinden müteşekkil Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi kuruldu. Siz de bu komitenin başkanı seçildiniz. Öncelikle, üstlendiğiniz türlü zorluklar ve meydan okumalarla dolu yeni görevinizde başarılar dilerim. Sizce önünüzdeki en büyük engeller neler?

Ali Şaas: “Büyük işler, büyük azimkarlara nasip olur.” [Meşhur Arap şairlerinden el-Mütenebbî’den bir mısradır.] Öncelikle Filistin; yalnızca Arapların, Müslümanların ya da bu coğrafyanın insanlarının değil, dünyadaki tüm azimli ve dürüst insanların yaşananlar karşısında büyük çaba sarf ederek mücadele yürütmesini hak ediyor. Dünya yok olup giden bir halka karşı her gün uygulanan zulmü, kurumların yıkılışını ve katliamları seyrededursun çeyrek milyon Gazzeli şehit düştü, yaralandı, esir alındı veya enkaz altında akıbetleri bilinmiyor. Bütün bunlara seyirci kalındı. Uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuk işletilmedi. Uluslararası Adalet Divanı ve diğerlerinin aldığı tavsiye kararları uygulanmadı. Sonunda Amerika Başkanı Donald Trump, cesurca bir kararla Gazze için yirmi maddelik bir planı taraflara kabul ettirdi. Başta Hamas olmak üzere Filistinli gruplar da bu savaşın ve katliamın son bulması için kararı onayladı. Bu anlaşmaya binaen, ateşkesin sahada fiilen uygulanması için çok önemli bir kaldıraç oluşturan ve ızdırap içindeki felaketzede halkımıza mümkün olan her türlü yardımı sunmak için gerekli temelleri ortaya koyan BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı 17 Kasım 2025’te kabul edildi. Bu, çok önemli bir uluslararası karar olup uygulamaya geçirme görevi de bize nasip oldu. Görevimiz, Gazze’deki kardeşlerimize yardım ulaştırmak ve ihtiyaçlarını karşılamak için sahaya inmek.

Dünya bize ne gibi engeller olduğunu soruyor. Engel, işgalin kendisi. Neden görmezden gelip kafamızı kuma gömüyoruz? Neden deve kuşu misali davranıyoruz? Halihazırda işgal, Gazze’ye herhangi bir şeyin girişi önündeki en büyük engel. Her şeyi “çifte kullanım” statüsüne sokuyor [yani hem sivil alanda hem de silah üretiminde kullanılan malzeme sayıyor]. Teneffüs ettiğimiz havayı bile neredeyse çifte kullanım olarak görecek! Malumunuz, hava da hidrojen ve oksijenden oluşuyor! Bu, kabul edilebilir değil ama maalesef dünya seyretmekle yetiniyor. Çözüm ne diye soruluyor. Oysaki çözüm çok açık: İsrail, Gazze’den tamamen çekilmek zorunda. 

Haklısınız, ama İsrail’in kısa sürede çekilmeyeceği de aşikâr… 

Ali Şaas: Evet, kısa sürede bu mümkün değil. Çünkü İsrail, Trump’ın planındaki silahsızlanma şartı yerine getirilmediği için buna direniyor. Arabulucular hala silahların teslim mekanizması ve silahsızlanma konusunda sahadaki silahlı gruplarla anlaşma sağlayabilmiş değil. Sonuçta mesele, şu an içinden çıkılmaz bir halde. 

İsrail Gazze’ye girişinize izin vermediği için görevinizi Kahire’den yürütüyorsunuz herhalde, öyle değil mi?

Ali Şaas: Mesele, İsrail’in izin verip vermemesi değil. Komite olarak Gazze’ye girdiğimizde teçhizatımız, güvenliği sağlayacak polisimiz olmalı. Polisler seçilip Mısır’da eğitilmeye başlandı. Önce silahların toplanması gerekiyor ki sahada güvenliği sağlayabilelim ve halka eğitim, sağlık gibi temel hizmetleri sunabilelim. Polisimiz olmadan sahaya gidersek herhangi bir çatışmayı veya kabilevi, ailevi veya hukuki bir sorunu nasıl çözeceğiz? Silahlar tek elde toplanmalı, tek bir otorite ve tek bir hukuk olmalı yoksa orman kanunları hâkim olur, herkes birbiriyle çatışır. Bunu engellemek için işleri doğru sıralamayla yapmalıyız. Bunun için de öncelikle silahlı örgütlerin, sıradan halkın, kabilelerin ve diğer herkesin ellerindeki silahları teslim mekanizması konusunda bir uzlaşmaya varılması gerekiyor. 

Orman kanunları hâkim olursa Filistinlilerin kendini geliştirmesi, eğitim alması ve vermesi, insanca yaşaması, milli iktisadi kurumları inşa etmesi mümkün olmaz. İşleri doğru sırayla ve uzlaşmayla yapmak zorundayız. Komitemiz, anlaşma çerçevesinde, Gazze’ye polisleriyle ve Amerikan Başkanı Trump’ın kısa süre evvel [19 Şubat 2026] Washington’da toplanan Barış Kurulu’nda ilan edilen Uluslararası İstikrar Gücü’yle birlikte girecek.

Barış Kurulu’nun ve bilhassa kurul başkanı Donald Trump’ın Gazze’yle ilgili hiçbir şey bilmemesi kanaatimce büyük bir problem. Ne dersiniz?

Ali Şaas: Amerikan Başkanı Trump’ın bizzat Gazze’ye gidip sahayı görmesi gerekmez. Onun büyük bir yönetim kadrosu, bakanları ve ekipleri var. Gazze sınırına yakın Kiryat Gad’da Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi (CMCC) kuruldu ve yaklaşık 400 Amerikalının yanı sıra BM ile birçok ülkeden de yetkililer burada görev yapıyor. Toplanan bilgiler ve hazırlanan planlar Trump’a sunuluyor. Jared Kushner ve Steve Witkoff gibi isimlerden oluşan, sahada bizimle ve CMCC’yle çalışan büyük bir ekibi var. Barış Kurulu’ndaki kırk devlet veya hükümet başkanından hiçbiri Gazze’yi gidip de görmüş değil. Ama aralarında Arapların ve Müslümanların da olduğu hükümetler, Gazze’yle ilgili mali yükümlülükleri üstlendiler ve mesela Endonezya 8.000 polis gönderme kararı aldı. Endonezya Cumhurbaşkanı da Gazze’yi görmüş değil. Filistin uluslararası bir mesele haline geldi ve bu çok önemli ateşkes kararı alındı, ardından barış için çeşitli müesseseler ve mekanizmalar oluşturuldu.

Komitenin başarıya ulaşma şansı var mı? Belki yanılıyorumdur ama ilan edilen plan sahada pek gerçekleşebilir gibi görünmüyor.

Ali Şaas: Her şey Allah’ın elinde. Allah bize başarmayı takdir ettiyse, bu küçücük komite ölüm döşeğindeki Gazze halkını ayağa kaldırmakta muvaffak olur. Denemek zorundayız, çünkü sessizlik ve bekleyiş daha fazla insanın ölmesine, daha fazla çocuğun cahil kalmasına neden oluyor. Kaybedecek hiç vakit yok, bir an evvel harekete geçmeliyiz. Türkiye’ye gelip Sayın Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı ile de görüştüm. Dün de [12 Mart] Kahire’de konuyla ilgili bir Türk ekiple görüştük. Herkes büyük emek ve özveriyle çalışıyor. Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde Türkiye’nin ateşkesin uygulanması ve Gazze’de güvenliğin ve barışın sağlanması için gösterdiği muazzam çabaları takdirle karşılıyor ve teşekkür ediyorum. 

Adnan Ebu Verde: Anlaşma uygulanmasaydı çok büyük bir yıkım bizi bekliyor olacaktı. Başka bir çözüm yok. Bundan geri dönüş seçeneği de yok. Biz bunu sürdürme ve başarıya ulaştırma konusunda kararlıyız. Eşimizi ve çocuklarımızı geride bırakıp Gazze’ye hizmet için Mısır’a geldik ve bu konuda ısrarcıyız.

En büyük engelimiz, uluslararası toplumun tam desteğini görememek; bu, kabul edilebilir değil. Gece gündüz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama daha fazla desteğe ihtiyacımız var. Dünyanın bizim arkamızda durması gerekiyor. Ayrıca sahada olmamız lazım. Sahanın problemleri kolay çözülebilir değil. En önemli problem, silahlı grupların varlığı olup çalışmalarımız önünde tam bir engel. Güvenlik güçlerimiz olsa bile silahların gölgesi altında Gazze’de kontrolü sağlayamayız, iç çatışmalar yaşanır ve bu da işimizi tamamen olumsuz etkiler. Şu an silahlı çeteler gelen yardımları ele geçiriyor. Giriş-çıkışlar İsrail’in kontrolünde. Elimiz kolumuz bağlı. İsrail’in sınır kapılarından çekilmesi ve bize bir fırsat tanınması lazım. Türkiye ve Katar’ın bağışladığı konteynerlere acil ihtiyaç var. Ama İsrail bu konteynerleri çifte kullanım statüsünde saydığından içeri sokmuyor. Evsiz nasıl yaşayacağız? Çadırlardakilere konteyner bile sağlayamayacaksak ve halkımıza onurlu bir hayat sunamayacaksak, ne işe yarayacağız? Problemler işte böyle. Başkanımız gece gündüz koşturuyor, sürekli görüşmeler yürütüyoruz. Başkanımız hiç boş durmadığından bu röportaj için randevuyu dün akşam ancak alabildim. Destek istiyoruz dünyadan. 

Gazze, yeniden inşa için kritik önemdeki çok değerli akademisyenlerini, doktorlarını, profesyonel meslek sahiplerini İsrail bombardımanlarında yitirdi…

Adnan Ebu Verde: Bakın, Gazze’de hayat diye bir şey kalmadı. İnsanlar yaşamıyorlar. Tuvalet ihtiyaçlarını kuma gidermek zorunda kalan bir halktan bahsediyoruz. Durumun vahametini buradan anlayın. Su olmadığından yıkanamıyorlar. İnsanlara yaklaşırken kötü kokuyu hemen alıyorsunuz; neden böyle diye sorduğunuzda yıkanamadıklarını anlatıyorlar. İnsanlar o kadar yorgun ki. Sıkıntıları o kadar büyük ki. 

Bu savaş, uzun ve yıkıcı her savaş gibi, ahlaki bozulmaya da yol açtı…

Ali Şaas: Bunların hepsi yaşanan felaketlerin bir yansıması. Başkan Trump’ın Barış Planı gerektiği gibi uygulanırsa çözülür; yani İsrail Gazze Şeridi’nden tamamen çekildiğinde, Filistin kolluk kuvvetleri kurulduğunda, Gazze sınırlarını korumak üzere Uluslararası İstikrar Gücü konuşlandırıldığında ve Filistin polis gücü düzeni ve kanunların uygulamasına sağladığında hepsi hallolur. Kanunların uygulanması için de silahlı grupların dağıtılıp tek otorite, tek hukuk sistemi ve tek silahlı güç altında bir düzenin dayatılması gerekiyor. Daha fazla savaş ve silah istemiyoruz, artık yeter. Çeyrek milyon Gazzeliyi yitirdik. Ülkemizi yeniden inşa etmek istiyoruz. Görevimizin zor olduğunu söylediniz; hayır, işimizde başarılı olacağız. Çünkü biz Gazzeliyiz ve Gazze’yi yeniden inşa edeceğiz, Başkan Trump’ın desteğiyle barışı sağlayacağız inşallah. 

Adnan Ebu Verde: Başarılı olacağımıza inancımız tam. Yeter ki doğru şartlar altında Gazze’ye girebilelim. Gazze’yi yeniden inşa edeceğiz ama takdir edersiniz ki bu süreç silahsızlanma şartına bağlı. Barış Konseyi’nde toplanan paralar bloke edilmiş durumda ve ne yaparsak yapalım -anlaşmanın şartları gereği- silahsızlanma gerçekleşmeden ve Hamas yönetimden tamamen çekilmeden parayı kullanamayacağız. 

Diyelim ki silahsızlanmayı sağladınız. Peki İsrail’in Gazzelilere bakışını değiştirebilecek misiniz? İsrail’in barış istemediği aşikâr. 

Ali Şaas: İsrail’in barış isteyip istemediği, Gazze’den çekilip çekilmeyeceği tartışmaları birer spekülasyondan ibaret. Biz Hamas’ın ABD ile vardığı anlaşmaya ve Güvenlik Konseyi’nin bu anlaşmaya binaen aldığı 2803 sayılı karara göre yol alıyoruz. Bu plana göre silahlar bırakılacak. Biz Mısır’ın Şarm eş-Şeyh şehrindeki konferansta bunu onayladık. Sekiz sponsor ülke ile Türkiye, Mısır ve Katar’dan müteşekkil üç arabulucu ülke var. Bu ülkeler anlaşmayı uygulatmakla yükümlüler. Anlaşmanın uygulanmasıyla bu tür spekülasyonlar da geçersizleşecek. İsrail’in Gazze’ye tekrar girişini engelleyecek uluslararası bir güvenlik gücünün gelmesi gerekiyor. Bu spekülasyonları sona erdireceğiz ki Gazze özel bir ekonomik bölgeye dönüşerek yeniden canlanabilsin. Dünyanın gözü önünde nesillerimizin artık ölmemesi için silahların bırakılması gerekiyor. Artık yeter. 

Peki Barış Konseyi’nin yapısı bunun için uygun mu? Çünkü en tepede Trump ve dünya liderleri, onun altında bir Yürütme Konseyi var, en son başkanlığını yaptığınız Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi geliyor. Bu üç yapı arasında bir uyum ve eşgüdüm var mı?

Ali Şaas: Barış Konseyi yalnızca Filistin için değil, dünyada yaşanan tüm savaşlar ve sorunlar için kuruldu. Barış Konseyi’nin altında Yürütme Konseyi var. Çünkü liderler tüm gün oturup da toplantılar yapıp çalıştaylar düzenleyemezler; onlar adına çalışacak akıl insanlar, iş insanları ve düşünürlerden müteşekkil böyle bir yürütme konsey kuruldu. Bu, uluslararası çapta bir yapı. Dünyanın farklı yerlerindeki sorunlara farklı komiteler bakacak. Bu bağlamda Filistin özelinde çalışacak Gazzeli vatansever uzmanlar ve profesyonel meslek sahiplerinden müteşekkil Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi, BM Güvenlik Konseyi kararına binaen oluşturuldu. Sayın Nickolay Mladenov’un yüksek temsilci olarak atandığı Yürütme Konseyi’ne bağlı bu özel komite, Filistin konusundaki en üst mercii konumunda. Gazze Yüksek Temsilcisi Mladenov’un ofisi, Barış Kurulu ile teknokratlardan oluşan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibatı sağlıyor. İşleyişte herhangi bir problem yok. Mladenov, Filistin’in temsilcisi değil, 40 devletten oluşan Barış Konseyi’nin temsilcisi. 

Adnan Ebu Verde: Mesela finansman ihtiyacımız olduğunda Mladenov aramızdaki bağlantıyı kuruyor. Dünya Bankası aracılığıyla finansmanı sağlayan Barış Konseyi. Tabii ki harcamalar da bazı şartlara ve prosedürlere tabi. Bunlar yerine getirilmezse finansman sağlanmaz, bilhassa imar planları için. İçeriye yardım ulaştırmak mümkün, ama yeniden inşa ve imar başlı başına bir konu ve hiç kolay değil. 

Son olarak, Gazze’ye hizmet noktasında öncelikleriniz neler?

Ali Şaas: Önceliğimiz, ilgili silahlı gruplar ile ABD, Katar, Mısır ve Türkiye arasında müzakereleri devam eden anlaşmanın tamamlanmasının ardından Refah Sınır Kapısı’nın giriş-çıkış her iki yöne de tamamen açılması ve böylelikle hastalar, öğrenciler ve ihtiyaç sahipleri dışarıya çıkarılırken Mısır’da ve diğer ülkelerde kalakalmış olup Gazze’ye dönmek isteyenlerin de geri dönüşünün sağlanması. Ayrıca ilk etapta 30-40 bin konteyner getirip ailelerin yerleştirilmesi. 40 bin konteyner yaklaşık 50 milyon dolar demek. Bu çok büyük bir meblağ. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 70 bin konteyner göndermeye hazır olduklarını söyledi; bu cömert bağış için kendisine müteşekkiriz. Katar ve Mısır da konteyner göndermeye hazır. Şu an Mısır/Ariş’te bekleyen 7000 konteynerin Gazze’ye sokulması gerekiyor. Bu şekilde Gazzelilere biraz olsun nefes aldırmak, onları konteynerlerde de olsa onurlu bir şekilde yaşatmak istiyoruz. Çünkü yeniden inşa süreci ve kısmen hasarlı binaların tamiri vakit alacak. Bu şartlar altında kaç kış geçirildi, insanımızın takati kalmadı. 

İki seneyle sınırlı idari yetkisi olan geçici bir komiteyiz. Siyasetçi değiliz, herhangi bir siyasi grubu temsil etmiyoruz. Komite olarak halkımıza hizmet etmek istiyoruz. Gazze’ye girer girmez insanları konteynerlere yerleştirmek; elektrik, su, sağlık ve eğitim başta olmak üzere sosyal ve ekonomik alanda hizmet götürmek istiyoruz. Ekonomiyi canlandırmak zorundayız. 

70 milyon ton büyüklüğünde bir enkaz var. Bu enkazı geri dönüştürerek inşaatlarda, yol yapımında ve -Gazze’nin yüzölçümü küçücük olduğundan genişletmek için daha evvel tıpkı Japonya, Çin, Singapur, Bahreyn, Katar, BAE vb. ülkelerde yapıldığı gibi- denizden arazi ıslahında kullanarak bertaraf etmemiz gerekiyor. Ayrıca bu 70 milyon ton büyüklüğündeki enkazı köprülerin inşasında ve havaalanı, liman, enerji santralleri gibi büyük altyapı çalışmalarında kullanmak istiyoruz. Tüm bunlar bizim önceliklerimiz.

Ana önceliğimiz ise insan. Filistinlilere onurlu hayatlarını geri vermek. Bunun için de sınır kapılarının açılması, insanların konteynerlere yerleştirilmesi, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, iki buçuk senedir kesik olan eğitim hizmetlerine başlanıp telafi eğitimlerinin yapılması ve Gazze’de Arap dünyasının en iyi üniversitesini kurarak burayı bir ilim yuvasına ve bilgi fenerine dönüştürmek hedeflerimiz arasında. 

Adnan Ebu Verde: Biz şu an her türlü iletişim için bir elektronik sistem kuruyoruz. Yine Gazze’de e-devlet kurma hazırlığı içindeyiz. 

Peki adaletten sorumlu yetkili olarak sizin öncelikleriniz nedir?

Adnan Ebu Verde: Gazze’de her şeye sıfırdan başlıyoruz. Ne yargı ve savcılık makamları ne de şeri mahkemeler kaldı. Gazze’de hakimleri ve savcıları atayarak adalet sistemini ve mahkemeleri sıfırdan kurmak zorundayız. Konteynerler istedik ki en azından geçici mahkeme salonları olarak kullanabilelim. Bir hakim çadırda işini yapabilir mi? Gazze’de ev yok. Komite olarak yerleşebileceğimiz bir bina bulamadık. Hepsi yerle bir olmuş durumda. İşimiz hiç kolay değil. Önümüzde binlerce engel var. Bu engelleri aşmaya çalışıyoruz ama tek başımıza aşama kaydedemiyoruz. Uluslararası desteğe acilen ihtiyacımız var. Türkiye, Katar, Mısır gibi ülkelerin rolü çok ama çok önemli. Bilhassa Türkiye Hamas’a baskı kurma ve etkileme noktasında son derece önemli bir aktör. İlk başta motivasyonumuz gerçekten çok yüksekti ama artık azalıyor. Her şeye rağmen başarıya ulaşmakta ısrarcıyız.

Yoğun mesainiz arasında vakit ayırdığınız için müteşekkirim. Yeni görevinizde muvaffakiyetler diliyorum. 

Ali Şaas: Türk halkına sevgilerimi iletiyorum. Türk halkının Filistin halkına yaptığı yardımlar yeter. Allah sizden razı olsun.

(NOT: Röportajın ilk tercümesini yaparak işimi kolaylaştıran sevgili öğrencim Betül Aslan'a müteşekkirim. Ayrıca röportajda anlaşılamayan kısımların manası için danıştığım Gazzeli Nihad Abunnasır hanımefendiye de yardımları için çok teşekkür ederim.)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder